RÖPORTAJ | Demba Ba

RÖPORTAJ | Demba Ba

Çin’in Shanghai Shenhua takımı ile olan sözleşmesi Haziran ayı itibarıyla bitecek olan Beşiktaş’ın eski futbolcusu Demba Ba, Süper Lig’e dönme planları yapıyor… FourFourTwo’da Demba Ba nostaljisi yaptık

Sıradan bir günün nasıl geçer? 
Demba Ba: Gün doğarken uyanıp sabah namazı için camiye gidiyorum. Eve dönüp biraz daha uyuyup antrenman için kalkıyorum. Antrenmandan dönüp uyuyorum, uyandığımda eşimle ve çocuklarımla vakit geçiriyorum. Arada namazlar var tabii ki. Akşam eve dönüyorum ve tabii ki yine uyuyorum!

Çok sıkıcı! 
Demba Ba: Evet, anlatınca bana da öyle geldi (gülüyor)! Gerçekten böyle ama, ciddi söylüyorum.

En azından camiye gidip gelirken hava almış oluyorsun… 
Demba Ba: Doğru tespit. Moussa Sow’un eviyle evlerimiz çok yakın. Camiye gidip gelirken birbirimize uğruyoruz. Her sabah namazda beraberiz.

Türkiye’de o saatte camiler boş olur, namazı evde kılarlar… 
Benim için bir zorluğu yok. Bunu büyük bir adanmışlıkla yapıyorum. Artık alıştığım için uyanmak da zulüm gibi gelmiyor. Sürekli yaptığım için bunun üzerine düşünmüyorum.

Twitter’dan bir takipçin sana “Sabah namazına kalkamıyorum, beni uyandırır mısın?” demişti. Sen de “Numaranı ver” dedin. Onu aradın mı?
Aradım (gülüyor)! Sabah namazına çok yakın bir vakitte kalktım. Aklıma hemen o geldi. Camiye yürürken verdiği numarayı sürekli aradım. Aradım, aradım, aradım, cevap vermedi! Galiba yanlış bir numara yazmış.

“Demba Bizi Camiye Götür” aplikasyonu!
Bu çok iyiydi (kahkaha atıyor)!

Taraftarla ilgilenecek o kadar vaktin var mı?
Biliyorum ki o insanlar bana değer veriyorlar ve onlarla konuşmuş olmamı hayatları boyunca unutmayacaklar. Onları mutlu edince ben de mutlu oluyorum. Benden yardım isteyenler, soru soranlar, öneride bulunanlar oluyor. Aynı dili konuşabiliyorsak, vaktim de varsa ilgilenirim.

Başakşehir maçından sonra çektiğin şutu sorduklarında “tavuk bacağımla vurdum” demiştin. Tavuk bacak ne demek? 
West Ham’ın forveti Carlton Cole’un sol ayağı çok kuvvetli olmadığı için sol ayağıyla topa vurduğunda hoca ona “Tavuk bacak” derdi. Ben de maçta şutu zayıf ayağımla çekince aklıma o geldi. Tavuk bacağımla şutun o kadar hızlı gitmesine şaşırmıştım.

Maç sonu bir röportajında “Topun geldiğini görünce kaleye baktım ve bu topun kaleye girmesi gerektiğini düşündüm” demiştin. Oyunu açıklamak absürt mü geliyor?
Saha içinde olan bitenler o kadar açık ve net ki onların üzerine yeniden konuşmak çok saçma. Sivasspor maçındaki ikinci golde elle oynadım. Maçtan sonra muhabir bana “O pozisyonda elle mi oynadın?” diye soruyor. Buna ne cevap verebilirim? Zaten görüntülerde elle oynadığım görülüyor. Orada ne dememi bekliyorlar ki! “Evet bayım, elle oynadım ama…” Çok gereksiz.

Sana saçma gelirken pozisyonların televizyonda sabaha kadar tartışıldığını biliyor musun? 
Ooo hem de nasıl (ıslık çalıyor)! Çıldırmışlar. Bir futbolcunun yaptığı bir hareketi göstermeye başlamışlardı. Saydım, aynı şeyi 11 defa gösterdiler. Yok artık! Beni gösterdiklerinde ne dediklerini anlamıyorum. Uyumak için iyi oluyor! Televizyonun karşısında uyumayı severim.

Rouen kulübüne imza atmadan önce Gillingham, Barnsley, Watford ve Swansea takımları seni deneyip beğenmemişler. Yükselişin başladığı an ne zamandı? 
O kulüplerin hepsi bana “Bizim takımımızda oynayacak kadar yetenekli değilsin” demişlerdi. Bütün bu zor dönemlerden sonra ne zaman ki başkalarının ne düşündüğünü kafama takmamayı, bunların hayattaki en önemli şey olmadığını öğrendim, o zaman yükselişim başladı. Kafama taktığım şeyler bütün hayatımı alt üst ediyordu. Zihnimi temizleyince her şey daha kolay oldu.

RÖPORTAJ | Demba Ba

Jose Mourinho’yla seni neden tercih etmediğine dair konuştunuz mu? 
Benimle hiçbir zaman açık açık konuşmadı ama benim oyun seviyemi, oyuna etki edebilecek potansiyelimi ve mental kapasitemi olduğundan düşük görmüş olabilir.

İngiltere’ye gittiğin ilk gün mü daha kolaydı, Türkiye’deki ilk günün mü? 
İguana gibi bir adamım ben, nereye girersem orası gibi olurum!

Önder Özen takıma ilk katıldığın da rakip defans oyuncularının videolarını istediğini ve onlar hakkında sorular sorduğunu söylemişti. O zaman kimlerin seni zorlayacağını düşünmüştün? İlk tespitlerine göre ligde nelerle karşılaştın?
Genel tespitim şu şekilde: Bence kendinizi ve ülkenizde oynanan futbolu çok küçük görüyorsunuz. Süper Lig’in kalitesi ve altyapı düzeni tabii ki bir Premier Lig etmiyor ama Türkiye’deki futbol birçoğunuzun düşündüğü kadar da berbat bir durumda değil. Özellikle savunma oyuncularının kararlılığı ve sertliği forvetleri oldukça zorluyor. O videoları izlediğimde ancak İngiltere’deki formumu ve sürekliliğimi yakalarsam burada ciddi bir gol sayısına ulaşabileceğimi düşünmüştüm. Şimdi artık ilk yarı geride kaldı ve rahatlıkla düşündüklerimden farklı bir şeyle karşılaşmadığımı söyleyebilirim.

West Ham formasıyla ilk 11 çıktığın ilk maçta hat-trick yapmıştın, Beşiktaş’ta da Feyenoord maçında bunu yapınca “Bu iş tamam” dedin mi? 
Benim için en önemlisi ilk goldü. Bir takımın forvet oyuncusundan beklediği şey tabii ki onun gol atmasıdır. İlk golü attıktan sonra üzerimdeki baskı kalktı. Üçüncü golden sonra uçacak kadar hafiflemiştim (garip sesler çıkararak uçak taklidi yapıyor). Ligde her hafta düzenli olarak gol atamadığım bir dönem var. Zaten ligin başında da hemen oynayamamıştım. Mesela Sivasspor maçında ilk 25 dakika fiziksel olarak çok zorlanmıştım ama sonra denedikçe, rakibin üzerine gittikçe toparlandığımı gördüm. O hissi yakalamak çok zor. Onu yakaladıktan sonra devamı geliyor. Sonra bir dönem sakatlık geçirdim. Sakatlıktan döndükten sonra da hemen yüzde 100’ü yakalayamadım. Dalgalanmalar canımı sıktı ama artık üstesinden gelebiliyorum. Fiziksel olarak yüzde 100 değilsen kafan rahat olmuyor.

Golleri sıralamaya başladığında da “Henüz yüzde 100’ümle oynayamıyorum” demiştin. Ne yaparsan tatmin olacaksın? 
Hâlâ yüzde 100’le oynamıyorum. Hissetsem söylerim. Şu an yüzde 70’teyim. Tamamladığımda siz de fark edersiniz!

Oğuzhan Arsenal’de, Gökhan Töre Chelsea’de genç takımlarda oynadı. Bu iki ismin Premier Lig’de oynaması için daha fazla neler yapmaları gerek? Olcay, Veli, Cenk… Diğer gençlerle aran nasıl? 
Bu adamların hepsinin karakteri müthiş ve çok yetenekliler. Bu iki özelliği bir arada bulmak kolay değildir. Bu oyuncu grubuyla aynı takımda olmak benim için mutluluk verici. Başarmak için gerçekten istekliler ama istemekle gerçekleştirmek arasında gidilmesi gereken bir yol var. Bunun için deneyim kazanmanız gerekiyor. Genç bir takımın bunu yapması kolay değil. Yine de hızlı ilerlediğimizi söyleyebilirim.

Hangi konuları halletmeye başladınız? 
Kazanmamız gereken bazı maçları kaybettik. Demek ki olgunlaşmamız gerekiyor. İyi olan tarafı, öğrenmeye çok açık olmaları. Onlara her zaman daha uyanık ve kurnaz olmaları gerektiğini söylüyorum. Kayseri Erciyesspor maçında 1-0 geriye düşüp 10 kişi kaldık. Sonra 85’te 2-1 öne geçtik. Öne geçtikten sonra maçı 3-2 kaybettik. Maç 2-2 olduğunda bir korner kazanmıştık. O korneri öyle bir kullandık ki sanki ölüm kalım meselesi! Mutlaka gol atmak zorundaymışız gibi düşündük ve atamadık. Oradan dönen top gol oldu ve maçı kaybettik. 10 kişiyle gol bulup rakibin önüne geçmeyi başarabiliyorsan o maçı kazanacaksın. Bunu yaşadıktan sonra Başakşehir maçına çıktık ve dokuz kişiyle skoru tutup maçı kazandık. Demek ki öğreniyoruz.

Cenk’in golüne kendi attığın goller kadar sevinmenin sebebi de senin söylediğin bir şeyi yapmış olması mıydı? 
Özel bir nedeni yok. Onu da, diğer arkadaşlarımı da çok seviyorum. Yaptıkları her iyi şey onların hayatlarını etkileyecek. Bu sezon birkaç maçta oldu, 2-0 öne geçip gol yedik. Skor 2-1 olduğunda sürekli baskı altında kaldık. Trabzonspor maçında bu olmadan gol attığımız için de deli gibi sevinmiş olabilirim.

Top sana gelmeden önce atılacak pasa kendini hazırlamış, yapacağın hamleyi düşünmüş oluyorsun. Oyunu kaç saniye önden oynuyorsun? 
Büyük bir oyuncu olmak istiyorsan bu niteliği taşıman lazım. Makelele ve Vieira sürekli şunu anlatırdı: “Bazen Zidane gelip bizi çok fena fırçalardı. Bize topu ona çok geç attığımızı söylerdi. Aslında topu ona doğru düşündüğümüz anda atıyorduk ama Zidane bizden hızlı düşünebildiği için fırça yememiz kaçınılmaz oluyordu.” İşte böyle büyük oyuncu olunuyor. Mesela Lampard’ın da bu yönü müthiş. Olup bitecek her konuda öngörüsü vardır. Her pozisyon için stratejisi çoktan hazırdır.

Senin de takım arkadaşlarınla aranda böyle bir zaman kayması oluyor mu? 
Bu konuşmayla, tartışmayla gelişecek bir şey değil. Bunun üzerine çok ciddi bir şekilde çalışılması gerek. Ben de bu özelliğe sahip değildim ama 17 yaşıma geldiğimde şunu fark ettim: İyi bir oyuncuyla çok iyi bir oyuncu arasındaki fark sadece bu. Bunu geliştirebilmenin tek yolu da antrenmanda tek dokunuşla oynayabilmen. Başka yolu yok. Tek dokunuşla oynamadığın zamanlarda biliyorsun ki belli bir zamanın var ve topla geçireceğin sınırlıdır. Tek vuruşlar seni otomatik hale getirir.

Bunu mükemmelleştirdiğinde mi yüzde 100’ünle oynamış olacaksın? 
Yine tam olmaz ama çok yaklaşmış olurum.

Beşiktaş’ın şampiyonluk yolundaki avantajları neler? 
Takımın oyun ve oyuncu kalitesi. Bir de ona iyi görünmek için söylediğimi düşünebilirsin ama Slaven Bilic bence ligin en iyi teknik direktörü. Onu da, Beşiktaş’ı da çok sevdim. Taraftarlarımızın şampiyonluk beklentilerinin farkındayım. Bu sezon iyi şeyler yapıyoruz, önümüzdeki sezon bu daha da iyi olacak. Beşiktaşlıların haricinde bizim şampiyon olacağımıza inanan kimse yok. Bence hak ettiğimiz saygıyı görmüyoruz. Galatasaray ve Fenerbahçe yaptıklarıyla daha fazla takdir görüyor. Stat konusunda yaşadıklarımız düşünüldüğünde daha fazlasını hak ettiğimizi düşünüyorum. Böyle olmamalıydı.

Bütün bunlara rağmen şampiyon olduğunuzda nasıl kutlayacaksın?
Şampiyon olursak bütün taraftarlarımızı sabah namazına Sultanahmet Camii’ne bekliyorum! Ama özellikle sabah namazına. Biz o kadar uğraşıp şampiyon olduktan sonra onlar da bir sabah erken kalksın artık!

Yaptığın özel çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bunlar sana ne kazandırıyor?
Mutlaka yaptığım üç şey var. Antrenmanlardan sonra şut çalışarak bitiriciliğimi geliştirmeye çalışıyorum çünkü bu sonu olan bir şey değil. Maçlardan sonra kamera kayıtlarını mutlaka izliyorum; bunun oyun bilgimi ve alan algımı geliştirdiğini düşünüyorum. Bir de antrenör ekibimizin benim için hazırladığı bir kuvvet programı var, ona uyuyorum.

Daha önce FourFourTwo İngiltere’ye “Maçlarda sürekli gülerim. Çünkü futbol bir eğlence aracı” demiştin. Türkiye için de bu geçerli mi? 
Tabii ki öyle, yoksa burada kalamam. Altı ay geçti ve o gülme isteğimi hiç kaybetmedim. Zaten öyle bir gün oluyorsa mesleğimi kaybetmeye yakın olduğum dönem gelmiş demektir.

Türk yemeklerinden dolayı kilo almışsın. Baş düşmanların nelerdi? Kilo problemi olmasa günde kaç sütlaç yerdin?
Çok rahat beş kase yerim! Fazlasını da yerim ama söylemiyorum (gülüyor).

Türkiye’de hangi yemeklere takmıştın? 
Geldiğimde 10 gün sadece döner yedim. Sonra Mersin deplasmanında tantuniyi keşfettim. Mersin’e Londra’dan direkt uçmuştuk. Tolga bana tantuniyi övdü ama görünce beğenmedim. Sonra tadına bakayım dedim, İstanbul’a dönünce bir hafta tantuni yedim!

Premier Lig’de üç buçuk yıl oynadın ve 43 gol attın. Bu gol sayısıyla ilk 10’un içindesin. Kendini başarılı buluyor musun? Yoksa yüzde 100’ün değil miydi? 
Çok başarılıydım. Hem çok büyük bir gelişim sağladım, hem de bundan sonra hayatımda sürekli bulunacak olan insanlarla çalıştım. Bundan sonraki hayatımda işimi kolaylaştıracak ve içimi rahatlatacak şeyler yaşadım.

Senegal Milli Takımı kadrosunda olmaman hakkında ne düşünüyorsun? Sence Afrika Kupası’nda olmayı hak etmiyor musun?
20 maçta 16 gol atmış biri olarak rakamların her şeyi anlattığını söyleyebilirim. Milli takımımın formasını hak ettiğimi düşünüyorum ama karar veren kişi ben değilim. Bu soruyu cevaplaması gereken kişi de o. Kolay bir soru olmayacak!

Avrupa Ligi’nde Liverpool’u geçip finale kadar gitme şansınız sence nedir?
Maç başladığında şanslarımız yüzde 50’ye 50 olacak; bir sahada 11 adam, 11 adama karşı oynayacak. Onların tabii ki uluslararası seviyede muazzam bir deneyimleri var, bunu unutmuyorum ama yine de şanslarımızın eşit olduğunu düşünüyorum. Futbolu sevme sebebim de bu inancım.

Beşiktaş, Liverpool’a en son 8-0 kaybetti. Bu durum taraftarı mutlu etmek adına bir motivasyon kaynağı olabilir mi?
Liverpool’a karşı en son oynadığımda takımım 2-0 kazanmıştı. 8-0 kaybeden Beşiktaş kadrosu tamamen değişti. Ben de değiştim, artık Chelsea’nin oyuncusu değilim. Onları elemek, alt edebilmek bizim için çok önemli bir görev. Tek motivasyon kaynağımız bu.

Beşiktaşlılık duruşunun ne olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Küçük bir fikrim var: Beşiktaşlı doğarsın, Beşiktaşlı da ölürsün! Hepsi bu kadar!

Röportaj Hilal Gülyurt  FourFourTwo Şubat 2015

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply