Son 10 yılda teknik direktör olan futbolcular

Gerrard’dan Lampard’a, Gattuso’dan Giggs’e…Son 10 yılda sahadaki halleriyle hafızalarımıza kazınan futbolcular teknik direktör olmaya başladı

Geçtiğimiz 10 yıl içinde profesyonel futbol kariyerinde büyük başarılara imza atmış futbolcular teknik direktör olarak karşımıza çıkmaya başladı. “İyi bir hoca olmak için önce iyi bir futbolcu mu olmak gerekir?” sorusunu yeniden akıllara getiren bu 10 ismi ve hocalık maceralarını sizler için hazırladık. İşte o yıldızlar…

1.Steven Gerrard – Glasgow Rangers (İskoçya)

Bir Liverpool efsanesi, Anfield tribünlerinin unutulmaz kaptanı Steven George Gerrard… 2015 yılında dramatik bir şekilde veda ettiği Liverpool’dan LA Galaxy’e gidip 2 sene sonunda 1 Ocak 2017’de jübile yaptı. Kalbini bıraktığı İngiltere’ye geri dönüp Liverpool genç takımının başına geçti. Ardından U18 ve U19 takımlarını çalıştıran 38 yaşındaki Gerrard, geçen ay Glasgow Rangers ile anlaştı. Rangers’ın başında çıktığı 5 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik aldı ve kalesinde gol görmedi.

2. Frank Lampard- Derby County (İngiltere 2. Ligi)

Kariyerine West Ham United’ın U18 takımında başlayan ve 14 sene Chelsea forması giyen Frank Lampard, Manchester City’e gittiğinde eski takımının taraftarlarını bir hayli hayal kırıklığına uğratmıştı. Kariyeri boyunca toplamda 867 maça çıkan oyuncu, 257 gol kaydedip 178 asist yaptı. Şimdilerde teknik direktörlüğe soyunan Lampard, İngiltere 2. Lig ekiplerinden Derby County ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Hocalığı da futbolculuğu kadar başarılı olabilecek mi? İzleyip göreceğiz…

3.Simone Inzaghi – Lazio (İtalya)

“Pippo Junior” lakabıyla tanınan 42 yaşındaki Simone Inzaghi, futbolculuk kariyerinde abisi Filippo Inzaghi’nin gölgesinden pek de çıkamamış bir oyuncuydu. Yeteneğiyle veya golcülüğüyle tanınmasa da Şampiyonlar Ligi’nde 1 maçta en çok gol atan oyuncular listesinde kendine yer edinmesini bildi. 1999-2000 sezonunda Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Marsilya ile karşılaşan Lazio, rakibini 5-1 yenerken Simone 4 gol birden kaydetmişti. Jübile yaptıktan sonra takımdan ayrılmadı ve Lazio altyapısının başına geçti. 2016’dan beri de Lazio’nun teknik direktörlüğünü yapıyor.

4.Filippo Inzaghi- Bologna (İtalya)

Inzaghi kardeşlerin büyüğü, lakabın esas taşıyıcısı “Pippo” Inzaghi, futbolseverlerin asla unutamayacağı cinsten bir oyuncuydu. Doğduğu yerin takımı olan Piacenza futbol kulübünde başladığı kariyeri Milan’da noktaladı ve bu süreçte çıktığı 603 maçta 275 gol kaydetti. Kendisi için “kazanılması gereken ne varsa kazandı” desek pek de hata yapmış sayılmayız. Zira 2 Şampiyonlar Ligi, 3 İtalya Ligi, 2 UEFA Süper Kupası ve 1 Dünya Kupası az buz bir şey değil! Messi, Ronaldo ve Raul’dan sonra da Avrupa Kupaları’nın en golcü 4. ismi olduğunu da söylemeden geçemeyiz. Kariyerini noktaladığı Milan’da teknik direktörlük kariyerine başlayan Pippo, 2015 yılında görevden alındı. Şu anda Serie A ekiplerinden Bologna’nın başında bulunuyor.

5.Mark van Bommel – PSV (Hollanda)

PSV, Barcelona, Bayern Münih ve Milan’da forma giyip 4 farklı ligde de şampiyonluk görmüş, başarılarla dolu kariyerine 25 kupa sığdırmış Hollandalı orta saha oyuncusu Mark van Bommel, şu sıralar Cocu’nun Fenerbahçe’ye gitmesiyle boşalan PSV koltuğunu doldurmakla meşgul. Kariyerinde parlamaya başladığı ve yine kariyerini noktaladığı takımda hocalık yapacak olan van Bommel, başarılarından çok, saha içindeki agresifliği ile nâm salmış bir oyuncuydu. Hocalığı da futbolculuğu kadar agresif olacaksa PSV oyuncularının vay haline!

6.Patrick Vieira – Nice (Fransa)

2003-04 sezonunda alınan mağlubiyetsiz şampiyonlukla “Yenilmezler” lakabını alan Arsenal’e kaptanlık yapan Vieira, bir zamanların en iyi ön liberolarından biri olarak gösteriliyordu. Futbolu bıraktığı Manchester City’nin U21 takımında başladığı teknik direktörlük macerasını MLS takımlarından New York City FC’de devam ettirdi. Avrupa’daki ilk zorlu hocalık sınavını ise ülkesinin takımlarından Nice’te verecek.

7.Gennaro Gattuso – AC Milan (İtalya)

Her taraftar tuttuğu takım futbolcusunun sahada %100’ünü vermesini, savaşmasını, hırslı olmasını ve hiçbir mücadeleden kaçmamasını ister. Heh, işte o futbolcunun tanımı sayılır Gennaro Gattuso! İtalya’nın gelmiş geçmiş en savaşçı ve en hırçın oyuncularından biri olarak futbol tarihinde yer edinen Gattuso, bir röportajında şöyle diyor: “Bir keresinde Catania ile oynuyorduk. Diz bağlarımı yırtmıştım ama oynamaya devam ettim. Bir sorun olduğunu hissediyordum ama hayatım boyunca o kadar çok darbe yemiştim ki bunu da onlardan biri gibi algılamaya çalıştım. Milan için oynamak acıyı daha az hissetmemi sağlıyordu.” Futbolculuğunu ve karakterini en iyi yine kendisi özetliyor. Elbette öfkeli oyun stilinin avantajları olduğu kadar dezavantajları da olmuştur. Ama bu, 1 Dünya Kupası, 2 Şampiyonlar Ligi Kupası, 2 UEFA Süper Kupası ve 2 Serie A Şampiyonluğu kazanmasına engel olmadı. Futbolu bıraktığı Sion’da oyuncu-hocalık yaptı. Daha sonra kısa bir süreliğine Palermo’da görev aldı. Şimdilerde efsane olduğu Milan’da hocalık yapıyor ve taraftar, takımın eski eski günlerine dönmesi için ondan çok şey bekliyor.

Gennaro Gattuso Röportajı

 

8.Ryan Giggs- Galler Milli Takımı

Futbolcu olmak isteyen her çocuğun hayalidir bir antrenör tarafından keşfedilmek. Manchester City altyapısında oynayan 8 yaşındaki Ryan Giggs’in başına gelen tam da buydu aslında. Mahallede süt satan ama aynı zamanda scoutluk yapan Dennis Schofield tarafından keşfedilmişti. Sir Alex Ferguson’u da çok yakından tanıyan bu adam böyle bir yeteneğin altyapıda çürüyeceğini kendisine söyler ve Giggs’in United hikayesi böyle başlar. Futbolculuğu ve kendini takıma adamışlığıyla kendine hayran bırakan Giggs, kariyerine sayısız başarı sığdırdı. 13 kez Premier Lig şampiyonluğu görmüş biri elbette ki yaşayan efsaneler kategorisine girmeyi hak ediyor! Teknik direktör olma yolunda farklı bir güzergah takip eden İngiliz isim, Galler milli takımının başında görev alıyor.

9.Giovanni van Bronckhorst – Feyenoord (Hollanda)

Emmanuel Petit’ten boşalan orta sahayı doldurması amacıyla Rangers’tan 13 buçuk milyon euro’ya Arsenal’e transfer olan van Bronckhorst, 1 Premier Lig şampiyonluğu görse de yaşadığı sakatlık sebebiyle burda istenileni tam anlamıyla veremedi. Sonrasında Barcelona’ya önce kiralandı sonrasında bonservissiz olarak gönderildi. Barça’da sol bek kimliğine tam anlamıyla erişti ve burada 1 Şampiyonlar Ligi kazandı. 2010 Dünya Kupası’nda yarı finalde eledikleri Uruguay’a karşı attığı o enfes gol, turnuvanın en güzel golü seçilmişti. Hollanda o sene finalde İspanya’ya kaybetmişti ve bu da van Bronckhorst’un futboldan emekli olmadan önceki son anıydı. Son oynadığı kulüp olan Feyenoord’da önce antrenörlük yaptı, sonra da teknik adamlığa adım attı. Arsenal’de oynadığı 2 sezon boyunca Arsene Wenger’den çok şey öğrendiğini belirten Giovanni, bir basın toplantısında “Arsene Wenger’in antrenman metodlarının aynısını ben de Feyenoord’da uyguluyorum” ifadesinde bulundu.

10.Phillip Cocu – Fenerbahçe (Türkiye)

Fenerbahçe’de yeni yönetimin yeni hocası Hollandalı Cocu, futbolculuk kariyerini bundan tam 10 sene önce Al-Jazira’da bıraktı. Yalnız bu sizi yanıltmasın, zira kendisi Az Alkmaar’da başladığı futbolculuk hayatını Barcelona’ya kadar taşıdı ve burada 6 sezon top koşturup takım kaptanlığı yaptı. Ama buna rağmen ismini çok fazla duyurmamış bir ön liberoydu. Sol ayağını çok iyi kullanabilen Cocu, tam anlamıyla bir görev adamıydı ve yeri geldiğinde farklı mevkiilerde de oynayabiliyordu. Formasını giydiği PSV’de hocalık yaptıktan sonra Türkiye’nin yolunu tuttu. Ligde 2013/14 sezonundan beri şampiyonluk göremeyen Fenerbahçe taraftarının kendisinden beklentisi oldukça fazla.

Yazı: Rezzan Yetiş 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş