Röportaj: Arjen Robben

Arjen Robben, 34’üncü doğum gününden bir gün sonra Bundesliga’da bir bek oyuncusunu geçermişçesine FFT’nin yanından geçtiğinde bir şey kaybetmediğini gösteriyor. Şanslıyız ki Robben kendisine özgü şekilde içeriye kat etmiyor ve kameraya poz vermeden önce elimizi sıkıyor.

Bayern Münih’in Hollandalı oyuncusu 18 yıllık kariyerinde Şampiyonlar Ligi zaferini de yaşadı, Dünya Kupası finalinde hezimeti de. Ancak rakip savunmacılarla işi henüz bitmedi. “20’li yaşlarımdan daha yavaş hissetmiyorum, hala birkaç yılım var.” deyip göz kırpıyor. Futbol, ona futbol eğitiminden çok daha fazlasını verdi. Kariyeri boyunca sırasıyla Hollanda, İngiltere, İspanya ve Almanya’da oynayan Robben, bu röportajı 4 dilde verebilirdi! Yıllar geçtikçe olgunlaşan Robben, bir zamanlar sakatlığa yatkın olan vücudunu buna ayarlamasıyla beraber sorunsuz bir koşu makinesine dönüştü. Antrenman bittikten sonra bir süreliğine frene basan Hollandalı, sandalyesine oturup sorularınızı cevaplamaya hazır.

Futbolla ilgili ilk hatırladığın şey ne? Hollanda’daki gençler arasında yaygın olan ‘kafeslere’ hiç gittin mi?
Futbolla ilgili hatırladığım ilk şey sanırım sokakta ve okulun ufak sahalarında yaptığımız maçlardı. Küçükken kasabadaki yerel takıma katılmıştım yalnız haftada bir ya da iki kez maç yapardık. Okuldan sonra arkadaşlarımla eğlencesine oynarken yeteneklerimi geliştirdim.

Hızın daima senin alametifarikalarından birisi oldu. Küçükken de bu kadar atletik miydin?
Okulda atletizmle biraz uğraşmıştım ve daima hızlıydım ama bunu asla profesyonel bir kariyer olarak düşünmemiştim. Ailemin o kadar hızlı olmaması da garip. Annem babamdan daha çabuk! Benim için harika bir araç oldu ancak şanslıydım da çünkü ya hızlısınızdır ya da değilsinizdir.

Gronningen’de ilk maçına çıktığında hala okuyordun, arkadaşların kıskanmış olmalı.
Sınıftayken annemin iki ya da üç kez aradığını hatırlıyorum. Geri aradığımda Gronningen’in aradığını ve hafta sonu kadroda olacağımı söyledi. Birdenbire oldu, bunu beklemiyordum. As takımla hiç antrenmana çıkmasam da teknik direktör beni yedek kulübesine alıyordu. Arkadaşlarım da benim adıma sevindi. Ancak beni televizyondan izlemeleri, ardından gazetede benim hakkımda okumaları garipti.

PSV taraftarları sen ve Mateja Kezman’a sahadaki uyumunuzdan ötürü “Batman ve Robben” derdi. Bu uyumunuzu özel kılan neydi ve neden Chelsea’de işe yaramadı?
PSV’de harika bir takıma sahiptik. Benim işim ona olabildiğince pozisyon hazırlamaktı. Aynı zamanda sağ kanatta Dennis Rommedahl oynuyordu ve çok ama çok hızlıydı. Birlikte Mateja’ya çok fazla pozisyon hazırladık ve o da birçok gol attı. Ne yazık ki Chelsea’de çok fazla birlikte oynayamadığımızdan PSV’de eriştiğimiz başarılara ulaşamadık.

Kariyerinde sola kat edip, sol ayağınla topu köşeye bırakarak birçok gol attın. Bu nasıl senin en tehlikeli silahlarından birisi haline geldi?
Genç takımdayken çizgiye yakın oynayıp ceza sahasına orta açan bir kanattım bu yüzden içeriye giremez ya da şut çekemezdim. Ancak Real Madrid’e transfer olduğumda biraz daha merkeze yakın oynamaya başladım, ardından sağ kanatta forma giydim ve birden oldukça tehlikeli bir silaha sahip olduğumu fark ettim. Rakipleri şaşırtabilmeniz bana göre en önemli şeydir, bu yüzden böyle goller atmaya devam ettim.

Sezon öncesinde ayak tarağın kırıldıktan sonra Chelsea’deki ilk ayların ne kadar zorluydu?
Çok zordu. Tekrar sağlığıma kavuşabilmek için çok sıkı çalışmam gerekti ancak sahalara geri döndüğümde fiziksel olarak harika bir durumdaydım ve Chelsea’deki kariyerime harika bir başlangıç yaptım. İlk on birdeki üç maçımda 1-0 kazandık ve iki gol attım. Hızlı ve güçlü hissediyordum ki İngiltere’de bunlara ihtiyacım vardı. Belki de sahalardan uzak kaldığım süre bana yaradı

Ağustos 2007’de neden Chelsea’den ayrılıp Real Madrid’e gittin? Bu kararı almak zor oldu mu?
Chelsea’deki sistem biraz değişse de zor bir karar oldu. İlk iki sezonumda kanat oyuncularına sahiptik ama Jose daha sonra dörtlü baklava orta sahaya ve çift forvete döndü. Yalnızca forvette oynayabilirdim ancak Andriy Shevchenko ve Didier Drogba o dönemde bu bölgenin ilk tercihiydi. Real benimle ilgilendi ve kariyerimi ileriye götürecek bir hamle olacağından hayır demek zordu. Kabul etmek durumundaydım.

Real taraftarları, en iyi oyuncularını bile yuhalamakla ve onlara beyaz mendil sallamalarıyla meşhur. Tatmin etmesi zor bir taraftar grubu muydu?
Onlarla daima iyi bir ilişkiye sahip oldum. İlk sezonumda Barcelona’yı 4-1 yendiğimiz maçta harika oynadım. İkinci sene ise sanırım kariyerimin en iyi sezonlarından birisini geçirdim. O dönemde sağ kanatta oynamaya ve içeriye kat etmeye başladım, yani birçok gol attım. Eğer goller atıp kupalar kazanıyorsanız taraftarlar daima sizden memnun olacaktır.

Kariyerinin en iyi sezonlarından birisini geçirsen de 2009 yılında zorla yollandığını söyledin. Kulübün sana haksızlık ettiğini düşündün mü?
Garip bir dönemdi. Kariyerimin en iyi sezon öncesi hazırlığını geçirmiştim ama Real; Cristiano Ronaldo, Xabi Alonso, Karim Benzema ve Kaka’yı alarak çok fazla para harcamıştı. Yönetim de Wesley Sneijder’e, Klaas-Jan Huntelaar’a ve bana bu paranın bir kısmını geri kazanmak için oyuncu satmak zorunda olduğunu söylemişti. Teknik direktör Manuel Pellegrini ile hiçbir sorunum yoktu ve takımdan ayrılmamı istemediğini söylemesine rağmen son kararı veren başkan – Florentino Perez – oldu. Zordu fakat gitmeye ve Bayern ile anlaşmaya karar verdim. Bu da kariyerimin en iyi kararı oldu.

“Robben ve Ribery” ya da “Robbery” neredeyse on yıldır Bayern’in kalbi. İkinizin saha içindeki ve dışındaki ilişkisi nasıl?
Benzer akıllara sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bence sahadaki inanılmaz uyumumuzun sebebi bu. İlk olarak futbolu seviyoruz fakat birebir durumları özellikle seviyoruz, aynı zamanda gol atabiliyor ve fırsat yaratabiliyoruz. Oldukça benzeriz, birlikte bu kadar başarı elde etmemiz oldukça normal.

Eski kulübün Chelsea ile karşılaştığınız 2012 Şampiyonlar Ligi finalinin uzatmalarında kaçırdığın penaltı kariyerinin en kötü anı mı? Evinizde kaybettiğiniz finale Bayern oyuncuları olarak nasıl tepki verdiniz?
Benim için çok kötü bir andı ve herkes için de utanç vericiydi. Kendi stadyumumuzda maçın bitmesine 7 dakika kala 1-0 öndeydik. Ardından şanssız bir şekilde gol yedik, bir de penaltı kaçırdık. Aynı zamanda seri penaltı atışlarında ilk kaçıran da onlardı. Kritik bir penaltı kaçırdığınızda çok zor duruma düşersiniz çünkü bunu atlatmak zordur. Ertesi yıl bunu atlattık ve Wembley’de hala harika bir takım olduğumuzu kanıtladık.

Bayern 2010 ve 2012 Şampiyonlar Ligi finallerini kaybetti. Bu saygın başarıya asla ulaşamayacağını düşünmeye başlamış mıydın?
Elbette. 2013’te Borussia Dortmund ile oynayacağımız final öncesinde büyük bir baskı vardı. Her ne kadar olumlu olsam ve bu sefer kazanacağımıza emin olsam da Wembley’de “Üç Şampiyonlar Ligi finalinde oynayıp üçünü de kaybedemem” diye düşünmüştüm. Kimse bunu kariyerinde istemez! Herkes “Çok şey başardı ama Şampiyonlar Ligi’ni kazanamadı” derdi.

Finalin son dakikalarında galibiyeti getiren golü attığında aklından neler geçiyordu? Sırtından büyük bir yük kalkmış olmalı.
Bir film senaryosu veyahut kitap gibiydi. Önceki sene Chelsea maçında penaltıyı kaçırmıştım ama 12 ay sonra galibiyeti getiren golü attım. Sporda başarıya ulaşmak için nasıl bir karaktere sahip olmanız gerektiğinin mükemmel bir örneğiydi bence. Eğer bir terslik varsa daima ayağa kalkıp savaşmalısınız, ben de bunu yaptım.

2010 Dünya Kupası’nda galibiyet golünü Iker Casillas’ın ayağı engelledi. O an hala rüyalarına giriyor mu?
Kazandığım tüm kupalar gibi bu utanç da hayatım boyunca benimle kalacak. İspanya kalecisi Iker Casillas ile birebir kaldığımda Dünya Kupası’nı kazanmak için büyük bir şansa sahiptim ve eğer topu üç santim daha yukarıdan atsaydım top ağları bulacaktı. Maçtan sonra belki de ona çalım atmam gerektiğini düşündüm fakat o anı tekrar gördüğümde doğru kararı verdiğimi hissettim. Casillas sola yatmaya karar vermişti ve şut çekeceğimi düşünmediğinden bacağını kaldırdı. Aynı pozisyon bir daha olsa yine aynı vuruşu denerdim, tabi bu sefer üç santim yukarıya!

Kariyerini tek bir kelimeyle anlat…
“Harika” derdim. Çok fazla harika an yaşadım, birçok kupa kazandım. Birçok zorlu an yaşadım ve engelle karşılaştım buna rağmen toparlandım. Kötü anılardan çok iyi anılara sahip oldum. Umarım emekli olmadan önceki birkaç yılı geçiririm.

FFT MAYIS Arşiv

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply