Röportaj | Nedim Yiğit (2.Kısım)

Futbolculuk, altyapı koordinatörlüğü, teknik direktörlük ve daha fazlası… Başarılı futbol adamı Nedim Yiğit; altyapı, oyuncu gelişimi ve daha birçok konu hakkında FourFourTwo’nun sorularını yanıtladı!

Football Manager oynuyor musunuz? Oyunda çok az kişinin 55 yaşından sonra gelişim gösterdiği görülürken siz 60 yaşında pik yapıyorsunuz. FM söylüyorsa doğrudur diye bir söz var, siz ne düşünüyorsunuz?
FM’yi takip ediyorum ama oynamıyorum. Arkadaşlarım da oğlum da oynuyor. Biz de bir laf vardır: “Ligi bilen hoca.”, “Bu ligin hocası değil bu.”. Futbolu değil ligi bilen. O ne demekse! Ben de diyorum ki, 16-17 yaşında belki daha küçük yaşta bile çocuklar çıkar, o ligin tozunu attırır, sizden daha iyi biliyordur. Siz, futbolu biliyorsanız, oyuncu geliştirebiliyorsanız, oyuncudan verim alabiliyorsanız, insan ilişkilerinden anlıyorsanız; yani bu tarz antrenörlük vasıflarınız varsa o ligi bilmek çok da önemli değil aslında. Bizzat tanıdığım FM oynayan gençler var. Alman Ligi, Türkiye Ligi falan aşmışlar yani! Ama beni çok geçe bırakmışlar! Umarım daha erken pik olurum da kendilerine layık olurum!

Antrenörlük, altyapı direktörlüğü, genç takım teknik sorumluluğu gibi görevler üstlendiniz. Bunlardan hangisi sizin için daha özeldi?
Her sanatkar, eserinin altına bir imza atar. Bir genç oyuncuya faydalı olmak beni çok mutlu eden bir durum. Ülkede hemen hemen birçok insan gibi daha zor şartlarda büyüdüm. Futbolun bana kazandırdığı çok şey var, çok dost var, çok hasret var. Bunların kıymetini çok iyi biliyorum. O yüzden ilerde bir teknik adamlık da yaptığımda muhakkak oranın altyapısına dokunurum. Bundan beni alıkoyamazlar. Çünkü ben, bizim ülkemizde çok fazla oyuncunun olduğunu biliyorum. Bize zaman zaman gelip, “Hocam tebrikler. Şu oyuncuyu kazandırdınız, kazandırılmasına fayda sağladınız.” gibi şeyler söylerler. Gerçi burda tek bir kişi, oyuncuyu cebinden çıkartıp A takıma koymaz. Burada birçok insanın emeği var. Çamaşırını yıkayanından yemeğini yapanına kadar. Senin görevin o dönem odur, o oyuncuyu kazandırmışsındır ama seninle beraber bir sürü antrenör izler ve çalışır. Bunu ben yaptım demek çok şık bir yaklaşım değil. Ama burda görev yapmak ve o çocuklara bir yol açıp fikir verebilmek beni hakikaten çok mutlu ediyor. Hele gelişimini görebilmek! Biraz evvel anlattığımız örnekte, oyuncunun tepkisi benim için birkaç sezon şampiyonluk yaşamak gibi bir his. İnşallah yine o tür genç oyuncuları yukarıda birleştirince ikisini bir yaşamak şansım olur.

A Milli Takım yardımcı antrenörlüğü, Türkiye U15, Türkiye U23, Galatasaray U19 deneyimlerinden sonra teknik direktör olmaya devam edecek misiniz?
Benim antrenörlük kariyerim oyunculuğumla beraber başladı. Daha önce Galatasaray U 21 takımlarında çalıştım. Ondan sonra Süper Lig’de Gaziantepspor’da yardımcı antrenörlük yaptım. Yine Birinci Lig’de hem akademi sorumlusu hem oyuncu izleme birimi sorumluluğu yaptım ki bu takım da bir üst lige çıkmıştı. Altınordu’nun kuruluşunda, ordaki birçok hoca gibi emeğim vardı. Aslında A Milli Takım’daki planlamadan sonraki 1 ayda da bir takımda çalıışma fikrim vardı ama o dönem yeni bir takım kurma hevesi ve işin doğrusu, çok net bir teklifin olmaması durumundan dolayı 2003 jenerasyonuyla U15 Milli Takımı’nı kurduk ki onlardan da çok umutluyum, göreceksiniz. Bu deneyimler belli bir yerde sizi çok mutlu ediyor. Ama yeni bir sayfa da açmak istiyorsunuz. Ve bu sayfayı açtığınızda teknik adamlık yaparken yine buralarda hizmetiniz devam edebiliyor. Bu alternatifimi kullanmak istiyorum.

Sizce Türkiye’de antrenör olmanın ne gibi zorlukları var?
Türkiye’de çok kolay değildir bir takımın size emanet edilmesi. 27 yaşında Hoffenheim’ı verdiler Nagelsmann’a. Sadece U17’de hocalık yaptı, U19’da yardımcı hocalık yaptı. Biz, ülke olarak artık şuna dikkat etmeliyiz diye umuyorum: Antrenörlük kriterleri şu ligde şu kadar çalıştım ile başlamamalı. Ona bakarsanız biz de daha önce yaşamamıştık ama yaşıyoruz yani şu anda. Bir kulüp başkanı daha önce hiç kulüp başkanlığı yapmamışken kulüp başkanlığı yapabiliyor ama siz, “Daha önce bir lig takımı çalıştırdı mı?” gibi bir soruyla muhattap kalmamalısınız. Yıllarca bu işe emek vermiş birisi olarak bu sorunun muhatabı olmamalıyım, ya da bütün meslektaşlarım bu soruyla karşılaşmamalı diye düşünüyorum. Bu durum, genç nesilleri de etkiliyor. Bu ülkede altyapıdan oyuncu çıkıyor mu tartışması var. “Altyapıdan antrenör çıkıyor mu?” sorusu neden yok mesela? Çıkmasına engel mi oluyoruz acaba? Belki 28 yaşında takımın başına getirseniz alıp götürecek arkadaş vardır, neden inanmıyoruz? Ülkemizde çok genç oyuncu var diyorum; aynı şekilde genç antrenör de var. Ama bizim tercih sıralamamıza giremedikleri için kendilerini ispat edemiyorlar. Ondan sonra da başka şeyler tercih ediyorlar ya da belli bir yerde kalıyorlar. Bence scouting yaparken yalnızca oyuncu scouting’i değil aslında bunu da yapmak lazım. Ben bir kulüp için en önemli birimin scouting olduğunu düşünüyorum. Ama hangi kulübe giderseniz gidin, eğer böyle bir birim var ise, en az bütçe ve sayı buraya ayrılıyor.

Milli takımın yükselişe geçmesi için eylem planı hazırlıyor olsaydınız neleri hayata geçirmek isterdiniz?
Ben, birçok yerli ve yabancı antrenörden öğrenebileceğim şey olduğunu ve onu kendi bilgilerimle harmanlayıp yeni şeyler ortaya çıkarabileceğimi biliyorum birçok meslektaşım gibi. Milli takımlarda, özellikle alt yaş grubu seçimlerinde bir sistemimiz vardır bizim. 14 bölge var Türkiye’de en alt yaş grubu için. O 14 bölgeden takımlar yapılır. Şu sıralar 2005’lilerle ilgili bir çalışma var. Oradaki antrenörlerin getirdiği oyunculardan – sayısını ve kalitesini tartışmaksızın- bir milli takım tabanı oluşturuluyor. Bu sistem doğru ama eksik. Bu bölge sayısı arttırılmalı. Bunu 2000’den sonra Almanya yaptı. Bölge sayıları bizden zaten fazlaydı ama bu sayıyı 240’lara kadar çıkardılar. Antrenör sayılarını da arttırdılar ve antrenör eğitimlerine başladılar. Okularla bağlantı kurdular. Biz, bence futbolcuların hepsine ulaşamıyoruz. Bu yüzden, bu ağı genişletirdim. Muhakkak çok donanımlı, en tecrübeli hocalardan o bölgelere baş antrenör koymak isterdim. Oradaki çalışmaları daha iyi takip edip en iyi oyuncuları çıkarabilsin diye. Bir yaş grubunda, birden fazla milli takım kurmak isterdim. Mesela U17 A, U17 B gibi; klas açısından harflendirme yapmadan. Yalnızca gruplamak için bu harfleri koyuyorum. Bizim ülkemizde performansı etkileyen dış faktör sayısı çok fazla. Milli takım bünyesinde bu bölgeleri arttırmayı hedeflerdim. Her bölgenin sahası olsun isterdim. Hollanda’nın 4-3-3 oynadığını hepimiz biliyoruz. Hollanda, kilisede bile 4-3-3 oturur demiştim bir keresinde. Yazılı olmayan bir kuralları var. Bizim ülkemizde de bu tarz bir sistem oturtabilmek lazım. Belli bir sistem belirlerseniz bu sisteme oyuncu aramaya başlarsınız Bu da bir yol olabilirdi. Her kulübün altyapı sorumluluğunun federasyon tarafından eğitilmiş kişilerden atanmasını bile isterdim. Ben buradaki federasyondan, o kulübün altyapısını X bir hoca vasıtasıyla takip edebilmek isterdim. Bizim ülkemizde birçok şey var ama denetleme yok.

Ülkede bir tesisleşme sorunu olduğunu düşünüyor musunuz?
Ülkemizde çok fazla stadyum yapıldı, belki de dünyada benzeri yoktur. Ben, ülkemizdeki stadları pazar yeri olarak görüyorum. Bize daha fazla tarla lazım, tesis lazım. 1 hafta tesiste çalışacaksın, stadda da ürünü göstereceksin. Pazar yerinden kastım o. Bizim tesisleşme sorunumuz var. Buna emek vermiyoruz, bütçe ayırmıyoruz. Arabanız yok ama araba kullanmayı öğretmek istiyoruz. Burada direksiyon varmış gibi davran, şurada gaz varmış gibi davran demekle bu iş olmaz. Bize tesis lazım. Oyuncuya alan ve imkan sunmamız gerek. Yani trafiktir, hava koşullarıdır derken birçok problemle uğraşıyoruz. Bir de antrenman saati için X bir takımın işinin bitmesini bekliyoruz. Amatörlerde 8 takımın aynı sahada aynı anda çalıştığına birebir şahit oldum. Amatör dediğimiz takımlar, futbolun en taban kısmı. Hem milli takımlar, hem de kulüp bazında en çok amatörleri yani temeli güçlendirmeliyiz.

U-21 liginin kaldırılması fikrini destekliyor musunuz?
U21 Ligi’nin kalkması ya da kalkmaması bu ülke futboluna büyük bir zarar vermeyecek. Ama birkaç nesile zarar verecek, birçok oyuncu arada yitip gidecek. Ben yetkileri ve kalitesi arttırılmış U21’in kalmasından şu sebeple yanayım; Avrupa’da yarıştığımız ülkeler, futbol eğitimini 4’lü 5’li yaşlara çekmişken, biz 11-12’lerde yakaladığımız oyuncuya seviniyorken 5-6 senelik boşluğu U19-U21 ile kapatmaya çalışıyor olmamızdandır. O yüzden kalsın istiyorum. Yeni bir oluşumla, yeni bir yapılanmayla. Oradaki profesyonel yaklaşıma Türk futbolunun ihtiyacı var. O çocukların oynayacağı bir platform olmalı.

Şu an milli takım havuzunda bulunan genç oyuncuların oluşturduğu jenerasyon bir planlamanın ürünü mü?
Şu an gündemde olan oyuncuların %80’i milli takım havuzundan geçti. Bu bir planlamaysa buradan oyuncular geldi. Ama yeterli bir planlama mı? Bu tartışılır. Bu ülkede bizim antrenör olarak engel olamadığımız bir sürü futbolcu var. Katkı yaptıklarımızdan bahsetmiyorum, onlar zaten kişisel becerileriyle bir yere gelecekler, istesek de engel olamayız onlara. Bizim destek olup ortaya çıkartabileceğimiz ama çıkartamadığımız oyuncuların sayısı daha fazla. O zaman bu planlamayı oturup tekrar konuşmak lazım. Beni bir oyuncuyu A Takıma çıkarttığım için tebrik ediyorsunuz ama o dönemde oynayıp da A takıma çıkamayan oyuncuları sorarsanız, kaçacak yer ararım. Her sene 20-25 tane çalışan antrenör, 1 tane oyuncu çıkarttı diye hava atacak hali yok. Geri kalan oyuncuları ne yaptın? Kendi adıma Süper Lig’de, Birinci Lig’de, İkinci Lig’de hangi takımı açsam 3-4 tane, ya milli takımda ya altyapıda çalıştığım birkaç tane oyuncu görüyorum. Bu benim için çok keyifli bir durum.

Yabancı – yerli oyuncu sınırı ile ilgili düşünceniz nedir?
Ülkede yabancı-yerli sınırı yok; yerli teşvik kuralı var. Ben o dönem federasyonda çalıştım, herhangi bir dayatma yoktu. 14-20 bu sayı federasyonu ilgilendirmiyordu. Ama 14 Türk oyuncuyu kulübünüzde bulundurmak zorundasınız. Ülkede iyi futbolcu yetişmemesinin asıl sebebi yerli ya da yabancı sınırı değil! Ülkede oyuncu yetişmiyorsa bu kulüplerin problemidir sistemin değil. Ben bir kulüp başkanıyım diyelim, kulüp tüzüğüne “her sene 2 oyuncu A takıma çıkacak” diye yazsam, buna bir engel var mı? Hayır. Teknik direktöre gidip “bu sene 4 oyuncumuz A takımla idman yapacak 2’si kadroda olacak” derseniz ve teknik direktör bunu kabul etmezse yolları ayırın ya da altyapı ile ilgilenen bir teknik direktörü başa geçirin. Bu yüzden yabancı-yerli sınırı bahanesiyle, “oyuncu çıkmıyor” durumunu açıklayamazsınız. Eğer bunu yapmazsanız olay sadece antrenörün seçimine kalır!

Ozan Kabak’ın altyapıdan çıkıp Bundesliga’ya transfer olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ozan Kabak 5 yıldır Galatasaray’daydı ama ülkenin %90’nından fazlası adını bilmiyordu. Ozan, 7-8 ay öncesinde kadrodayken hiç kimse onu Süper Lig oyuncusu olarak değerlendirmiyordu. Ama Fatih Hoca çıktı oynattı! Şimdi hem Süper Lig oyuncusu oldu hem de Bundesliga oyuncusu oldu! Fatih Terim, altyapıda Ozan’a verilen emekleri anlamlandırdı, taçlandırdı. Hataları var mıydı? Evet vardı ancak hoca buna tolere gösterdi ve antrenmanlarda bir stajdaymış gibi eğitti. Herkes 1 hata yaparken onun 2 hata yapmasını doğal karşıladı. Oyuncu kazanmak istiyorsanız bunları yapmak zorundasınız. Belki de; Ozan Galatasaray’da olmasaydı ya da Fatih Terim Galatasaray’da olmasaydı, bunların hiçbiri yaşanmayacaktı ve Ozan’dan haberimiz olmayacaktı.

Röportaj: Burak ÖzgülRezzan Yetiş 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş