RÖPORTAJ | Robinho

FourFourTwo, antrenman sahasına geldiğinde Robinho’yu Facetime’dan mutlu bir şekilde sohbet ederken buluyor. Mutluluğu bizi görünce de değişmiyor; bu onun her zamanki hali!

Real Madrid ve Manchester City’den kötü bir şekilde ayrılmasından ötürü, 33 yaşındaki oyuncunun biraz huysuz olduğu algısı var. Ancak bunun gerçekle alakası yok ve nedeni de oldukça açık (geçen sezon Mineiro formasıyla 25 gol attı). Ancak neşesinin asıl nedeninin bu olmadığında ısrarcı. “Gülümsemediğim bir gün benim için kayıp bir gündür” diyor Santos’un eski yıldızı. Robinho değişmedi, hâlâ Manchester’da toplu taşımayı kullanmaktan memnun olan o mütevazı adam. FFT’nin de ona soracak birkaç sorusu var.

Seni bir keresinde futsal oyuncusu Falcao’nun belgeselini izlerken görmüştük. Gelişiminde futsal ne kadar önemliydi?
Robinho: Eskiden çok fazla oynardım. Hatta futsal tutkularımdan bir tanesi. Oğluma şakayla karışık mümkün olursa kariyerimin son yılında futsal oynayabileceğimi söylemiştim. Her şey futsalla başladı ve hâlâ tüm top sürme tekniklerim futsaldan kalma.

Adını duyurmaya başladığın dönemde Pele’nin seni övmesi ve hatta kendisiyle kıyaslaması üzerinde bir baskı oluşturmuş muydu? 
Robinho: Başlarda çok zordu çünkü Pele benzersizdir – 1.000 gol atmış, 4 Dünya Kupası’nda oynamış ve tüm zamanların en iyi futbolcusu olarak görülen birisiyle kendinizi karşılaştırmanızın imkanı yok. Gençliğimde benimle olanlara teşekkür etmem gerek çünkü Santos altyapısında bana çok iyi yol gösterdiler. As takıma çıktığımda da antrenörümüz Emerson Leao benimle ilgilenmişti. Bir keresinde bana: “Harika bir oyuncusun. Ona benzeyebilirsin ancak Pele, Pele’dir ve Robinho da Robinho’dur” demişti. Elbette onunla kıyaslanmak güzel ancak Pele gibi olmadığımın daima farkındaydım. Onun gibi bir futbolcu asla olmayacak.

RÖPORTAJ | Robinho

Meşhur “pedalada” hareketini kendin mi yarattın yoksa birisinden mi gördün?
Robinho: Daha önce Zinho ve Denilson gibi oyuncuların bunu yaptığını görmüştüm. Ben de onlarınki kadar sık olmasa da her maçta denemeye başladım. Corinthians’a karşı oynadığımız 2002 Brezilya şampiyonluk finalinde (toplamda 5-2 Santos kazandı) yaptıklarım en iyisiydi. O maçlardan ötürü hâlâ beni “Pedaladas” diye çağıranlar var. Denilson iyi bir arkadaşım ve daima gerçek “pedalada”nın kendisi olduğunu ama tüm övgüleri benim aldığımı söyler.

2004’teki “Şort Düşüren Kriz”de neler yaşandı?
(Gülüyor) Feci bir şakaydı ama yapmak zorundaydım. Eski Brezilya orta sahası Diego her fırsatta şortumu indiriyordu. Artık bunun intikamını almalıydım! Uzun süredir bekliyordum. Şili’deki Olimpiyat öncesi eleme turnuvasının fotoğraf çekimi vardı. Kameramana poz verirken, bana hep yaptığı şeyi yaptım ve Brezilya’daki herkes de bunu gördü. Ertesi gün tüm manşetler bu fotoğrafla alakalıydı. Bunun çok komik olduğunu düşünüyorduk ancak Olimpiyatlar’da yer alamayınca bu olaya karşı büyük bir öfke oluştu. Bizim için bir dönüm noktası olmuştu. Çocukluğumuzu gerde bırakıp, büyümemiz gerekiyordu. O zaman önemli turnuvalarda milli takım formasını giymenin ne demek olduğunu anladık.

Madrid’e indikten 24 saat sonra ilk maçına çıktığın doğru mu? Kendini bu kadar kısa sürede sahaya çıkmaya nasıl hazırlamıştın?
Muhteşem bir ilk maçtı. Ronaldo, Zinedine Zidane ve Raul gibi olağanüstü oyuncularla birlikte oynayacağım için biraz endişeliydim ama bir taraftan da sahaya çıkmak için sabırsızlanıyordum. Uçaktayken maçı kafamda planlıyordum. Neredeyse mükemmeldi. Top ayağıma ilk kez geldiğinde, topu Cadiz oyuncusunun üstünden aşırttım ve sürmeye başladım. Benim için fevkalade bir ilk maçtı. Madrid’e bir gün önce gelmiştim ancak bir çocuktum ve iyi iş çıkartmaya kararlıydım.

Neden Barcelona değil de Real Madrid?
Zor bir karar gibi görünebilir ancak değildi. Real Madrid benimle daha çok ilgilendi. İkisi de dünyanın dört bir yanında taraftara sahip, büyük kulüpler. Ancak Real Madrid’de birçok Brezilyalı oyuncu vardı, antrenör ekibi de Brezilyalıydı ve teknik direktör Vanderlei Luxemburgo idi. Tüm bunlar varken neden Barcelona’yı seçeyim?

Zidane, Raul ve Ronaldo gibi efsane oyuncularla aynı soyunma odasını paylaşan 21 yaşında bir genç olarak neler hissetmiştin?
Büyük bir Avrupa kulübü için oynamak hayalimdi ve gerçekleşmişti. İlk kez soyunma odasına girdiğimde inanamamıştım. Çok gençtim ve dolabımı bile bulamamıştım! Ancak bana çok iyi davrandılar. Ben onların çocuğuydum, onlar da bana iyi baktı.

RÖPORTAJ | Robinho

David Beckham nasıl biri? Göründüğü gibi iyi bir adam mı?
Beckham hep Brezilyalılarla takılırdı. Grubumuzun bir parçasıydı. Hatta İspanyol oyunculardan daha iyi Portekizce konuşabildiği için onu kıskanırlardı (gülüyor). Birlikte iyi zaman geçirirdik. Oldukça mütevazı bir adam ve hatta tanıdığım olgun oyuncu diyebilirim. İnanılmaz birisi.

Fabio Capello ile aran nasıldı? Düzenli oynamak için onu ikna etmen kolay oldu mu?
Real Madrid’deki tüm teknik direktörler bana oynama fırsatı verdi. Capello ilk geldiğinde düzenli olarak ilk 11 başlıyordum. Ancak nedense, belki de yaşımdan ötürü, beni yedeğe aldı. Şikayet etmedim, teknik direktör oydu ve bu onun kararıydı. Yine de ikinci yarı oyuna girip, mevkimin dışında oynayarak beki marke etmekten mutlu değildim.

Real Madrid’den ayrıldığına pişman mısın? Seni Cristiano Ronaldo karşılığında Manchester United’a vermek istediklerinde nasıl hissettin? 
Real Madrid’den ayrıldığıma pişman değilim ama kulüpten kötü şekilde ayrılmak istemezdim. Real Madrid bana Avrupa’nın kapılarını açtı. Büyük ihtimalle ayrılmak için çabalamam, takımda yaptığım bazı güzel anıları sildi; şampiyon olmalarına katkı sağladım ve iyi oynadığımı düşünüyorum. Ancak ayrılmakta kararlıydım ve o zamanlar sinirliydim, üzerine düşünmek istemedim.

Peki ya Manchester City öncesinde neredeyse Chelsea’ye imza atacakken neler oldu? Londra’ya gitmeye ne kadar yakındın? 
Asıl hedefim Chelsea’ye gitmekti. “Koca Phil” (Scolari), kadrosunun yeterince yaratıcı olmadığını ve takımda fark yaratabileceğimi söylemişti. Ancak Real Madrid, Chelsea ile anlaşamadı. Anlaşma tamamlanmadan ismimin yazdığı formaları satmaları hoşlarına gitmemişti. Bu, Real Madrid için bir onur meselesi olduğundan, transferim gerçekleşmedi. Ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde oynayan bir kulübe gitmeme pek istekli değillerdi. Sonrasında büyük bir kulübe transfer oldum ve beni en iyi şekilde karşıladılar. Manchester’da harika 1 buçuk sene geçirdim. Madrid’den çok daha soğuktu, o kadar!

Man City için hazırlanan projenin başarılı olacağına inanıyor muydun?
City’nin projesinin başarılı olacağını ve kulübün büyüyeceğini daha ilk günden görmüştüm. Sadece bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim! Oraya gitmeden kulüp hakkında fazla bilgim yoktu ancak ilk büyük transfer olmaktan daima onur duydum. İyi başladım ancak takımda bugünkü kadar fazla harika oyuncu yoktu. Ne yazık ki kupa kazanamadan ayrıldığım tek kulüp oldu.

Craig Bellamy ile aran nasıldı? Kitabında aranızın pek iyi olmadığını yazmıştın… 
Bir kez kavga ettik ama City’de kim onunla kavga etmedi ki? Tam bir baş belasıydı (gülüyor)! Bir keresinde Arsenal’e karşı oynuyorduk ve ilk yarı iyi değildim, devre arasında soyunma odasına gittiğimizde bana İngilizce bağırmaya başladı. Tam anlamasam da anladığım kadarıyla hoş şeyler söylemiyordu. Glauber, onu uzaklaştırmama yardım etti ve çabucak sakinleşti. Brezilya ile oynadığım maçlardan dönmüştüm ve çok yorgundum. Yine de ertesi gün geldi ve özür diledi. Bu yüzden sorun yok.

Manchester’da her yere otobüsle gidip geldiğin doğru mu? Şehrin dünyadaki en iyi otobüs sistemine sahip olduğuna katılıyor musun?
Büyük ihtimalle (gülüyor). Hem tren hem de otobüsle bir yerlere gitmek çok kolaydı. Futbolcuları toplu taşıma araçlarında görmeye alışkın olmadıklarından bu bazı insanlara garip geliyordu ama benim için sorun değildi. Futbolcu olmadan önce hep toplu taşımayı kullandım, neden beni oldukça sıcak bir şekilde karşılayan bir şehirde kullanmayayım? Yine de antrenmana arabamla giderdim. Geç kalıp, teknik direktörü kızdırmak istemem!

Tenerife’deki antrenman kampı esnasında Rio de Janeiro’ya gittiğinde Man City, seni izinsiz ayrılmakla suçlamıştı. Neler yaşandı? Mark Hughes ne kadar sinirlendi? 
Gerçek şu ki (Hughes) sözünü tutmadı. City’e geldiğimde tatil yapmamıştım ve o da bana dinlenmem için bir hafta izin vereceğini söylemişti. Tabii ki sözüne inandım. Tenerife’ye gittiğimizde ona “Efendim, şimdi tatile çıkabilir miyim?” dedim, o da “Tamam” dedi. Eşyalarımı topladım, tatile gittiğimi kulübe söyledim ve evimde bir hafta dinlendim çünkü bana izin vermişti.

İtalya’daki ilk sezonunda Milan’la Serie A’yı kazandın. İngiltere’de senden şüphe edenlere kendini gösterdiğini düşünüyor musun?
Milan’a transfer olduğumda hedefimiz Serie A ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarını kazanmaktı. Ne yazık ki Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıramadık ancak bir kez daha İtalya’nın en iyisi olmayı başardık. Thiago Silva, Clarence Seedorf, Zlatan Ibrahimovic, Filippo Inzaghi ve Alexandre Pato’nun olduğu harika bir takımdık. Manchester City ya da İngiltere’ye kanıtlayacak fazla bir şeyim olduğunu düşünmüyorum. Orada iyi oynasam da istediğim kadar uzun kalamadım. Bazı sorunlar vardı. Eğer daha büyük bir kulüp olmak istiyorsanız bir ya da iki yıldızdan fazlasına; güçlü bir ekibe ve yedek oyunculara ihtiyacınız vardır. Milan’da etrafımda birçok harika oyuncu vardı; City’de ise bu yoktu.

Ibrahimovic, Pato ve Robinho Milan’ın son harika hücum hattı olabilir. Onlarla oynamak ne kadar keyifliydi?
Çok! O zamanlar fazla oynamasa da Ronaldinho da vardı, Filippo Inzaghi ve Andrea Pirlo da vardı. Ne harika bir takımdık! Hâlâ o günleri özlüyorum. Sahada birbirimize çabuk uyum sağladık. Milan’da dört harika yıl geçirdim, Serie A şampiyonluğunu kazandım ve mutluydum.

En iyi Zlatan hikayen hangisi?
Milan’ın eski başkanı Adriano Galliani, beni kulübe tavsiye edenin Zlatan olduğunu söylemişti. Barça’dan yeni gelmişti ve yönetim ona saygı duyuyordu. Galliani, beni de transfer edebileceklerini Zlatan’a söylemiş. Söylediğine göre Zlatan da “O zaman hemen getirin, o olağanüstü, birlikte iyi oynarız ve takımın ihtiyacı olan golleri atarız” demiş. Eskiden bana “benim sayemde buradasın” diyerek şaka yapardı (gülüyor).

Birkaç ay Guangzhou Evergrande’de oynadın. Çin’de futbol nasıl? Sence gelecekte dünyanın en iyi liglerinden birisi olabilirler mi?
Çin’de futbol hızla büyüyor. Orada çalışan yabancı teknik direktörler, oyunu geliştirmek ve antrenörlük seviyesini yükseltmek için çok fazla çalışıyor. Guangzhou’da harika bir tecrübe edindim ve gelişeceklerini düşünüyorum. Birkaç sene önce en iyi oyuncuların Çin’den gelen teklifleri kabul etmesi mümkün değildi ama şimdi Avrupa’nın en iyi takımlarıyla boy ölçüşebilirler. Kulüpler o kadar fazla para harcıyor ki, oraya gitmeden ikinci kez düşünmenize gerek kalmıyor.

RÖPORTAJ | Robinho

Çin’de müzik nasıl?
Kulübümde oldukça havalıydı; soyunma odasında samba müzikleri açardım ve hepsi dinleyip keyif alırdı. Ancak dans konusunda hiç iyi değiller!

La Liga, Premier Lig ve Serie A’da oynadın. Sence en iyisi hangisiydi?
En iyi ve en organize lig Premier Lig. Stadyumlar daima dolu, zemin her zaman harika ve takımlar sürekli hücuma çıkmaya çalışıyor. Ancak oynamaktan en çok keyif aldığım lig La Liga’ydı. Zemin ve organizasyon açısından Brezilya’dan çok daha iyi.

Brezilya formasını toplam 99 kez giydin ve en son 2015’te seçildin. 100’üncü maça çıkmaya ne kadar heveslisin? Sence bu gerçekleşecek mi?
İmkansız olmadığı kesin. 100’üncü maçtan sadece bir maç uzaktayım ve geçen sezon 25 golle Brezilya’daki en golcü oyuncuydum. Milli takım daima birincil hedefim olmuştur. Endişeli değilim. Tekrar çağırılmam için Atletico Mineiro’da harika işler çıkarmam gerek ve her gün yapmak istediğim şey de bu.

2007 Copa America, milli takımla en iyi dönemin miydi? Venezüela’daki turnuvada başarınızın sırrının ne olduğunu düşünüyorsun?
En azından kendi adıma öyle olduğunu söyleyebilirim çünkü hem en golcü oyuncuydum hem de şampiyon olduk. Sahaya çıktığınızda takım arkadaşlarınıza yardım etmek istersiniz ve bunu yapabilmenin birçok yolu var. O zamanlar hücum hattımızdaki dört büyük isim de başka bir seviyedeydi: Ronaldinho, Kaka, Ronaldo ve Adriano. Onlar hakkında yorum yapmaya gerek yok. 2007’de ise baş karakter bendim. 2005 ve 2009’daki Konfederasyonlar Kupası da benim adıma fena değildi.

Sence eski takım arkadaşın Neymar, Messi ve Ronaldo’yu geçip dünyanın en iyi oyuncusu olabilecek mi?
Onunla harika bir ilişkimiz var, çok iyi anlaşıyoruz. Bir Brezilyalı olarak, her geçen gün daha iyi olmasını umuyorum. Aramızdan dünyanın en iyisi olma potansiyeline en çok sahip olan o. Yine de Messi ve Ronaldo’yu geçmenin kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Onlar ayrı bir seviyede, her sezon 60-70 gol atıyorlar.

Emekli olunca ne yapacaksın? Teknik direktörlük yapmayı düşünür müsün? Başka bir iş yapabilecek olsan bu ne olurdu?
Bu konuyu o kadar da düşünmüyorum. Belki menajer olurum, belki de altyapılarda genç oyuncularla çalışırım. Kariyerimin ilk yıllarında bana yardım ettikleri gibi, ben de genç futbolculara yardım etmek istiyorum. Futbol dışında ise müzisyen olmak isterdim, özellikle de bir samba müzisyeni. Tef ve gitar çalmayı seviyorum.

Röportaj FourFourTwo Arşiv

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply