Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri daha şimdiden hazır!

Keyifli geçen her futbol maçı neden efsanevi olarak nitelendirilmez? Neden çok fazla keyif aldığınız 90 dakikalar yıllar sonra unutulup gider? Nedeni oldukça basittir: Hikaye eksikliği! Yarın başlayacak Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri daha şimdiden hazır!

A Grubu: Tarih Tekerrür Edecek Mi?

Manchester United 2011-12’de Şampiyonlar Ligi gruplarından beklenmedik bir şekilde elenmişti. Otelul Galati, Basel ve Benfica ile eşleşen Kırmızı Şeytanlar grupta 3’üncü olarak bir şok yaşamıştı. İlk maçta Benfica deplasmanında berabere kaldıktan sonra Old Trafford’da Basel’e karşı 16 ve 17’nci dakikalarda Welbeck’in attığı gollerle maça iyi bir başlangıç yapmıştı, ta ki Basel’in ikinci yarıda attığı üç gole dek. Geri dönüşlerin efendisi United, büyük bir geri dönüşten Ashley Young’ın 90’ıncı dakikada attığı golle kurtulmuştu. Daha sonra grubun en zayıf ekibi Galati’yi iki maçta da yenen United, Benfica ile bu sefer evinde berabere kalmıştı. Son maçta gruplardan çıkması için Basel ile berabere kalması yetiyordu. Ancak o sezon Sommer, Xhaka, Frei, Streller gibi isimlere sahip olan Basel, maçı kazanıp üst tura çıkmaya hak kazanmıştı. Avrupa Ligi’nde de işler United için pek iyi gitmemişti. Ancak bu Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri arasında heyecan verici olanlardan olmalarına engel değil!

Ferguson sonrası Şampiyonlar Ligi biletini ilk kez Mourinho önderliğinde Avrupa Ligi’ni kazanarak elde eden United yukarıda bahsi geçen sezona oldukça benzer bir kura çekti. Benfica ve Basel ile eşleşen United’ın dördüncü rakibi Galati kadar da kolay değil; CSKA Moskova. Basel ve Benfica eski gücünde değil. CSKA ile geçmişteki maçlarına bakarsak 4 maçta 2 galibiyet 2 de beraberlik aldılar. United ise sezona oldukça iyi başladı. United bir kez daha grubun favorisi ancak United taraftarlarının aklında bir “Acaba?” sorusunun olduğu kesin.

Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri daha şimdiden hazır!

Alex Ferguson Şampiyonlar Ligi’nde basın toplantısında

B Grubu: Büyüklüğünü Kanıtlamak

Para size her şeyi kazandırmaz derler. Ancak parayla birçok kez Ligue 1’i kazanabileceğinizi PSG göstermiş durumda. Monaco, geçen sezon oynadıkları muhteşem hücum futbolu ile şampiyon olmuş olsa da PSG tahtını geri kazanmaya kararlı. Neymar ve Monaco’nun yıldız oyuncusu Mbappe için ödedikleri yüksek bonservis bedelleri de bunu gösteriyor. PSG bir kez daha Ligue 1’in favorisi ancak gözlerini başka bir şeye dikmiş durumdalar: Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu! Katar sermayesi altında her ne kadar ligi domine etseler de Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalden öteye gidemediler. Geçen sezon ise evlerinde kazandıkları 4-0’lık galibiyet ile herkese gözdağı verirken ikinci maçta Barcelona’nın 6-1’lik inanılmaz geri dönüşü ile kendilerini kupanın dışında buldular. Bu sezon ise sadece Ligue 1’i geri kazanmayı değil, Şampiyonlar Ligi’nde daha da öteye gitmeyi hatta kupayı kazanmayı hedefleyebilirler. Neymar ve Mbappe transferlerinin yanı sıra City’nin elinden kaptıkları tecrübeli Dani Alves de buna yardımcı olabilir. Eğer Buffon gibi bir tecrübe bile sizden, kendilerine Şampiyonlar Ligi’ni kazanmasını öğretmeyi istediyse büyük bir birikime sahipsiniz demektir.

PSG için grup aşaması fazla zorlu geçmeyecektir. Celtic ve Anderlecht’i geçecekleri kesin ancak bu seviyede yıllardır üst düzey futbol oynayan Bayern’e karşı ne yapacakları merak konusu. Eğer onlara karşı iyi oynayıp etkileyici bir skor alabilirlerse gerçekten de bu sezon kupaya aday olduklarını gösterip, gözdağı verebilirler. Yine de gözdağı verdikten sonra tekrardan bir hezimete uğramamaya çalışın!

C Grubu: Benim Sistemin Senin Sistemini Yener

Birçok Türk futbolseverin desteklediği Karabağ pek de iyi bir kura çekmedi. Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan ilk Azeri takımı olan Karabağ; Roma, Atletico Madrid ve Chelsea gibi zorlu rakipler çekti. Onların Avrupa hikayesi büyük bir sürpriz olmazsa çabucak sona erecektir.
Aslına bakarsanız bu gruptaki hikaye daha çok sahada sergilenecek. Bunun nedeni de iki benzer stile sahip olan teknik direktörün kapışması olacak. Simeone ve Conte taktik olarak aynı olmayabilirler ancak ikisinin de bir taktik deha olduğu kuşkusuz. Geçen sezon Chelsea ile şampiyon olan Conte ve Atletico’yu hiç olmadığı seviyelere taşıyan Simeone’nin taktik dehalarından daha büyük bir ortak yanları varsa o da disiplinleri. Disiplini elden bırakmayan iki teknik direktörün birbirlerinin sistemlerinin üstesinden gelme mücadelesinin ve sergilenecek mücadelenin başlı başına bir hikaye olacağı kesin.

D Grubu: İntikam Ateşi Yanıyor!

Geçen sezon Barcelona, PSG’yi mucizevi bir şekilde eledikten sonra kupayı kazanmak için oldukça kenetlenmişti. Ta ki bunun için daha da konsantre olmuş bir takım ile karşılaşana dek. Juventus, Calcio’yu yıllarca domine ettikten sonra Avrupa’nın en büyüğü olmak istiyordu. Calciopoli skandalından sonra batan gemiyi terk etmeyen kaptan Buffon, o gemiyi batmaktan kurtarmıştı. Her sezon onun hakkında söylentiler çıksa da o her geçen sene daha da fazla inanılmaz kurtarışa imza atıyor. Şampiyonlar Ligi finaline giden yolda onun kurtarışlarının da payı büyüktü.

Buffon önderliğindeki Juventus, PSG’yi akıllardan silinmeyecek bir şekilde eleyen Barcelona ile karşılaşıyordu. İlk maçı Barça 3-0 kaybetse de önceki turdan ötürü herkesin aklında “Bir kez daha yapabilirler mi?” sorusu vardı. Ancak Juventus’un BBC savunma hattıyla Buffon başka bir geri dönüşe daha izin vermedi.

Bu sene yolları gruplarda kesişen iki takım grubun favorisi. Olympiakos ve Sporting ise büyük ihtimalle Avrupa Ligi vizesi için mücadele edecek. Barcelona, geçen sezonun intikamını alırken gruptan da birinci çıkmak isteyecektir. Ayrıca bu maçlarda kişisel bir rekabet de var: Buffon’a karşı Messi… Messi şu ana kadar İtalyan kaleciye hiç gol atamadı. Kendisiyle sürekli kıyaslanan Cristiano Ronaldo ise geçen sezonun finali ile beraber Buffon’u yedi kez avladı. Belki Messi bu sefer siftahı yapabilir.

E Grubu: Finalden Gruplara

“Şampiyonlar Ligi” havası en az olan grup herhalde bu olmalı. Liverpool, Suarez’in mükemmel performans gösterdiği sezondan sonra ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde yer almaya hak kazandı. Play-Off turunda Hoffenheim’ı eleyen Liverpool düşleyeceğinden çok daha kolay bir gruba düştü. 2014-15’te gruplardan çıkamayan Kırmızılılar için bu sefer bunu başarmak pek de zor olmasa gerek. Ancak gruptaki en büyük rakiplerine bakınca kötü anılar canlanmıyor değildir.

18 Mayıs 2016’da UEFA Avrupa Ligi Finali’nde Sevilla ile karşılaşan Liverpool için işler iyi başlamıştı. Sturridge’in golü ile öne geçen Liverpool, skoru tutamayıp 3-1 yenilmişti. O sezon Ekim ayında göreve getirilen Klopp, ilk sezonunda Avrupa’da kupa kazanmayı ve Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı kaçırsa da geçen sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılım hakkı elde ederek bunu telafi etti.

Eldekilerle iyi iş çıkaran ama özellikle savunmaya doğru takviyeleri yapmayan Klopp’un Şampiyonlar Ligi macerası nereye kadar gidecek bilinmez. Büyük bir sürpriz olmazsa gruptan çıkacaklar. En büyük sınavları finalde kaybettikleri Sevilla’ya karşı olacak. Belki bu sefer ortada bir kupa olmayacak ancak grup birinciliği için kıyasıya rekabet edecekleri kesin.

Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri daha şimdiden hazır!

Sarri, Şampiyonlar Ligi maçlarını yedek kulübesinden izliyor

F Grubu: Bankacı Sarri & Deha Pep

İtalya’nın Maradona’dan sonra tekrar yükselen trendi olan Napoli, Avrupa arenasında yalnızca gruptan çıkmakla yetinmeyeceğe benziyor. Geçen sezon şanssız kura sonucu 2’nci turda son şampiyon Real Madrid’le eşleşmiş ve erken havlu atmak zorunda kalmışlardı. Teknik direktörleri eski bankacı Sarri’nin uyguladığı 4-3-3 siteminin 4-6-0’a dönen ve korkunç pres ve pas trafiğininde içinde bulunduğu modern taktik anlayışı rakipleri afallatıyor.

Taktik dehası Pep ve Sarri’nin kaderleri aynı noktada birleşiyor. İki takımda geçen sezonu 3’üncü bitirdi ve iki hoca da Şampiyonlar Ligi 2’nci turunda elenmekten kurtulamadı. Guardiola’nın 3’lü savunma ve bek oyuncularını efektif kullanması onun tarzını farklı kılıyor. İki takımın aralarında oynayacakları maçlar grup liderliğini belirleyecek nitelikte olacaktır.

Shaktar Donetsk ve Feyenoord grupta Avrupa Ligi vizesi almak için mücadele edecekler. Futbolun sürprizlere gebe bir oyun olduğunu düşünürsek 2’ncilik için de son maçlara kadar savaşacakları aşikar.

G Grubu: Hello Amigo!

Son torbadan Leipzig’i çekene dek Beşiktaş iyi bir kura çekmişti. Ancak 2009-2010’da yaşanana benzer bir durum oldu. O zaman da üçüncü torbada olan Beşiktaş fena bir kura çekmemişti ki Bundesliga Şampiyonu Wolfsburg’u çekene dek. Serie A’nın gol kralı Edin Dzeko, Grafite ve Misimovic önderliğinde beklenmedik bir şampiyonluğa imza atan Wolfsburg zorluydu. Leipzig ise daha da zorlu.
Red Bull sponsorluğunda hem Almanya’nın en büyük hem de Almanya’nın en sevilmeyen takımı olma yolunda ilerleyen Leipzig’in hikayesi uzun vadede Wolfsburg’dan daha iyi olacak gibi duruyor. Doğru planlama ile alt ligden çıkar çıkmaz Şampiyonlar Ligi vizesi alan Leipzig’in yolları Beşiktaş ile yolları Atınç Nukan’ın transferi aracılığıyla daha önceden kesişmişti.

Mbappe, Bernardo Silva, Benjamin Mendy, Tiemoue Bakayoko gibi oyuncularını kaybetse de Ghezzal, Jovetic, Keita Balde, Tielemans gibi isimleri kadrosuna katan Monaco’nun ise Beşiktaş ile pek de bir geçmişi yok. Tabi zamanında Porto formasıyla Beşiktaş karşısına çıkan ve o zamanlar Twitter’dan Beşiktaş ile ilgili tweetler atan Falcao’yu saymazsak!

Porto mu dedik? Beşiktaş ve Porto’nun yolları uzun bir süre sonra tekrar kesişti. 2007-2008’de Şampiyonlar Ligi gruplarındaki maçları kazanan Porto olmuştu. İnönü’deki maçta son dakikalarda galibiyeti getiren ve son maçta Beşiktaş’ın UEFA hayalini sona erdiren golleri kim atmıştı? Tabiki Ricardo Quaresma!

Daha sonra iki takım daha fazla ayrı kalamadı ve 2010-2011’de Avrupa Ligi L grubunda karşılaştı. Quaresma o dönemde Beşiktaş’ta olsa da maçlarda forma giymedi. Ancak yukarıdaki tweetlerin sahibi Falcao iki maçta da birer gole imza attı.

Ancak bu birliktelik maçlarla kalmıyor! İki takımın da birbirinde eski futbolcuları bulunuyor. Quaresma dışında Beşiktaş’ın yıldız stoperi Pepe de Real Madrid’e transfer olmadan önce Porto’da 3 sezon forma giymişti. Son olarak da Beşiktaş’ın geçen sezonki şampiyonluğunda özellikle de ikinci yarıdaki performansıyla büyük rol oynayan Vincent Aboubakar, Vodafone Park’a bu sezon rakip olarak adım atacak.

Beşiktaş’ın bu denk gruptaki hikayesi nasıl olacak bilinmez ancak hepsinin “Beşiktaş’a geleceği” kesin.

H Grubu: Aynı Alman Takımı

Alman takımlarının yazılışı bazıları için zor olabilir ancak Real Madridlilerin bırakın Dortmund’u, bir zamanlar sarı-siyahlılarda forma giyen Blaszczykowski’yi bile doğru yazabilir! 12-13 sezonundan bu yana 8 kez karşılaşan iki takım daha geçen sezon aynı gruplardaydı. 12-13’te önce gruplarda eşleşen iki takım daha sonra yarı finallerde karşılaştı, kim Lewandowski’nin parladığı 4-1’lik galibiyeti unutabilir? Ertesi sezon ise Real Madrid, Dortmund’u çeyrek finalde eleyerek intikamını almıştı. Geçen sezon ise yine aynı grupta yer aldılar ve Dortmund, Şampiyonlar Ligi şampiyonunun üstünde grubu bitirdi. Bu da bir başarı.

Son yıllarda sık sık karşılaşan iki takımın maçının keyifli geçeceğine şüphe yok. Ancak işler geçen seneki kadar kolay olmayacak çünkü Tottenham da üst tura çıkmaya aday. Bakalım Dortmund bir kez daha grubu lider bitirebilecek mi? Yoksa geçen senenin şampiyonu Madrid gruplardan bile çıkamayacak mı? Tüm bunlar ihtimaller dahilinde ancak ihtimal olmayan bir şey varsa o da grubun dördüncü ekibi Apoel’in buradan Şampiyonlar Ligi maçlarının hikayeleri arasında bir başarı hikayesi çıkarması.

Yazı Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply