Tarihin En İyi Takımları: Beşiktaş 1991-92

Türkiye’nin yenilgisiz tek şampiyonu olmayı başardılar

Teknik direktör Gordon Milne, yeni sezonun ilk maçını Gençlerbirliği’yle oynamalarını fırsat bilip oyuncularını motive etmek için şampiyon oldukları bir önceki sezonki maçı hatırlatıyordu. “Size tek yenilginizi tattırdılar, üstelik şampiyon olmanızı engelleyeceklerdi”. Beşiktaş, o gün kazanamadı ama yenilmedi de. Tıpkı bütün sezon boyunca olacağı gibi…

Aslında Beşiktaş yenilmemeyi bilmekten çok kazanmayı çok iyi önemsemişti. Buradaki sır, oyuncuların muhteşem uyumuydu. Son iki yılın şampiyonu takımın omurgasının oluşumu 1980’lerin ortasına kadar dayanıyordu. Başta Rıza Çalımbay olmak üzere Metin Tekin, Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut gibi isimler 1984-85’ten itibaren ya ikinci ya da şampiyon olan takımın belkemiği durumundaydılar. Onlara zamanla Mehmet Özdilek, Recep Çetin, Engin İpekoğlu, Sergen Yalçın gibi isimler eklendi. Yıllarca birlikte oynamışlar, 1991-92 sezonunda kusursuzluğa erişmişlerdi.

METIN22Oyun stilleri bir sır değildi. Milne’in takımın başına geçtiği 1987-88 sezonundan beri sahaya 4-4-2 dizilişiyle çıkıyorlardı, bekler Recep ve Kadir orta sahanın ötesine pek adım atmıyordu. Rıza rakip hücum ederken savunmanın önünü kapatıyor, takım atağa kalktığında da sağ kanattan yaptığı “muz orta”larla forvetteki arkadaşlarını besliyordu. Şifo Mehmet oyun kuruculuk görevini üstlenirken Zeki Önatlı ve Şenol Fidan gibi orta sahalar sürpriz şutlar haricinde genelde onun arkasını süpürdüyordu. Golleri kimin attığını zaten biliyorsunuz!

Neden En İyi?

Gordon Milne’in oyuncularına “Gençlerbirliği yenilgisi sizi şampiyonluktan edecekti” sözü aslında biraz abartı! Zira siyah-beyazlılar 1990-91 sezonunun ilk yarısında Galatasaray’ın 5 puan gerisinde kalmış, Roman Kosecki transferiyle kimyası bozulan rakibini 17’nci haftada geçmişti bile. Tek yenilgilerini aldıkları Ankara deplasmanına geldiklerindeyse puan farkı zaten dörde çıkmıştı. 1991-92 takımıysa Gençlerbirliği’yle berabere kalarak başladığı sezonda sonradan gaza basmış, üçüncü hafta lider olmuş, 21 ve 22’nci haftalar haricinde puan tablosunda hep zirvede yer almıştı. Brezilya’ya savunma yapmayı öğreten Carlos Alberto Parreira’nın Fenerbahçe’si ve Fatih Terim’in UEFA Kupası kazanacak kadrosunun bile iki kez yenilmekten kurtulamadığı Türkiye Süper Ligi’nde onlara en çok yaklaşabilenin Mircea Lucescu’nun Beşiktaş’ı olduğunu düşünürseniz namağlup şampiyon olmanın ne kadar zor olduğunu anlayabilirsiniz!

Yarattığı Etki

recep çetinRıdvan Dilmen bir keresinde şöyle demişti: “Rıza’yı çalımlıyorum, Recep geliyor. Recep’i geçiyorum, Rıza geliyor. Rıza’dan yine kurtuluyorum, karşımda yine  Recep’i görüyorum ve en sonunda ‘Yeter artık’ diyerek topu bırakıyorum!” Beşiktaş 91-92 disiplinin, ortak hareket edebilmenin, sorumluluk almanın, takım  savunmasının ve direnmenin en önemli örneklerinden biri haline gelmişti. Kimse  onların yenileceğini düşünmüyordu. Öyle ki bir sonraki sezon Galatasaray’a   kaybedip yenilmezlik serilerinin 48 maçta kalması birçoklarını şaşırttı.

Kahramanlar

metin tekin 2+

“Forvette oynamanın bir avantajı da tezahüratlarda sizin adınızın söylenmesi” diyor Metin Tekin. Üçlemenin ilk iki halkasındaki en belirgin imza Metin-Ali-Feyyaz’ındı. Güçten biraz düşmeye başladıklarında başrole Şifo Mehmet’in geçtiğini gördüler, egolarını engelleyip gol ortaklıklarına onu da kattılar. Ve tabii ki savunma dörtlüsü ve orta sahanın hamalları… Onlar o kadar çalışmasıydı efsane bu kadar kusursuz yazılamazdı.

Görünmez Kahraman

GENCLERBIRLIGI - BESIKTAS MACITakımın yıldızları MAF ve Şifo Mehmet olabilir ama Beşiktaş’ın kalbi ve yenilgiye olan direnci kaptan Rıza Çalımbay’dı. “Atom Karınca” her maç durmaksızın koşar, dinlenmesi için bir maçta oynatılmadığında küserdi. “Düşünün” diyor Metin Tekin “Fenerbahçe başkanı Metin Aşık, kaleci Schumacher’e ‘Beşiktaş’tan kimi alalım?’ diye sorduğunda Toni’nin yanıtı ‘Rıza’yı alalım. Gol yemekten bıktım!’ olmuş!”

Teknik Direktör

Bgordonmilne-610x400eyaz şortu, altı buçuk yıl Türkiye’de kalmasına rağmen Türkçe konuşmaması, az karşılaştığı yenilgilerinde bile devam eden centilmenliğiyle Gordon Milne hem Beşiktaş’a hem de ülkeye büyük bir armağan bıraktı. Sonrasında Bursaspor ve Trabzonspor’la da şansını denedi ama Beşiktaş’taki günleri bir daha bulamadı.

Yazı: Erdem Kabadayı 

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply