Şenol Güneş’in Brian Clough Sendromu

Şenol Güneş'in Brian Clough Sendromu

Ada futbolu ile haşır neşir olan herkesin tanıdığı efsane bir isim var: Teknik direktör Brian Clough. Daha çok bilinen ismiyle “Koca Kafa Clough”, Türkiye’deki karşılığı ile: Şenol Güneş!

Brian Clough ve Şenol Güneş, futbolda yaptıklarıyla ruh ikizi olsalar da bunun dışında tamamen zıt karakterler. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki ikisi de doğdukları toprakların özellikleriyle şekil bulmuş, fark yaratan isimler.

Şenol Güneş eldivenlerine veda ederken Trabzonspor için ne ifade ediyorsa, Clough’da tıpkı onun gibi bir Middlesbrough efsanesi olarak erken yaşta futbolculuk kariyerini tamamladı. Clough harika bir golcü, Güneş ise mükemmel bir kaleciydi. Yeşil sahaya vedanın sonrasında Clough, Hartlepool FC ile teknik direktörlüğe adım attı. Dillere düşmesi ise bütçe ve potansiyel açısından rakiplerine kıyasla küçük sayılabilecek Derby County ile gerçekleşti. Güneş’in ilk hocalık deneyimini Trabzonspor’da yaşaması ise aslında şans gibi görünen bir talihsizlikti. Zira Clough baskı hissetmediği kulüplerde doğrularını hatalar yaparak bulma şansı yakaladı ve daha sağlıklı tecrübe edindi. Ancak Şenol Güneş baskıyı hep ensesinde hissetmek zorunda kaldı. Egosu yüksek, sivri dilli ve bununla çoğu zaman sinir bozucu olan Clough’un başarılarının altında kendisine taban tabana zıt başka birinin de payı büyüktü: Yardımcısı konumunda ki Peter Taylor.

Taylor’ın takımla iletişimi daha uyumlu ve babacan tavrı sayesinde her zaman iyi olmuştu. Bir diğer özelliği ise nokta atışı transferlerdi, takım nasıl bir oyuncuya ihtiyaç duyuyorsa onu tespit ederek Clough’a direkt isimler veriyordu. Şenol hocanın birçok hocadan nitelik artısı olmasına rağmen uzun yıllar şampiyonluğa ulaşamamasının nedeni bu eksiklik olabilir. Clough yardımcısı Taylor’ın belirlediği isimleri Derby yönetimine iletmiyor adeta dikte ediyordu. Hatta yönetime sormadan istediği bazı maliyetli oyuncuları ikna edip antremana çıkartarak emrivaki yaptığı da olmuştu. Bir filmde şu sözü duymuştum: “Arsızlık her zaman kazanır!” Clough bunun canlı örneğiydi.

Şenol Güneş'in Brian Clough Sendromu

Brian Clough heykeli

 

Türkiye şartlarında böyle bir delilik yapıldığını hayal edebiliyor musunuz?

Çatışmalar içerisinde süren bu ilişki yönetimi, Brian Clough ve Peter Taylor ikilisini zamanla oldukça yıprattı. Bu durum taraftarlar için önemsizdi, çünkü alınan sonuçlar gerçekten inanılmaz oldu. Clough’un 1967 sezonunda bir alt ligden aldığı Derby County, 1973’e gelindiğinde Leeds, Everton, City, Arsenal ve Liverpool hegemonyasındaki Premier Lig’de şampiyonluk kazanmış ve Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Juventus ile yarı final oynamıştı. Ancak her tutkulu aşkta olduğu gibi bu güzel hikayenin de bir sonu vardı. Benzer sancılı vedaları Trabzonspor yönetimiyle anlaşmazlıklar sonrasında Şenol hocanın da defalarca yaşadığını hatırlıyoruz sanırım. Ancak Koca Kafa Clough, Şenol Hoca kadar kalender değildi. Derby County’e ve yardımcısı Peter Taylor’a veda ederken ikisinin de kalbini kırdı. Sonrası net bir çöküşten ibaret.

Neyse ki Clough bu olaydan ders çıkartmayı bildi. Leeds United’a gitmeyi kabul etmeyen yardımcısı Peter Taylor olamadan işlerin sarpa sardığını kabullendi ve onu bir şekilde ikna etmeyi başardı. Tekrar başlayan birlikteliğin neticesinde Nottingham Forest ile İngiltere futbol tarihine geçtiler. Bu süreçte üst üste iki Avrupa Kupası alındı. Dünya medyasında da hayranlık uyandırmışlardı. Derby County ve Nottingham Forest ile birer lig şampiyonluğu, dört lig kupası ve iki Avrupa Şampiyonluğu alınması, üstelik bu takımların öncesinde bir alt ligden çıkarılmış olması dünyanın her yerinde haber değeri taşıyordu.

Şenol Güneş'in Brian Clough Sendromu

Brian Clough hakkı teslim edilenlerden

Peki geçtiğimiz iki sezonda Süper Lig’i domine eden Beşiktaş’ta bu sezon ne eksik?

Sanırım cevap belli: Şampiyonlukların geldiği iki sezonda futbolcularla diyaloğu, motivasyonu ve kondisyonu yüksek tutma özelliği ile Şenol Güneş’in Peter Taylor’ı bu puzzle’ın önemli bir parçasıydı. Sadece son iki sezon Beşiktaş’ta Şenol Güneş ile değil, evveliyatında Sivasspor ve Gaziantepspor’da Sergen Yalçın’ın yardımcı antrenörlüğünü yaparken de gayet başarılı bir grafik çizmişti. Evet, Göztepe’nin yeni hocası Tamer Tuna’dan bahsediyorum. Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk 3 maçta tartışmasız tarih yazıldı. Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipler genç ve tecrübesiz kadrolar olabilir. Ancak eğer bu durum bir avantaj ise, Beşiktaş o avantajı hiçbir Türk takımının yapamadığı kadar iyi değerlendirdi. Fakat ligde konsantrasyon öylesine yitirildi ki yardımcı antrenörde “niteliğin” önemi belki de hiç olmadığı kadar anlaşıldı.

Elbette tek sebep bu değil. Futbolunu oyunu rakip sahaya yıkarak oynayan Beşiktaş için geniş alan oyuncusu Lens’in transferi gerçek bir fiyaskoydu. Negredo ise zarif İspanyol tekniğinin ligimizdeki dramatik çöküş serisine bir çentik olmaktan öteye gidemedi. Medel Beşiktaş’ın iki yıldır bizleri alıştırdığı dinamik, ters ve şiirsel futbolunun bir parçası olmaktan öte Pablo Escobar’ın sağ kolu edasında ayva göbeğini alıp çıkageldi. Sanırım birçoğumuz bu üç transferin de Şenol hocaya ait olmadığını düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Tamer Hoca her geçen gün Göztepe’nin efsanesi olma yolunda ilerliyor ama bu Güneş’in yeni bir Tamer Tuna bulamayacağı anlamına gelmiyor.

Yazı Murat Kiremitçi

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply