TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler

Gelin gibi statlar, kısacık şortlar, karton şapkalar, sahada verilen röportajlar… Futbolda özlediğimiz şeyler 20 maddeli yazımızda!

Kartondan şapka, poşetten yağmurluk, futbol balesi, tekmeliksiz bacaklar, kısa şortlar ve diğerleri… Geçmişte kalan, hatırlayınca gülümseten 20 futbol folklor detayı! Futbolda özlediğimiz şeyler aşağıdaki listede!

Kim Tutar Sizi!

Maç kritik, taraftar coşkulu, basın mensupları telaşlı… Futbolcular sahaya çıkıyor; ellerinde kocaman bir pankart: “Çöp verginizi ödemeyi unutmayınız!” Ne oldu stadyumdaki heyecan? Eskiden öyle miydi? Takımlar tünelin ucundan orta yuvarlağa kadar depar atar, taraftarın coşkusuna coşku katardı. Şimdilerde tribünler maç saati yaklaşınca “Alemin kralı geliyor” diye tezahürat yapıyor ama ne gam!

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Kızmak Yok!

Altan Erbulak, Mesut Yavuz, Bedri Koraman ve diğerleri hem şanslıydılar hem de gazete okurunun şanslıydılar. Yapılan garip bir açıklama, tezat olaylar, saçma sözler onların kalemlerinde vücut bulur, fotoğrafçının yapamadığını karikatürlerle ortaya saçardı. Bu sayede teknik direktör Mustafa Denizli’ye sarı-kırmızı forma giydirilir, 103 gollü sezonun başkanı Tahsin Kaya’ya koca bir burun çizilir, İtalya 90’a gitmek için eleme maçlarına başlayan milli takım Romalı gladyatörler olarak resmedilirdi. Şimdilerde bunu Gökçen Eke sürdürerek önemli bir işe imza atsa da, hak ettiği ilgi alakayı tam olarak görememiş olacak ki, şimdilerde sanatını İtalya’da icra ediyor.

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Karton Şapka, Poşet Yağmurluk

Kreasyon belliydi, sadece mevsime ve hava durumuna göre değişiklik gösterirdi. Maça giden taraftar yanında fazla eşya taşımak istemediğinden zarlar “yağmur yağmayacak” diye atılırdı. Tersi olup da sağanak indirdiğindeyse sağdan soldan toplanan poşetlerden kafanın ıslanmasına engel olunur, en fazla uyanık satıcılardan bir kullanımlık yağmurluk alınırdı. Güneşe yakalananların imdadına gazeteden yapılan şapkalar yetişirken, öğlen saatlerinin sağanaklı maçlarının tribün görüntüsü siyah şemsiyeli adamlardı!

Bu Bale Başka Bale

İtiraf edelim, hepimiz ağzımız açık seyreder ve gülerdik! Maçlarda göremediğimiz, görüp de o an kıymetini anlayamadığımız anlar TRT’nin Spor Stüdyosu’nda amatör bir coşkuyla yapılmış montaj, ileri geri sarmalar, zamanın popüler bir şarkısı ya da klasikleşmiş bir eser eşliğinde yayınlanınca ekrana kilitlenirdik. Bu şov, futbolun bir eğlence olduğunun, sporcunun bedenini kimi zaman bir dansçı gibi kullanabildiğinin göstergesiydi. Gerçekten de komikti!

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Futbol Pazarı

Haftanın dört gününe yayılan dokuz maç artık naklen yayınlanıyor. Eskiden öyle miydi? Maçlar radyodan ve televizyondan dönüşümlü yayınlanır, rakibinin maçını takip etmek durumundaki taraftar tribünlerden durduk yerde gol sesi yükseldiğinde “Eyvah gol yedik” diye telaşlanırdı. Ne heyecandı!

Konfeti Dünyası

Bir Arjantin 78 klasiği olsa da ligimiz çok konfeti gördü. Şampiyonluk ya da kümede kalma savaşı başladı mı taraftar takımına daha bir bağlanır, maç öncesi takım sahaya çıkarken yer gök konfetilerden bembeyaz olurdu. Belki sahayı temizlemek biraz vakit alırdı ama hem taraftar hem futbolcu için gerçek bir eğlenceydi.

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, konfeti

Gelin Gibi Süslenen Statlar

Galatasaray 14 yıllık suskunluğunu sonlandırmak, Beşiktaş Gordon Milne’le nihayet gülmek, Trabzonspor Anadolu devrimini başlatmak, Fenerbahçe 103 gollük rekorla tarih yazmak için sahaya çıktığında hep aynı şeyle karşılaştı: Gelin gibi süslenmiş bir stadyumla! O zamanın gazeteleri bu ifadeyi severdi.

Önce Gençler

Beşiktaş’ın 1990’lı yılların başında fırtınalar estirirken tribünlerde “Altyapıda Sergen diye bir çocuk varmış. Frikiği atmadan önce takım arkadaşlarını santraya gönderirmiş!” fısıltıları dolaşırdı. Fısıltısı gazetesi gerçekten doğru yazardı; zira 1. Lig maçından önce PAF (Profesyonelliğe Aday Futbolcu) takımları aynı sahaya, aynı seyirci önüne çıkar ve maçını yapardı. Topçudan anlayan gözler hemen genç yetenekleri yakalar, fısıltı matbaasının çarklarını döndürmeye başlardı.

Acar Muhabirden Al Haberi

Tamam bazen küfür kıyamet televizyon ekranına yansıyordu ama yine de bir sakatlık ya da duraklama anında elde mikrofon, arkada kameramanla sahaya giren muhabirler harikaydı! Öyle olmasaydı bir derbide gol atan Galatasaraylı sağ bek İsmail Demiriz’in muhabirin “İsmail gol nasıl oldu?” sorusuna “Harika!” yanıtı asla alınamazdı!

Otobüs Durağında Röportaj mı? Neden Olmasın!!!

Atilla Gökçe bir keresinde “Eski gazetecilerin en sevdiği milli takım teknik direktörü Coşkun Özarı’dır” demiş, nedenini de şöyle açıklamıştı. “Hoca sağ olsun hiçbir röportaj teklifimizi geri çevirmezdi. Avrupa Şampiyonası elemeleri başlarken Boğaziçi Köprüsü’nün Asya tarafından Avrupa’ya yürür biçimde poz da verirdi, biz de ‘Avrupa’yı feth etmeye gidiyoruz’ diye manşet atardık!”

Siesta Değil Maç Zamanı

Eskinin öğlen maçları gerçekten hem hoş hem de pratikti. Aileler ve çiftler için karşılaşmanın ardından sinemaya gidecek, alışveriş yapacak, lunaparka uzanacak vakit bulmak çok kolaydı. Öğlen maçları kendi folklorunu de geliştirir, kimi futbolcular sıcak günlerde kapalı tribünün gölgesinden çıkmamakla suçlanırdı!

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Ah O Şortlar…

Semih Yuvakuran, İsmail Demiriz, Savaş Koç, Rıza Çalımbay, Müjdat Yetkiner nedendir bilinmez ama ya diğerlerinden daha kısa şortlar giyer ya da giydikleri üzerlerinde öyle dururdu!Taraftar futbolcunun ne derece efor sarf ettiğini kasılan bacaklardan, gerilen kaslardan da anlamalı. Rıza Çalımbay’ın kısa ama kalın kasları, kayarak müdahalenin Türkiye distribütörü Semih Yuvakuran’ın yeşile boyanmış baldırları futbol nostaljisinin içinde yer alıyor.

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Stil! Önce Stil!

İlk akla gelenler Metin Tekin ve Cevat Prekazi’ydi; Hasan Vezir ve Sinan Engin de onlar gibiydi. Her biri hızlı ve hücuma dönük oyunculardı, sık sık rakip savunmacıların acımasız tekmelerine maruz kalırlardı ama yine de tekmeliklerini takmaz, çoraplarını dize kadar çekmezdi.

Kim Korkar Derbiden

Ah o Mustafa Denizli yok mu! Futbolumuzun klasiği TSYD Kupası onun yüzünden kaldırılınca (en azından şimdilik günah keçimiz o!) derbilerden korkar olduk. Sadece o güzel yaz turnuvası değil; Donanma, Deprem, Atatürk turnuvalarında büyükler sahaya çıkar, jübilelerde birbirine rakip olur, aleme yılda 10’dan fazla derbi seyrettirirdi.

Hakemden Basın Açıklaması

Sadık Deda “Değil dört, 10 penaltı olsa da çalardım” derken kendinden gayet emindi. 1 Şubat 1987 tarihinde Fenerbahçe-Eskişehirspor maçını yönetmiş ve tam dört penaltı birden çalmıştı. Zafer Tüzün de hepsini gole çevirip bir rekortmene dönüşmüştü. Onun açıklama yapmak gibi bir şansı vardı; hakemler kritik maçların ardından ortadan kaybolmaz, tersine gazeteleri ziyaret edip kendilerini kamuoyuna böyle anlatır, sorulara içtenlikle yanıt verirdi. Neden yine aynısını yapmalarına izin verilmiyor?

Her Takıma İtinayla Tezahürat Yazılır

Geçmişte bir stattan yükselen sesi duyduğunuzda kimlerin maç yaptığını anlardınız. Galatasaraylılar “Re re re, ra ra ra” diye bağırır, Beşiktaşlılar Metin-Ali-Feyyaz’ın ismini haykırırdı. Büyüklerde hal böyleyken diğerleri de boş durmaz takımlarını kendi söz ve müzikleriyle heyecana getirirdi. “Mor mavi, hadi gari, Kastamonu, Kastamonu, dep, dep, dep!” haykırışları hiç unutulur mu?

Hoş Geldin Futbol

Yaz biter futbol sezonu ligden önce kulüplerin taraftarlarına özel buluşmalarla açılırdı. Takımın renklerini taşıyan balonlar gökyüzüne bırakılır, futbolcular heyecanlı anonslarla sahaya davet edilirdi. Günün sonunda yeni transferlerin attığı “bel kıran” çalımlar, “tavana astığı” goller, “havada fotoğraf çektirdiği” kurtarışlar taraftarın ağzında sakız olur, dönüş yoluna eşlik ederdi.

Güle Güle Futbol

Jübile maçları bir uğurlama, son bir veda için fırsattı. Hatta daha eskilerde, futbolcuların çok da fazla para kazanmadıkları zamanda bir nevi emekli ikramiyesi oluşturmak için düzenlenen maçlardı. Yıl içinde şampiyonluk ya da kümede kalma yolunda kapışan takımlar buluşur para veya forma aşkı için değil; arkadaşları, ağabeyleri, idolleri, belki de aşkından kopmak zorunda kalan bir erkeği teselli için bir araya gelirdi. Jübile maçları bir insana değer vermenin en şık yoluydu.

 

TOP 20 | Futbolda özlediğimiz şeyler, kısacık şortlar

Yaşasın Emlyn Hughes!

Liverpool’lu efsaneler sayılırken çoğunun aklına Emlyn Hughes adı gelmez. Oysa Emlyn Hughes, Liverpool’un ilk Şampiyon Kulüpler Kupası’nı Hamburg’da havaya kaldıran isimdi, kaptandı, sağlam bir stoperdi. Bu oyun onun adını ölümsüzleştirdi, futbol oyunlarında bir çığır açtı. Grafikler ve mönü elbette bugüne göre zayıftı. Ancak ilk kez saha yandan görünüyor, oyuncuların ve takımların isimleri değiştirilerek kişisel tatmin artırılıyor, açılış müziğini dinlemeye doyum olmuyordu!

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply