Samet Aybaba neden milli formayı giyemedi? Hor mu görülüyor?

Beşiktaş’taki başarılı futbolculuk döneminizde neden milli formayı bir kez bile olsun giyemediniz?

Berk Yılmaz- Ankara

Beşiktaş formasını 11 yıl giydim, 500 küsur maç oynadım, 6 yıl kaptanlık yaptım. Ama o dönemde bütün büyük takımlarda başarılı savunma oyuncuları vardı. Galatasaray’da Fatih Terim, Fenerbahçe’de Alparslan Eratlı vardı, Trabzonspor’da da Necati Özçağlayan oynuyordu. O dönemki sistem Beşiktaş’ın lehine bir sistem değildi. Genelde öbür takımların oyuncuları tercih ediliyordu. İki-üç kez aday kadroya girdim, kampa katıldım ama oynamak nasip olmadı. Sadece ben değil Ulvi de (Güveneroğlu) bir türlü milli formayı giyemedi. Ligin en az gol yiyen takımı olduğumuz dönemde bile tercih edilmedik.

Beşiktaş’taki yıllarınıza dönüp baktığınızda neler hatırlıyorsunuz?

Hakan Ünal- İzmir

Çok keyifli yıllardı… Beşiktaş tarihinin en iyi birliktelik içindeki, en kaliteli kadrolarını oluşturduk ama tabii ki şimdiye oranla çok sıkıntılarımız vardı. Şeref Stadı’nın tozu içinde çalışırdık biz. Her zaman futbolculuğumda Branko Stankoviç gibi bir antrenörle çalışmaktan ötürü mutlu olmuşumdur. Hayatımızda gördüğümüz en düzgün, en kaliteli antrenördür. İlk senesinde averajla ikinci olduk, ikinci senesinde şampiyonluğa ulaştık. 1985-86 sezonundaki şampiyonluğumuz sonrası onu Fenerbahçe istediğinde, ‘Hocam sakın bizi bırakma, bu takım birkaç yıl üst üste şampiyon olur’ demiştim. ‘Evet Sametçiğim, olur ama ben bu toz topraktan artık yoruldum’ diye cevap vermişti. Hakikaten de çok kötü bir antrenman sahamız vardı. Branko Stankoviç arabayı sahanın içine sokup arkasına tel takıp sahayı düzeltirdi.

sametaybaba (1)

1987’de milletvekilliğine adaylığınızı koymaya nasıl karar vermiştiniz?

Tolga Öztürk- Edirne

Benim herhangi bir girişimim olmadan teklif gelmişti. İlk başlarda, ‘Ben siyasetten ne anlarım?’ diye çok direndim ama sonrasında büyüklerimi kıramayıp adaylığımı koydum. İlk önce Bakırköy bölgesinden adaydım. Ama o dönemde Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla seçim bir ay ertelendi. O bir aylık sürede hakkımda çok konuşulmaya başlandı. Ben de Beşiktaş bölgesine kaydırılmak istedim. Bu isteğime bir anlam veremeyen başbakanımız Sayın Turgut Özal, ‘Oğlum artık milletvekili oldun, hayırlı olsun, ne uğraşıyorsun bu işlerle’ diyerek önce talebimi kabul etmedi ama ben ısrar edince kabul etmek zorunda kaldı. Bakırköy’de benim yerime listeye giren kişi saat 11’de milletvekili olurken, ben meclise giremedim. Şimdi düşündüğümde iyi ki girememişim diyorum, çünkü yapı olarak oraya uygun olmadığımı biliyorum.

Trabzonspor’la ve Gençlerbirliği’yle Türkiye Kupası’nı kazanmış, Ankaragücü’yle final oynamış bir teknik adam olmanıza rağmen kamuoyunda, o başarıları elde eden siz değilmişsiniz gibi bir hava var. Neden sizi hor görüyorlar?

Serhat Çalışkan- Adana

Kariyerimde sadece bu başarılar yok. Bir sezon önce küme düşmekten son anda kurtulmuş bir Trabzonspor’da sadece 3.5 milyon dolar harcayarak yepyeni bir kadro oluşturup ilk senemde Türkiye Kupası’nı kazanmış (ki o sezon hedef oydu), Şampiyonlar Ligi hedefiyle yola çıkılan ikinci sezonumda ise takım puan cetvelinde ikinciyken görevimi bırakmak zorunda kalmıştım. Bu Türkiye Kupası başarılarından daha da önemli bence.

Ankaraspor birinci lige çıktığında da tam 24 oyuncu alarak yepyeni bir kadro oluşturdum. Brezilya ikinci liginden getirdiğim üç tane oyuncu (Jaba, Tita, Wederson) lige renk kattı, takım sezonu yedinci sırada bitirdi. Bunları Türkiye’de başka bir antrenör yapsa olay olurdu.

Birinci lige kazandırdığım onlarca oyuncu da ortada. Bunların hepsi futbola katkıdır. Gerçi bugün sokakta konuştuğum birçok insan, ‘Türkiye’nin en iyi teknik adamlarından birisiniz’ diyor ama tabii ki bizim yıpranma payımız diğerlerine oranla çok daha fazla oldu. Bunun sebebi uzun yıllar göz önünde futbol oynamış olmamızdan kaynaklanıyor. İnsanlar nasıl bir anlayışımız olduğunu, yaşantımızı, ayakkabı numaramıza kadar biliyor. Uzun bir dönemi bitirmişsiniz ve o dönemden sizinle birlikte gelen bir birikim var. Mesela şimdi yeni ortaya çıkan akademisyen arkadaşlarımız hiç bilinmediği için bir takımın başına geçtikleri zaman insanlar onları tanımak istiyor. Dolayısıyla kredileri fazla oluyor, kötü olduğuna karar verilse bile o zamana kadar 5-6 sezon geride kalmış oluyor.

Türkiye’de bir teknik direktör kısırdöngüsü olduğunu görüyoruz. Ortada bir avuç teknik adam var ve kulüpler birini bırakıp diğerini göreve getiriyorlar. Kapılar yeni isimlere pek açık değil. Siz de bu çarkın içinde görülüyorsunuz. Bu durumdan rahatsız olmuyor musunuz?

Cihan Doğan- İstanbul

Bu sorunun cevabını bizlerde değil kulüplerin yapısında aramalısınız. Bizler ne yapabiliriz ki? Trabzonspor’da her gün icra gelen bir kulüpte, oyuncuların altı ay boyunca paralarını alamadıkları bir ortamda ilk dönemde arkamda kale gibi duran, ‘İstediğini yap Samet’ diyen bir başkan (Özkan Sümer) vardı ama ikinci sezon beni hedef olarak gören bir yöneticiyle sorunlar yaşamaya başladım. O başkan vekili, o an başkan olmadığı için kulübün idari patronu durumundaki kişi olarak, bana para cezası verdi. Dünyanın neresinde kulübün idari patronunun aynı kulübün teknik patronuna ceza kestiği görülmüş? Ben de hem kendim hem de meslektaşlarıma kötü örnek olmamak için tavır koyarak istifa ettim.

Ortada yönetim sisteminden kaynaklanan bozukluklar var. Başkanlar tüm güç kendilerinde olsun istiyorlar. 3-5 hafta sonra teknik direktör değişikliği yapabilecek güçleri olduğu için bunu kullanmaktan geri kalmıyorlar. Devamlı ön plana çıkmak isteyen yöneticiler de istikrarlı ortamdan hoşlanmıyorlar. Onların ilişkide oldukları taraftar grupları, medya grupları var. Bir süre sonra bir bakıyorsunuz ya taraftarlar sizi istifaya davet ediyor ya da medya, ‘İyi antrenör ama…’ diye yazılar yazmaya başlıyor. Bunlar yaşandıkça siz ne kadar başarılı olursanız olun bazı şeyleri bir türlü aşamazsınız.

Ben, kısırdöngüyü önleyebilmek için bir hamle yapmam gerektiğine kanaat getirdiğimden geçtiğimiz sezon takım çalıştırmadım. Büyük takımlardan veya milli takımdan teklif gelene kadar bekleyeceğim dedim ama sonrasında gördüm ki, insanlar bir tarafta öyle bir kalabalık oluşturmuşlar ki devamlı kendi içlerinde üretiyorlar. Ben hep doğruları yapmaya çalıştığım için etrafımda pek insan yok. Birçok anlamda çoğu kişinin önündeyim ama kimse benim yanımda değil. İnsanlarla çıkar ilişkileri çerçevesinde diyalog kuramadığım için de bize sıra gelme şansı olmadığını gördüm. O zaman ‘Neyi bekleyeceğim?’ dedim ve bu sene yeniden gelen teklifleri değerlendirmeye başladım…

Uzun süredir her ortamda Beşiktaş’a teknik direktör olmak istediğinizi dile getiriyorsunuz. Böyle olunca da antipatik görünüyorsunuz. Bu yanlış bir davranış değil mi? Bir de bazı taraftarların sizi neden istemediğini merak ediyorum.

SAMET

Onur Uygur- Antalya

Bu isteğim gayet doğal bir şey. İçinden çıktığım camianın takımını çalıştırmak istediğimi beyan etmem bence çok normal. İnsanlara sorduğunuzda da Beşiktaş tarihindeki en önemli üç-dört kaptandan biri olarak anıldığımı görürsünüz. Birçok ismin aksine camiadan kopuşum son derece güzel olmuş, kulüp tarihinin en önemli jübilesini ben yapmışım.

Evet bazı taraftarlar tarafından istenmediğim söyleniyor ama bunun nedenini bana sormayın, hiç bilmiyorum. Onlar biliyor mu, ondan da emin değilim. Bunca sene o takımda futbol oynamış bir insanın camiadan dışlanması için yanlış birşeyler yapmış olması lazım. Ama ne yapmışım merak ediyorum. Maç mı satmışım? Bir saygısızlığımı mı görmüşler? Takım aleyhine faaliyetlerde mi bulunmuşum? Tribüne hareket yaptı diyenler var. Böyle bir şeyi gören var mı çok merak ediyorum? ‘Çarşı grubu istemiyor’ diyorlar. Oradaki genç neslin hiçbirini tanımam, hiçbirinin de beni tanıdığını sanmıyorum.

Medya bu konuyu çok sık dile getiriyor ama bu isteğimi hayata geçirmek için en ufak bir çaba içine girmediğimi de görmelisiniz. Birçok teknik direktör Yıldırım Demirören’le yakından tanışıyor. Ben ise bugüne kadar kendisiyle bir kez bile oturup bir yemek yememişim. Eğer kulis faaliyetleri yapsaydım şimdiye kadar on kere geçmiştim Beşiktaş’ın başına. Ben Beşiktaş’a böyle antrenör olmak istemiyorum ki! Benim derdim unvan değil. Ben Beşiktaş’ın sistemini değiştirmek istiyorum. Avrupai bir takım olarak yönetilen, çok şeyin değiştiği bir kulüp haline getirmek istiyorum.

Eğer derdim unvan olsaydı bu yaz aracılarla gelen teklif karşısında Antalya uçağına biner, gider Yıldırım Demirören’le görüşür Beşiktaş’ın teknik direktörü olurdum. Ama o ortamda katkı sağlayabileceğimi, sistemi değiştirmek için gerekli güce sahip olabileceğimi görmedim. Bir kere o güce sahip olabilmek için başkanın sizi Antalya’ya değil, kulübe çağırması lazım.

Kardeşiniz Adnan Aybaba televizyonda son derece ‘teatral’ bir futbol programında yorumculuk yapıyor. Çoğu zaman sizin Beşiktaş’ın başına geçmeniz gerektiği konusunda verdiği desteğin ters etki yaptığını düşünmüyor musunuz?

Murat Aşan- İstanbul

Ya bunların hepsi bahane… Size karşı olan insanlar bunları bir araya getirip bahaneler üretiyorlar. Bana göre de kardeşim o programa çıkmamalı, bunu da kendisine defalarca söyledim. Ama seviyor ve çıkıyor, ne yapabilirim ki? 43 yaşında adam. Daha 8-10 yaşındaki çocuğunuza laf geçiremezken o yaştaki kardeşinize ne yapabilirsiniz ki! Ayrıca Adnan kim ki? Varsa öyle bir gücü geçirsin beni Beşiktaş’ın başına da görelim.

Birçok alt lig oyuncusuna (İlk aklıma gelenler Emre Toraman, Murat Hacıoğlu, Serhat Gülpınar, Mustafa Sarp…) Süper Lig’de oynama fırsatı verdiniz ve bunların çoğu ligin önemli oyuncuları arasına girdiler. Çoğu teknik adam bu konuda sizin kadar cesaretli olamıyor. Oyuncuların Süper Lig’de oynayabileceklerine nasıl karar veriyorsunuz?

Fırat Apak- Çanakkale

Evet, gerçekten de çok sayıda oyuncuya birinci ligde oynama fırsatı verdim. Eğer futboldan anlıyorsanız ve kafanızda başka bir şey yoksa oyuncunun kalitesini yarım saatte anlarsınız. Ondan sonrası ona kalmıştır. Çünkü ben takımımdaki her bireye aynı gözle bakarım. Benim için elimde biri 17, diğeri 34 yaşında iki futbolcu yoktur, yaşlarıyla ilgilenmediğim iki oyuncum vardır. Aynı şekilde birinin 1 milyon dolar, diğerinin 50 milyar lira almasıyla da ilgilenmem. Kim hak ederse onu oynatırım. Rize’de de böyle olacağından emin olabilirsiniz.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply