“Ney üflemek sabır sınırlarını zorlayan bir şey”

Beşiktaş’tan ayrıldığında üzülmüştü; ama sıkıntılarını üflediği ney sayesinde atan Mehmet Sedef artık daha sabırlı ve güçlü


Futbola Beşiktaş altyapısında mı başlamıştın? 
Okulun bahçesinde futbol oynadığımı gören bir hocam beni Beşiktaş’ın seçmelerine götürmüştü. Rahmetli babam futbolu pek sevmediği için bunu duyduğunda pek sıcak bakmadı. Abim babamı ikna etmişti. İlk iki seçmeye girdikten sonra beni bir daha çağırmamışlardı. Tam beni beğenmediklerini düşünürken antrenmanlara çağırdılar ve dokuz yaşımda Beşiktaş’ta oynamaya başladım.

O günleri şimdilerde nasıl anıyorsun?
Futbolu çok seviyordum. Her gece maça çıkacakmış gibi giyinip yatıyordum. Sabahları kramponlarımı boyuyordum. İnönü Stadı’na top toplayıcı olarak gideceğim maçlardan önce uyuyamıyordum. Alpay abiye çok özenirdim. 17 yaşımda A takıma çıktım. Bütün yaş kategorilerinde oynamıştım. O zaman altyapıda Serpil Hamdi Tüzün vardı. Çok şampiyonluklar kazanmıştık. Serpil hocanın kurduğu düzeni yabancı futbolcu sevdaları yüzünden yıktılar.

Beşiktaş A takımına nasıl çıkmıştın? 
Herkes beni A takıma Rıza Çalımbay’ın çıkarttığını sanıyor ama beni aslında Del Bosque çıkartmıştı. Del Bosque beni ilk oynatacağı hafta kovulmuştu. Benimle A takımla ilgili konuşurken kovulduğunu televizyonda geçen altyazıdan öğrendi. Hepimiz çok üzüldük. Bütün futbolcular onu bir baba gibi seviyordu. O gittikten bir gün sonra Rıza hoca geldi. Beni “Sen kimsin?” deyip altyapıya gönderdi. Birkaç gün sonra A takımın bir hazırlık maçı için altyapıdan beş oyuncu istediler. Ben de seçilmiştim. O maçta bir asist yaptım, bir de gol attım. Rıza hoca “Bu çocuk kim?” diye sorup beni A takıma aldı.

A takımda oynadığın ilk maçın hangisiydi? Senin için nasıl bir gündü?
Akçaabat Sebatspor maçıydı. Onlar küme düşmüştü bizim de iddiamız yoktu. Oynadığım en iyi maçlardan biriydi. Sahada hayran olduğum insanlar vardı. Pancu, Tümer Metin, Ahmet Dursun… O maçı daha sonra tekrar izledim. 90 dakikada iki pas hatası yapmışım. Hedefsiz bir maç olması beni rahatlatmıştı. Çok zayıftım o zaman, saçlarım kısaydı.

O maçtan sonra A takımda kalabildin mi?
Rıza hoca beni bir sonraki sezonun başında yine kampa götürmedi. Rıza hocayla çok git gel yaşadım.

Tigana’yla aran nasıldı? 
Bana değer verdi. Sadece beni değil bütün gençleri önemsedi. Tigana zamanında da A takıma gidip geldim ama o benimle konuşup açıklamasını yapıyordu. “A takım oyuncusu olduğunu biliyorum ama maç kondisyonun olsun diye seni göndermek zorundayım” dedi bana. Gençlerle 73 puan topladık. Türkiye Kupası’nı, Süper Kupa’yı kazandık. Türkiye’de başarı kriterleri çok farklı olduğu için Tigana gibi hocalar harcanıyor. Tigana’dan sonra Ertuğrul Sağlam geldi. Ben yine A2’ye gidip geliyordum ve artık 20 yaşıma gelmiştim. 21 yaşıma geldiğimde Ertuğrul hocaya “İlk 18’e giremeyeceksem beni gönderin” dedim. O da “Kalırsan başarılı olacağını biliyorum ama gitmek istersen sana referans olurum” dedi.

Ve senin için 1. Lig günleri başlamış oldu… 
İlk hatamı o günleri başlatarak yaptım. Sabırlı olsam bambaşka şeyler olabilirdi. Kiralık gittiğim yerde kendimi geliştireceğimi düşündüm ama sakatlıklardan dolayı bu uzun sürdü.

Beşiktaş’ın Liverpool’a 8-0 yenildiği maç sırasında o maçın kara leke olacağını düşünmüş müydün?
O maçta ilk 11 çıkacağımı kimse beklemiyordu. Ben de beklemiyordum. 77 dakika oynadım. 5-0 olduğunda oyundan alındım. O dakikadan sonra zaten “Maç bitsin de gidelim” demeye başlamıştı herkes. Ben oyundan çıkarken 6-0 oldu.

Altay’a kiralandığın dönem nasıldı?
Sakatlıklardan başımı kaldıramadım. Play-off’lara kalmıştık o sezon. O maçlarda oynayamamıştım ama o sezon benim için önemli bir tecrübeydi.

Oradan da Çaykur Rizespor’a gittin. Beşiktaş’a dönememek senin için yıkım olmalı…
Rizespor’da bir sezon kiralık oynadım. Sonraki sezon bonservisim elimdeydi. Beşiktaş sözleşme yenilemek istedi ama yine kiralık göndereceğim için kabul etmedim. O da benim için hataydı ama o dönem kiralık oyuncu olmak gerçekten çok canımı sıkıyordu. Konyaspor’a gittim, orada Ziya Doğan ve Yılmaz Vural’ın çabasıyla küme düştük!

Müzikle ilgilenmeye ne zaman başladın? 
Konya’da Mevlana’nın vuslat yıldönümüne gitmiştim. Orada dinlediğim neyzenden çok etkilenmiştim. Ertesi gün bir ney siparişi verdim. Bir yandan da tasavvufa merak sardım. Tasavvufla ilgili kitaplar okumaya başladım. Ney üflerken kendimi çok iyi hissediyorum. Onunla konuştuğumu düşünüyorum. Sıkıntılarımı ona anlatıyorum.

Kaç gün sonra neyinden ses çıkarmayı başardın? 
Bir hafta içinde ses çıkarmaya başlamıştım ama ara ara ses çıkaramadığım oluyordu. Bazen çok iğrenç sesler çıkıyordu! Bazılarının aylarca ses çıkaramadığını duyunca bunun normal bir şey olduğunu anladım. Ders de almadığım için başlarda biraz zorlanmıştım.

Beşiktaş günlerini konuşurken sabırdan bahsetmiştik. Ney üflemek, tasavvufla ilgilenmek seni daha sabırlı bir insan yaptı mı? 
Kesinlikle değiştim. Ney üflemek kesinlikle sabır sınırlarını zorlayan bir şey. O deneyimi yaşadıktan sonra insan her konuda daha sakin kalabiliyor.

Takım arkadaşlarına ney üflüyor musun?
Tesislerde kaldığım için arada bir odama gelip dinliyorlar. Benim odam onlara ilginç geliyor çünkü televizyon yok. Takip ettiğim bir, iki diziyi internetten izliyorum. Kitap okuyorum. Fakir bir aileden geliyorum. Bu yüzden insanların para kazanmaya başladıkça değiştiğini kabul ediyorum.

Çalabildiğin başka bir müzik aleti var mı? 
Yok ama gitar dersi almayı düşünüyorum.

Ney üflemek ve futbol maçında oynamak… Birbirine çok aykırı şeyler. Gelgitler yaşamıyor musun?
Maçtan bir, iki gün önce ney üflemiyorum. Saha içinde her şey değişiyor. Farklı bir ortama giriyorsun. Binlerce taraftarı bile duymadığın oluyor.

Ney üflemek diyaframını açtığı için sahada da faydasını görüyor musun?
Kesinlikle çok etkili oldu. Ney sayesinde nefes alışverişlerim düzene girdi. Yorulmam daha uzun sürüyor.

Şarkı da söyler misin?
Sesim kötü (gülüyor).

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin

 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply