PREMİER LİG ÖNCESİ: CHELSEA

Chelsea’nin trajikomik fikstürü

Aslında bir bankacı olan Maurizio Sarri, futbola olan ilgisinden ötürü (tıpkı Hoffenheim’ın başındaki Julian Nagelsmann ve Schalke’ün yaşındaki teknik adamı Domenico Tedesco gibi) kariyer değiştirmişti. Önce 1990’da 31 yaşındayken bölgesel amatör ekiplerden Stia ile başlayan bu hikaye, artık hayali olan Premier Lig’de devam edecek.

1999’a kadar gündüz bankada, akşamüstü sahada çalışan Sarri Tegoleto’nun başına geçtikten sonra bankacılığı bırakmıştı. Kariyeri boyunca birçok takım çalıştıran Sarri, Empoli ve en çok da Napoli’de dikkat çekmişti. Üç senedir başında olduğu Napoli’yi etkileyici ve eğlendirici bir takımdan şampiyonluğa oynayan bir takıma dönüştürmüştü. Üstelik Milan, Inter, Juventus, Roma gibi kendinden isimce ve ekonomik olarak daha güçlü kulüplere rağmen!

Sarri’nin bu kupa kazanamadan yazılan başarı hikayesinin arkasında oynattığı güzel futbol da var. Hızlı oynayan ve pası tadını kaçırmadan yapan Napoli aynı zamanda dinamil oyunuyla beraber rakip defansın başını ağrıtıyordu. Higuain’in gidişi ve Milik’in sakatlığının ardından santrfor mevkisinde Belçikalı Dries Mertens forma giymeye başladı. Mertens tipik bir santrfor olmasa da hareketliliği ile en uca en uygun isimdi. Savunma arkasına yaptığı koşular hem onun kariyerini geç de olsa yükseltti, hem de Napoli’yi korkunç bir takım haline getirdi. PlayStation oynar gibi havadan ara pası atan bir takımdan bekliyoruz!

Antonio Conte’nin başarılı sezonlarına rağmen hem yöneticilerle hem de takımla arasındaki bağını kaybetmesi onun sonuna neden oldu ve uzun süren dedikoduların ardından Conte kovuldu, Sarri takımın başına geçti. Bununla beraber Chelsea’de keskin bir değişim olacak. Conte savunmaya öncelik veren ve hücumlara olabildiğince hızlı çıkarak kontrayı ön plana koyan bir teknik adamdı. Sarri, kontrayı cebindeki bir hücum planı olarak elde tutsa da o da geriden pasla çıkmayı, topa hakim olmayı ve hızlı pas trafiğiyle afallatmayı seven bir teknik adam. Geride, savunmacı oynayan Chelsea yeni İtalyan çalıştırıcısının yönetiminde topa hakim olmayı deneyecek.

Conte, Watford deplasmanından da eli boş döndü!

Bu noktada bazı oyuncu tercihlerinde de değişiklikler meydana gelebilir. Savunmada genelde üçlüyü tercih eden ve Victor Moses’dan mükemmel bir kanat bek çıkaran Conte’nin sistemi artık geride kaldı. Artık stoperler geride oyun kurmayı deneyecek. Bu noktada Conte’nin geçen sezon iyice gözden çıkardığı ve arasının bozulduğu David Luiz devreye girebilir. Luiz zaman zaman konsantrasyon sıkıntısı yaşayan ve bu yüzden hatalar yapabilen bir savunmacı. Ancak ayağına hakim, tekniği iyi ve geriye yaslanmaktan çok savunma hattının önde kurulduğu bir sistemi tercih ediyor. Tıpkı Napoli’deki Koulibaly gibi o da Sarri’nin elinde değerlenebilir.

Savunma hattındaki diğer bir değişiklik ise üçlüden dörtlüye dönülecek olması. Bu noktada David Luiz’in partneri büyük ihtimalle Azpilicueta değil, Danimarkalı Christensen olacaktır. Antonio Rüdiger ile beraber ikili oldukça sakar olabilir, zaten City’nin Community Shield’da attığı ilk golde Philip Foden orta alandan ceza sahası önüne kadar top sürerken ne orta saha ne de savunma ona müdahale edemedi. Orta sahada eksiklikler olsa da Luiz-Rüdiger ikilisinin sıkıntı yaşayabileceğini gösteren bir goldü. Ne Agüero’yu, ne Foden’ı karşılayamadılar. Üstelik alanı da kötü savundular. Christensen hazır olduğunda formayı alacaktır. Conte yönetiminde sağ stoperde harika oynayan Azpilicueta ise orijinal mevkisi olan sağ beke geçerken, Victor Moses da yedek kulübesine çekilecektir çünkü dörtlünün sağında pek iyi değil. Hatta diğer bir muhteşem kanat bek olan soldaki Marcos Alonso’nun da hücum performansı bu savunmadaki sistem değişikilğinden ötürü etkilenebilir. Napoli’de geçen sezon sol bek Ghoulam’ın sakatlığı onları bir hayli sıkıntıya uğratmıştı. Alonso da benzer bir katkı verecek kalitede ama dörtlünün solunda bunu ne denli yapabilir merak konusu. Kısacası savunma hattında Chelsea’yi büyük bir değişim bekliyor.

Conte ile 3-4-3 oynayan Chelsea, Sarri ile 4-3-3’e geçince orta alanda da benzer bir değişim yaşayacak. Community Shield’da Kante’nin eksikliği büyük ölçüde hissedildi. Orta sahada belli bir direnç yoktu ve City oyuncuları orta sahayı adeta el kol sallayarak geçti. Fransa’nın Dünya Kupası’ndaki gizli kahramanlarından olan Kante, orta sahaya belli bir direnç getirecek olsa da yeni sistemde ne yapacağı merak konusu. Kante üçlüde de gayet oynayabilecek bir oyuncu ancak Conte’nin ondan aldığı verimi Sarri alabilecek mi o merak konusu. Leicester’ın şampiyon olduğu sezonda da dörtlü orta sahanın merkez ikilisinde oynayan Kante, bu sezon üçlünün solunda ya da sağında oynayacak. Aslında üçlünün arkasında savunmayı toplayan bir şekilde oynasa iyi olabilir ancak Sarri’nin sisteminde burası yeni transfer Jorginho’nun. Jorginho adeta bir regista gibi oynuyor bu sistemde. Sarri’nin pas sisteminin kalbi oluyor. Tıpkı Barça’daki Xavi gibi. Pas alıyor, pas veriyor, boşa çıkıp tekrar pas alıyor. Yani Sarri’nin oyunu için elzem. Zaten Sarri bu yüzden onu Napoli’den beraberinde getirdi, Ayman-Ziya Doğan ilişkileri olduğu için değil!

Bu ikiliye orta alanda Fabregas ya da Sarri’nin sezon öncesinde bir hayli tuttuğu Callum Hudson-Odoi eşlik edip bu bölgenin üçüncüsü olabilir. Hatta Dünya Kupası’nda da iyi bir görüntü sergileyen Ruben Loftus-Cheek de formayı kapabilir. Hem dinamik, hem yaratıcı, hem de ayağına hakim olan genç İngiliz oyuncu için bu sezon yükseliş sezonu olabilir. Ancak geçen sezon Monaco’dan transfer edilen Tiemoue Bakayoko’nun geleceği parlak görünmüyor. Conte döneminde orta sahaya direnç katsın diye getirilen Fransız oyuncu, korkunç bir sezon geçirdi. Elbette kendini yeniden bulabilir ancak bunun pas oyunu ve hücumu ön plana koyan Sarri’nin takımında olması pek mümkün görünmüyor.

İngiltere’de transfer sezonunun kapanmasına 2 gün kalması Sarri’yi rahatlatmış olmalı. Bu sezon İngiltere’nin büyükleri – Liverpool hariç – fazla flaş transfer yapmadı ve transfer sezonunun erken kapanması şimdiden eleştiriler topladı. Yine de yalnızca bir transfer yapan Sarri’nin mutluluğu anlaşılabilir: Eden Hazard ve Thibaut Courtois halen onun takımında. İki Belçikalı için de Real Madrid söylentileri olsa da artık pek mümkün görünmüyor. Courtois onlara kalede güven verirken, Eden Hazard Sarri ile inanılmaz bir yükseliş yakalayabilir. Sarri ile kariyer zirvesi yaşayan Mertens ve Lorenzo Insigne’ye fizik ve tarz olarak benziyor. Eğer takım da bu sisteme ayak uydurabilirse Hazard’ın bir kez daha Messi-Ronaldo ikilisinin bir altına yaklaştığını görebiliriz.

Forvet ise takımın en büyük sorunu. Morata iyi bir golcü değil ve daha çok çift forvette iyi oynuyor ancak bu sistemde hücum hattı üçlü, yani iki kanat ve bir merkezde. Batshuayi’nin ise geleceği belirsiz, yedekten katkı yapabilir ve düşük bir ihtimal olsa da belki Sarri ondan Napoli’deki Higuain verimi alabilir. Geçen sezon Swansea’de az oynasa da beğenilen Tammy Abraham ise şu anlık son seçenek olarak görülüyor. Sarri belki de Napoli’deki sahte forvet sistemini buraya da getirir ve Pedro-Willian kanatlarının ortasında Eden Hazard’ı bu rolde görebiliriz. Olabilir mi? Sarri ile mümkün.

Chelsea, tarihin en ilgi çekici Premier Lig sezonlarından birisi öncesinde belli belirsizliklere sahip ve kadroda bazı kalite eksiklikleri var. Ayrıca Sarri’nin sistemine uyacak fazla oyuncu yok. Chelsea taraftarları heyecan verici hocalarından ötürü merak içinde olsalar da beklentileri fazla yüksek tutmamak iyi olabilir. Yine de bu sezon Stamford Bridge’de heyecan verici maçlar oynanacağı kesin!

Ne umarlar: Şampiyonlar Ligi’ne geri dönüş! Artık bu Avrupa Ligi zaferiyle mi, İngiltere’de ilk dörde girerek mi olur bilinmez. Yine de Salı ve Çarşamba gecelerini artık boş geçmek istemeyecekleri kesin. Bir de FA Cup’ı üst üste kazanmak hoş olabilirdi.

Ne bulurlar: Avrupa Ligi’nde heyecan verici bir maceranın ardından yarı finalde kupaya veda etme. Ligde ise Şampiyonlar Ligi vizesini ya dördüncülükle kılpayı alırlar ya da beşincilikle kılpayı kaybederler. Bazı taraftarlar Conte ile başarıya alıştıktan sonra kupasız geçen bu sezonun ardından Sarri’nin kellesini almak isteyebilir. Bazıları da harika oyun için zaman gerektiğini savunabilir. Biz de Sarri’nin sisteminin oturması için zaman gerektiğine düşünüyoruz!

Yazı: Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş