Premier Lig ilk yarı analizi

Premier Lig ilk yarı analizi

Son 25 yılda 3 kupalı Manchester United’ı, namağlup şampiyon Arsenal’i ve puan rekoruyla 2 defa üst üste şampiyon olan Mourinho’nun Chelsea’sini gören Premier Lig’de sahne sırası Pep Guardiola’nın Manchester City’sinde…

Manchester City

Premier Lig’de ilk yarının sonuna gelinirken futbolseverlerin birbirine sorduğu “Kim şampiyon olur?”dan ziyade, “Manchester City sezonu namağlup bitirebilir mi?” sorusuydu. 129 yıl önce kurulan Profesyonel Futbol Ligi’nde daha önce sadece Preston North End (1888-89) ve Arsenal takımlarının sahip olduğu bu unvana Man City’nin üçüncü takım olarak dahil olma ihtimali hiç de düşük değil.  Sezonda 19 maç geride kalırken, sadece ağustos ayındaki Everton karşılaşmasında berabere kalarak puan kaybeden Man City, şimdiye kadar attığı 60 gol ve çektiği 341 şut (146 kaleyi bulan) ile bu alanda da ilk yarı sonu itibarıyla rekor kırmış durumda. Yıllardır transfer ettiği iyi futbolculara rağmen istediğini alamayan Manchester City, bu sezon şu ana kadar ortaya koyduğu performansla sadece istatistiksel olarak değil, taraflı tarafsız futbolseverlerin sevgi ve saygısını kazanarak da önemli bir iş başardı.

Öne Çıkanlar: Takım halinde mükemmel işleyen Manchester City takımından bazı futbolcuları ayırmak zor olsa da, Kevin De Bruyne ve David Silva bu sezon futbollarını bambaşka bir seviyeye taşıdı.

Premier Lig ilk yarı analizi

Eden Hazard bu sevinçlerden çokça yaşadı

Chelsea

Son şampiyon Chelsea içinse işler beklendiği gibi gitmiyor. Topladığı 39 puanla geçen seneye kıyasla 8 puan geride olan takımda sezon başından beri süregelen Abramovich-Conte eksenindeki anlaşmazlıklar takım içinde huzursuzluğa ve özgüven kaybına yol açtı. Ekim ayı sonundaki 3-0’lık Roma mağlubiyeti sonrası Roman Abramovich’in nadir gerçekleştirdiği antrenman ziyareti bir kişi tarafından yaklaşmakta olan teknik direktör değişikliği olarak yorumlansa da, Conte’nin henüz pes etmeye niyeti yok. Oynadığı son 12 karşılaşmada 9 galibiyet alan Chelsea, belki de kimsenin beklemediği Crystal Palace ve West Ham deplasmanlarında yaşadığı mağlubiyetler sonrasında ilk yarıyı liderin 14 puan gerisinde 3’üncü sırada kapattı.

Öne Çıkanlar: Eden Hazard ve N’Golo Kante

Manchester United

Söz konusu isim Jose Mourinho olmasaydı, Manchester United’in bu sezona yeni bir hocayla başlaması hiç kimse için sürpriz olmazdı. Fakat hem taraftarlar, hem medya hem de kulübün sahipleri “the special one”ın Manchester United’daki değişime devam etmesi konusunda hemfikir. Sezona 75 milyon euro’luk Romelu Lukaku, İsveçli stoper Lindelöf ve eski öğrencisi Nemanja Matic’i alarak başlayan Kırmızı Şeytanlar her ne kadar geçen seneye göre 6 puan fazladan toplamış olsa da kendilerinden sadece 7.1 km uzaklıktaki dokunulmaz rakiplerinin gölgesinden kurtulamadı. Geçen sezon aynı döneme kıyasla bu sezon 15 gol daha fazla atan takım, Mourinho’nun kolay kolay vazgeçmediği büyük maçlardaki “otobüsü park etme” taktiği, İngiltere’de kabul göreceğe benzemiyor.

Öne Çıkanlar: Romelu Lukaku, David De Gea ve Phil Jones

Premier Lig ilk yarı analizi

Firmino, Jürgen Klopp için değerini koruyor

Liverpool

İlk yarı sonunda Premier League rekoru kıran bir diğer takım da Liverpool oldu. Üst üste 4 deplasman maçında en az 3 gol atan ve bu alanda rekor kıran Jürgen Kloop’un öğrencileri yine de sezon sonunda kendilerini bu tür kâğıt üstü başarılarla avutacakmış gibi duruyor. Ekim 2015’te Liverpool’un başına gecen Gegenpress’in son yıllardaki en büyük temsilcilerinden Kloop için “istikrarsız” kelimesi kesinlikle abartı olmayacaktır. Her ne kadar sezona Coutinho krizi ile başlasa da, bu sorunu atlatmasına rağmen saha içi skorlarda bir türlü şampiyonluk performansı sergileyemedi. İlk yarıyı ilk 4 içinde ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kalarak bitirmiş olması belki bazıları tarafından başarı olarak görülebilir fakat liderin tam 20 puan gerisinde olmak Kop’un ateşli taraftarlarını memnun etmeyecektir.

Öne Çıkanlar: “Fabulous Four” lakaplı Salah, Coutinho, Firmino ve Mane dörtlüsü.

Arsenal

Açılan pankartlar, başlatılan imza kampanyaları, sallanan beyaz mendiller ve hatta uçaklar… Hiçbiri Arsene Wenger’in Arsenal’in başında 21’inci sezonuna başlamasına engel olamadı. 21 sezonda sadece 2 Lig şampiyonluğu bulunan Arsene Wenger bıkmadan usanmadan bir kez daha denemek için kolları sıvadı fakat Kuzey Londra’da yine güneş açmadı. Taraftarın dört gözle beklediği forvet transferini nihayet bu yaz Lacazette’i alarak gerçekleştirse de, Mesut Özil ve Alexis Sanchez krizleri, Giroud tripleri ve artık sıkıcı bir hal almaya başlayan pas futbolu Gunners tarafında fazla bir şey değiştirmeye yetmedi. Daha şimdiden Arsenal için en büyük hedef ligi ilk 4 içerisinde bitirip gelecek sene Şampiyonlar Ligi’ne katılmak.

Öne Çıkanlar: Alexander Lacazette ve Sead Kolasinac

Tottenham

Kuzey Londra’nın bir diğer ekibi Tottenham’da bu yaz taraftarların dilindeki tek şey şampiyonluktu. 2015-16 sezonunu averajla 3’üncü ve 2016-17 sezonunu 2’nci bitirdikten sonra birçok taraftar aynı trendi sürdürüp bu sezon ipi göğüsleyecekleri konusunda kendilerinden çok emindi. Geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi’nde hayal kırıklığı yaratıp ligde şampiyonluğa oynayan Spurs bu sezon tam tersi bir görüntü sergiliyor. Kyle Walker’ı Man City’ye kaptırmak dışında elindeki tüm yıldızları tutan Tottenham beklentinin büyümesi ile beraber büyük takım reaksiyonu göstermekte zorlandı. White Hart Lane’in yeniden inşa edilmesinden dolayı kendilerine ülkenin en büyük ve en özel stadı Wembley tahsis edilmesine rağmen Şampiyonlar Ligi’nin tüm enerjilerini sömürdüğünü ve çok alternatifi olmayan bir kadronun ceremesini çektikleri çok aşikâr. Geçen sene ile bu sene arasındaki belki de tek benzerlik Harry Kane’in yine takımı sırtlaması olsa gerek…

Öne Çıkanlar: Harry Kane ve Davinson Sanchez

Burnley FC

Bu aralar herhangi bir Burnley taraftarına hayatta en çok kimi sevdiğini sorarsanız size vereceği cevap muhtemelen Sean Dyche olacaktır. 5 seneyi aşkın bir süredir takımın başında olan İngiliz Teknik Direktör, bu sürede Burnley’i Championship orta sıra takımından Premier Lig’de ligin en az gol yiyen 4’üncü takımına (15) dönüştürdü. Ligde tam 6 maçı 1-0’lık skorla kazanan Burnley, defans futbolunun doğru oynandığında nasıl etkili olduğunun günümüzde iyi örneklerinden birisi. Futbolseverlerin en son iki sene önce Leicester City’nin şampiyonluğu ile tanık olduğu peri masalını bir daha görür müyüz bilinmez ama Claret’ler daha şimdiden olası bir 4’üncülüğün ve gelecek sezon Avrupa’da oynamanın hayalini kurmaya başladı.

Öne Çıkanlar: James Tarkowski ve Nick Pope

Premier Lig ilk yarı analizi

Mahrez, takımının taşıyıcı kolonlarından biri

Leicester City

Şampiyonluğu ile Arsenal taraftarı hariç dünyadaki tüm futbolseverlerin saygısını kazanan Leicester, bu başarıdan sadece yarım sezon sonra Claudio Ranieri’yi kovarak zafer sarhoşluğunun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu herkese hatırlattı. Ranieri sonrası Craig Shakespeare’i önce geçici daha sonra kalıcı olarak takımın başında tutan Leicester City, kötü başlayan sezon sonrası Shakespeare ile yolları ayırdı. Southampton’ın eski hocası Fransız Claude Puel’e Premier Lig’e geri dönme şansı tanıyan Tilkiler şimdilik doğru seçim yapmış gibi görünüyor. Takımın başında 10 maçtır bulunan Puel 5 maç üst üste kazanırken Mahrez ise attığı 4 gol ve 2 asist ile eski günlerine dönüş sinyalleri verdi.

Öne Çıkanlar: Riyad Mahrez ve Demarai Gray

Yazı Evren HünerTrScouts 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply