Selçuk Yula: “Fenerbahçe’den ayrılmamak için çocuk gibi ağladım”

Selcuk Yula ölüm yıldönümü

“Selçuuuk, goool, gol Selçuk Yula!” Bordeaux-Fenerbahçe maçının spikeri Murat Ünlü, Selçuk Yula’nın golünü aynen böyle anlatıyordu. Efsane futbolcuyu ölümünün dördüncü yıldönümünde anarken kalaklarımızda bu çığlıklar var!

70’lerin ortasında kulübede Didi ve sahada Cemil Turan, Alparslan Eratlı ve Osman Arpacıoğlu ile ülke futboluna damga vuran Fenerbahçe, Didi’nin ayrılmasıyla birlikte düşüşe geçmiş, 1977 ve 1979’da lig şampiyonluğunu Trabzonspor’a kaptırmıştır. Futbolu bırakmak üzere olan Cemil Turan’ın yerini dolduracak bir santrfora ihtiyaç vardır. O sırada 2. Ligi kasıp kavuran genç bir forvet büyük kulüplerin ilgisini çeker. Spora okuldaki basketbol takımına girerek başlayan bu çocuk, adam eksik olduğu için futbol takımının da antrenmanına katılır ve ilk maçında 3 gol atar. O sırada bu maçı izlemekte olan Şekerspor antrenörü Selçuk Yula’yı ivedilikle takımın altyapısına kazandırır ve futbol serüveni başlar.

Daha sonra henüz 20 yaşındayken 2. Lig’in gol kralı olmuş, performansıyla büyük kulüplerin dikkatini çekmiştir. Transfer için kolları sıvayan başkan Faruk Ilgaz, oyuncuyla anlaştıktan sonra o yıllarda adet olduğu üzere oyuncuyu aklı çelinmesin, başka kulüpler teklif yapamasın diye Semih Bayülken’in yazlığına yerleştirir ve transfer sezonunun açılmasını beklemeye başlar. Doğuştan Fenerbahçeli olan genç yetenek, transfer sezonu başlar başlamaz imzayı atar ve sarı-lacivertli kulübün futbolcusu olur. Bu futbolcu, Selçuk Yula’dan başkası değildir.

Selçuk Yula takım arkadaşlarıyla

Selçuk Yula takım arkadaşlarıyla

1979-80 sezonunda Fenerbahçe formasını terletmeye başlayan Selçuk Yula, ilk sezonunda fazla şans bulamadı. Zaten bu sezon Fenerbahçe, ülke durumunun bir tezahürü gibiydi adeta. Sağ-sol çatışmaları, öğrenci kavgaları ve Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından uygulanan Amerikan ambargosu. Kısacası, Türkiye büyük bir kaosun içindeydi. Fenerbahçe de öyle. Bu sezonda Fenerbahçe’nin teknik direktörlüğünü önce Şükrü Ersoy daha sonra da Ziya Şengül üstlenmiş ama ikisi de Selçuk’a bir şans vermeyi düşünmemişti.

1981 yılının tek kazanımı Selçuk Yula oldu

1980-81 sezonu başlarken yeni başkan Ali Şen, Eintracht Frankfurt’la UEFA Kupası şampiyonluğu yaşayan Friedel Rausch ile anlaştı. Alman hocayla Fenerbahçe, lig ve kupada mutlak şampiyonluk hedefliyordu. Ancak, öyle olmadı. Saha içindeki uyumsuzluk ve sakatlıklar nedeniyle baş aşağı inen Fenerbahçe, sezonu 10. sırada küme düşme potasından iki puan uzaklıkta bitirmişti. Bu sezonun tek kazanımı, Selçuk Yula oldu. Rausch ile şans bulmaya başlayan efsane, sarı-lacivertli tribünler tarafından da sevilmişti. Topla o kadar hızlıydı ki, arkasında koşan defans oyuncuları ağır çekimde koşuyormuş gibi görünüyordu. Ayrıca ara paslarını çok iyi seziyor ve kaleciyle karşı karşıya kaldığı zaman da afili plaselerinden birini gönderiyordu ağlara.

Sonraki sezon, Selçuk Yula 1.Lig’deki ilk gol krallığına ulaştı. Fenerbahçe için şampiyonluğun yine kaçtığı bir sezon olsa da Selçuk artık yerini iyice sağlama almıştı. Çocuklar sokakta top oynarken artık onun ismini haykırıyor, onun gibi top sürmeye çalışıyordu. 1982-83 sezonunda Fenerbahçe teknik direktörlüğe Branko Stankovic’i getirdi ve Selçuk kariyer zirvesine ulaştı. 19 golle ikinci kez üst üste gol kralı olan Yula, bu sefer sezonu kupasız da kapatmamış, Lig şampiyonluğunu ve Türkiye Kupası sevincini yaşamıştı. Artık milli takımın da değişmez santraforuydu. Türkiye’nin en iyi santraforu olarak gösteriliyor, 1983’te Yapı Kredi’nin en iyi sporculara verdiği ‘Altın Adam’ ödülüne aday gösteriliyordu. Artık yolu çok açıktı, küçüklüğünden beri hedeflediği her şeye ulaşmış; Sarı-Lacivertli tribünler için bir ikon haline gelmişti.

Oynadığı dönemde sahaların en efendi futbolcusuydu

1983-84 sezonunda efsane kaptan Alparslan Eratlı’nın futbolu bırakmasıyla takımın saha içi liderlerinden biri haline gelen Selçuk Yula’yı kötü bir sürpriz bekliyordu. Mart 1984’te milli takım kampında ayağı kırılan Selçuk’un sakatlığıyla bütün Fenerbahçe ayağa kalkıyordu. Taraftarlar bu sakatlığa olan üzüntülerini dile getirirken, kulüp ise milli takım teknik direktörünü ve sorumluları açıklamaya davet ediyordu. Durumu yatıştıran, beyefendiliğiyle Selçuk Yula oldu. Efsane oyuncu, “Olacağı varmış, oldu. Kimsenin bir suçu yok.” diyerek olayları bitirirken, sezonun başında İlyas Tüfekçi’yi de sakatlığa kurban veren Fenerbahçe şampiyonluğa elveda diyordu.

1984-85 sezonunda Stankovic ayrıldı ve yerine Veselinovic geldi. Fenerbahçe son derece kudretli bir futbolla şampiyonluğa ulaşırken, sakatlıklar nedeniyle sadece 18 maça çıkabilen Selçuk, 10 gol atarak İlyas’tan sonra takımın en golcü ismi oluyordu. İleride İlyas-Selçuk ikilisi, son derece uyumluydu. Bu şampiyonluğun ardından Şampiyon Kulüpler Kupası’na katılmaya hak kazanan sarı-lacivertliler; daha ilk turdan Fransa şampiyonu Bordeaux ile eşleşiyordu. Alain Giresse, Jean Tigana ve Battiston gibi isimlere sahip olan Fransız ekibi, turun mutlak favorisiydi. Lakin, Fenerbahçe ve Selçuk Yula’nın söyleyeceği bir şeyler vardı. Maça orta sahada 6 kişiyle çıkan ve ilerde Selçuk’u tek bırakıp onun araya sarkmasıyla gol arayan Sarı-Lacivertliler’in bu planı etkisini anında gösterdi. Maçın henüz başında İlyas’ın ara pasına hareketlenen Selçuk, Battiston’u ekarte ederek golü attı ve Fenerbahçe’nin 3-2 kazanacağı maçın ilk fitilini yaktı.

Selçuk Yula, Fenerbahçe formasıyla

Selçuk Yula, Fenerbahçe formasıyla

Bordeaux’yu elemesine rağmen ligde şampiyonluğa ulaşamıyordu Sarı-Lacivertliler. Kulüpte ekonomik sıkıntılar da baş göstermeye başlamıştı. Selçuk’a Almanya’dan teklif vardı. Kulüp, Selçuk’u satmak istese de taraftar baskısından çekiniyor, Selçuk da hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyordu. Yula, daha sonra o sıkıntılı günleri şöyle anlatmıştı: ‘Ben gitmek istemiyorum dedim, yönetim bana kulübün para sıkıntısı olduğunu söyledi. Ben hüngür hüngür ağlıyorum, gitmek istemiyorum diyorum. Neyse, sonra olmadı ve gitmek zorunda kaldık.’

Fenerbahçe’de taraftarın sevgilisi olan Selçuk, Almanya’da yapamadı. Önce hocası hazır olmadığını söyleyerek onu kadroya almadı, daha sonra da şans bulamadı. Bundesliga’da sadece 11 maça çıktı ve 2 gol attı. Kabus gibi bir yıldan sonra artık Türkiye’ye dönme zamanı gelmişti. Kendisi Fenerbahçe’ye gitmek istese de kulüp onu almadı. O da Sarıyer’e gitti. Bunu öğrenen Fenerbahçe taraftarı Dereağzı’nı bastı, kulübü protesto etti ve Selçuk’u istiyoruz diye bağırdı maçlarda ama nafile. Yula bu süreci, “Fenerbahçe’ye çok gelmek istedim ama beni almadılar. Beni isteyen Sarıyer vardı, eski takım arkadaşlarımı orada görünce ben de Sarıyer’e gittim” şeklinde anlatmıştı.

Selçuk Yula futbolculuğu

Cehennem sıcağına rağmen Fenerbahçeliler cenazesine akın etti

Selçuk Yula, kurt bir forvet olarak Sarıyer’de son derece başarılı dört sezon geçirdi. İstanbul büyüklerine İstanbul’un bir ilçesi olarak kafa tutan Sarıyer’in en faydalı oyuncularından biriydi. Eski kaptanı Cem Pamiroğlu, eski takım arkadaşı Yaşar Duran ve Erdal Keser ile birlikte sürekli zirveye oynadılar.

Sarıyer ile sözleşmesi bittiğinde futbolu bırakmayı düşünüyordu. İki kere ayağı kırılmıştı ve sürekli sakatlık geçirmişti. Yorulmuştu artık. Ama Galatasaray başkanı Alp Yalman, Selçuk’u ikna etti. ‘Sen bu sözleşmeyi Fenerbahçeli Selçuk olarak imzalıyorsun, elin titremesin.’ Galatasaray başkanı Yalman’ın aklında, Selçuk Yula’nın Hakan Şükür, Arif Erdem ve Okan Buruk gibi gençlere abilik etmesi vardı. Bir senelik sözleşme imzalayan Selçuk, Galatasaray formasıyla sadece 4 maça çıktı ve 1 gol atabildi. Görevini tamamlamış ve yorulmuştu. Artık futbolu bırakma vaktiydi.

Futbolu bıraktıktan hemen sonra spor yazarlığına başlayan Yula, zaman zaman objektif olmadığı gerekçesiyle eleştirilse de kimsenin kalbini kırmadı, saygısızlık etmedi. Hep beyefendiliğiyle anıldı. Bundan 4 sene önce, 6 Ağustos 2013’te ise kalp krizinin ardından aramızdan ayrıldı. Gerçek bir Fenerbahçe ikonu olduğuna kanıt, cenazesiydi. Cenazeye onbinlerce Fenerbahçeli, atkı ve formalarıyla katıldı. O sıcağa rağmen sarı-lacivertli taraftarlar Selçuk Yula için son görevlerini yerine getirdi. Belki vefat etti, ama futbol sahalarında yaptıkları zihinlerimizde her zaman taptaze kalacak.

Yazı Cengiz Uygur

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply