Şampiyonlar Ligi tarihi için unutulmaz anları derledik

Şampiyonlar Ligi tarihi unutulmaz anlarla dolu; geri dönüşler, acı hatıralar, goller…  Şampiyonlar Ligi’nin unutulmaz anlarını ve efsaneye dönüşen hikayelerini derledik

Tony Britten’in Kraliyet Filarmoni Orkestrası tarafından icra edilen belki de herkesin çalmaya başladığı an tüylerini diken diken eden müzik… Tabii ki Şampiyonlar Ligi tarihi için de fon müziğimiz bu!

Ceux sont les meilleures équipes

Sie sind die allerbesten Mannschaften

The main event!

Ayrı bir mecra kesinlikle. Belki bir Brezilya dizisi belki de Jason Statham’ın baş rolünü oynadığı aksiyon filmi ya da epik bir hikaye, hepsini bir çatı altında görmek için Hollywood ekibinin milyon dolarlar harcayıp 2 saatlik bir film yapmasını beklemeyin. Bu kadar konuyu bir hikayede görmek istiyorsanız “Şampiyonlar Ligi”ni izlemeniz yeterli olacaktır.

1955 yılında düzenlenen kongrede Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası adı altında bir turnuva düzenlenmesine karar verildi. 1992 yılındaki format değişikliğine kadar Real Madrid’in ilk 5 sezonluk şampiyonluğu, 60’ların en iyi takımı Benfica’nın 61-68 arasında tam 5 kez finale çıkıp 3’ünü kaybetmesi, Ada’dan gelen bir epik hikaye Nottingham Forest FC’nin 79 ve 80 senelerindeki şampiyonluğu, Ernst Happel’in Feyenoord ve Hamburg’u şampiyon yapması ve efsaneleşmesi , Liverpool ve Milan’ın 4 şampiyonluğu bu döneme damgasını vuran olaylar olarak göze çarpıyor.

Şampiyonlar Ligi tarihi için unutulmaz anları derledik

Şampiyonlar Ligi logosu

Heysel Faciası
Her hikaye güzel olmuyor maalesef. 29 Mayıs 1985 günü Brüksel ‘de oynanacak olan Juventus ile Liverpool arasındaki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası final maçının başlamasından önce Liverpool taraftarları İtalyanlara saldırdı ve çıkan panik sonucu bir duvarı çöktü. Paniğe kapılan taraftarların tel örgülere sıkışması sebebiyle 38 İtalyan taraftar ve 1 Belçikalının öldüğü “Heysel Faciası” sonrası İngiliz kulüpleri 5 yıl, Liverpool 6 yıl Avrupa’dan men edildi.

Şampiyonlar Ligi’nde statü değişiyor
1992 yılındaki format değişikliği ile beraber yine birçok değişikliğe gidildi. Şu an kullanılan düzen 2003 yılından beri devam eden bir sistem.  32 ekipli, 4’er takımlı ve 8 gruptan oluşan grup aşaması oynanır. Gruplarda ilk 2’ye giren takımlar ikili eleminasyon sistemi ile müsabakalara devam ederler. Üçüncüler ise UEFA Avrupa Ligi’ne katılıp 3. turdan (son 32 turu) devam ederler. 2’nci tur, çeyrek ve yarı final kademeleri ikili eleminasyon usulüyle oynanır. Final maçı ise tarafsız sahada tek maç olarak oynanır.

Yeni Format Yeni Hikayeler
Yeni formatta ilk şampiyon Boli’nin golü ile Olympique Marsilya olurken,1999 yılında efsane hakem Pierluigi Collina’nın Camp Nou’da düdük çaldığı maçta Bayern Münih ve Manchester United karşı karşıya gelir. 90’ıncı dakikaya Bayern Münih üstünlüğü ile girilirken artık Ottmar Hitzfeld’in öğrencilerinin kupayı alacağına kesin gözüyle bakılır. Dedik ya burası farklı bir mecra! Önce 90+1 de Sheringham golü ile maçı uzatmaya taşımayı garantilediler. 90+3 de ise sahneye bebek yüzlü katil Ole Gunnar Solskjaer çıkıyor ve kupayı Manchester United’ın ellerinde havalandıracak o golü atıyordu. İki sene sonrasında Münih’in bu sefer rakibi Valencia oldu. O efsanevi penaltılar sonucunda Bayern Münih kupayı alan taraf olurken, akıllarda kalan ise Kahn’ın Canizares’i teselli ettiği anlar olur. 2002 yılında Zidane’ın finalde kaleci Butt’a attığı vole golü hala akıllarda tazeliğini koruyor. 2004 yılında Mourinho efsanesini tanımamıza sebep olan sezonda takımı Porto’yu şampiyon yapıp mutlu sona ulaşır.

İstanbul: Tarihin Gördüğü En Büyük Final
Takvimler 25 Mayıs 2005 gösterdiğinde gelmiş geçmiş en büyük final en büyük hikayenin bizi karşılayacağından habersizdik. Yer İstanbul İkitelli Olimpiyat Stadı. Maç henüz başlamadan Milan, kaptan Maldini ile 1’inci dakikada 1-0 öne geçti. Herkes şoka girmiş durumda birbirine bakıyordu. İlk yarı bitmeden Crespo 2 tane daha Liverpool filelerine gol bırakarak devreye Milan’ı 3-0 önde sokuyordu. İkitelli başta olmak üzere bütün İngiltere ve Dünya gözlerine inanamıyordu.  5-6-7 kaç tane daha atar diye Milan üzerinden bahis yapılıyor kupa çoktan Milano’ya götürülüyordu. Ne demiştik yine hatırlatalım burası farklı bir mecra!

Mejuto Gonzalez ikinci yarının düdüğünü çaldıktan sonra “You’ll never walk alone” (Asla yalnız yürümeyeceksin) bestesi bütün Liverpool oyuncularının iliklerine kadar işlemişti. Önce kaptan Gerrard harika bir kafa vuruşuyla 54’üncü dakikada skoru 3-1’e getiriyor iki dakika sonra Smicer sert şutla durumu 3-2 yapıyor 3 dakika sonra Alonso kullandığı penaltıdan dönen topu tamamlıyor ve maç 3-3’e geliyor. Bu bir rüya olmalıydı. Dünya kısa süreliğine devrelerini yakmıştı. Kimse olana bitene anlam veremiyordu. Kupa önce uzatmalara sonra penaltılara sonra Liverpool’a gitmişti. Yine herkes şokta yine kimse olana bitene anlam veremiyordu. Üzerinden tam 12 sene geçse de tam idrak edilemedi neyin ne olduğu. Tek idrak edilen Liverpool’un kupayı kazanmış olmasıydı.

Şampiyonlar Ligi tarihi için unutulmaz anları derledik

Simeone, Şampiyonlar Ligi tarihinde bahtsızlığıyla yer buldu!

Simeone’nin Şanssızlığı
Yakın geçmişte ise Simeone’nin Atletico Madrid’i 2014 finalinde Real Madrid’e diş söktürürken, önce son dakikada Ramos’un kafa golüne sonra da uzatma devrelerinde gelen 3 gole engel olamıyor mükemmel sezonunu en büyük kupayla taçlandıramıyordu. 2 sene sonra yine finalde karşılaşan Madrid temsilcilerinde kupa yine Real Madrid’in oluyordu.

Şampiyonlar Ligi tarihi: En Gollü Maç

Şampiyonlar Ligi’nde tarihi gece… Borussia Dortmund kendi evinde Legia Varşova’yı 8-4 yendiği maçta Şampiyonlar Ligi’nde bir maçta atılan en yüksek gol sayısına ulaşıldı.

Bir Rüyadan Fazlası: Barcelona’nın Dönüşü
8 Mart 2017 tarihi gelmiş geçmiş en iyi futbol maçlarından birine sahne oldu.
Paris’te 4-0 kaybeden Barcelona imkansızın peşinden koşarak turu geçmeyi hedefliyordu. 60 dakika 3-0 önde götürdüğü maçta 61’inci dakikadan Cavani’nin golüne engel olamayınca az da olsa olan umutlar tükendi. Dakikalar 88’i gösterdiğinde Barcelona’ya 3 gol daha lazımdı. Çoğu futbolsever işin artık bittiğini düşünüp mesaiye geç kalmamak için uyku moduna geçmişti. 88’inci dakikada Neymar, 90’ıncı dakikada yine Neymar ve 90+’da Roberto’nun golleriyle maçı 6-1 kazanan Barcelona turu geçen taraf oldu. Maçı yarıda bırakıp uyuyanların, uyandıklarında yüzlerini iki defa daha yıkadığı bir maç olarak da tarihe geçti.

Yazı Burak Özgül

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply