50. yılını kutlayan Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ambargo altında geçen, bakkalların yağ stoku yaptığı, gazete sayfalarının eksildiği, banker Kastelli reklamlarının döndüğü, sokaklarda öğrencilerin öldüğü, işçilerin grev yelekleriyle halay çektiği yıldı 1975… Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu da işte o yıl geldi

Zor yıllardı… Öğrenci olmak da, işçi olmak da, futbolsever olmak da zordu… Dört milyonluk İstanbul’da şehirdeki en büyük stat İnönü Stadı’ydı. Büyük maçlarda stada girerken yaralananların haberleri artık sıradandı. Maçları radyodan naklen dinlemek büyük şanstı. Kulüpler, gelirleri düşmesin diye maçların televizyondan naklen yayınlanmasına yanaşmıyor, sadece Avrupa kupaları ve dış ülkelerle yapılan maçlar naklen izlenebiliyor, lig maçlarının naklen yayınlanması için statların yüzde 80 doluluk oranına ulaşması gerekiyordu.

O yıllarda, 30 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde bir saha; altı zımpara gibi sert zemin… Kenarda lahmacuncular, simitçiler toplanmış, sahayı çevreleyen duvarın üzerindeyse yüzlerce çocuk. Sahada top koşturan Ali Kemaller, Şenollar, Hüseyinler, Kadirler… Kulüp lokalinin önündeki küçük sahada maça hazırlanıyor; Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu için hayal bile kurulamadan antrenman yapıyorlar.
Trabzonspor 1967 yılında kurulmuş, 1974’te 1. Lig’e yükselmiş, 1975’te Türkiye Kupası finali oynamayı başarmıştı. Ancak daha kazanılacak çok başarı vardı. 1975–1976 sezonunun başında transfere Fenerbahçe 7, Galatasaray 6, Beşiktaş 5, Orduspor ve Balıkesirspor 3,  Trabzonspor ise sadece 1 milyon 500 bin lira ayırdı. Trabzonspor’un ilk hedefi elindeki kadroyu korumak oldu. Kadronun özelliği büyük bir çoğunluğunun Trabzonlu olmasıydı. Takımın başında da yine bir Trabzonlu, Şükrü Ersoy bulunuyordu. Şükrü hoca gazetecilere “Şampiyon olacağız demiyoruz ama ligi dördüncü ya da beşinci sırada bitirmek azmindeyiz” açıklaması yapıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayacaktı!

Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu Ali Kemal Denizci

Sezon öncesinde federasyon başkanı Hasan Polat, gelen daveti kabul ederek Sovyetler Birliği’nde düzenlenen turnuvaya Trabzonspor’u gönderdi. Polat, bir önceki sezon parlayan Trabzonspor’u daha da gelişmesi için seçmişti. Sezon öncesi İstanbul’daki Türkiye Spor Yazarları Kupası için de çağırıldılar ve bir ilke daha imza attılar. İstanbul kulüpleri güreş tabiriyle el ense çekip rakiplerini tartmak istiyordu. Kupayı Fenerbahçe kaldırdı, üçüncü olan Trabzonspor, Galatasaray’ı 2–1 yenerek üç büyüklere ilk gözdağını vermeye başlamıştı.
Bu başarının arkası Fenerbahçeli Ziya’nın jübilesinde geldi. İnönü Stadı’nda yapılan maçı Trabzonspor Ali Kemal ve Hüseyin’in golleriyle kazandı. Oysa Fenerbahçe’nin başında Didi vardı, milyonluk transferler yapılmıştı, başkan Emin Cankurtaran “Elimizde çok klas oyuncular var” diyerek övünüyordu. Bu maçtan sonra Turgay Şeren haberinde “Fenerbahçe, Pele’yi transfer etse yine nafile. Trabzonspor taş gibi takım” diye yazdı.

“Trabzonspor şampiyon olacak güce sahip değil”

Ligin ilk haftasında Galatasaray ve Trabzonspor karşılaşması Trabzonspor’un 2-1’lik üstünlüğüyle sonuçlandı. Maçı izleyen İngiliz antrenör Don Howe “Trabzonspor, İngiltere liglerinde mücadele edecek güçte” yorumunu yaparken, Şansal Büyüka gazetesi Milliyet’te “Üç büyükler para, Anadolu kulüpleri ise gol dağıtıyor. Trabzonspor gol şanslarını fındık gibi yemese maç farka giderdi. İstanbul beyefendilerini zor günler bekliyor” yazıyordu.
İstanbul beyefendilerinin başka bir sıkıntısı da yabancı kulüplerle oynadıkları maçlardı. Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Benfica, Fenerbahçe’yi 7-0, Kupa Galipleri Kupası’nda Fiorentina, İnönü’de Beşiktaş’ı 3-0, UEFA Kupası’nda Rapid, Galatasaray’ı 1-0 yenerek moralleri bozmuştu. Fenerbahçe’de işler karışınca Didi istifa etti. Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Abdullah Gegiç oldu. Abdullah hoca tehlikenin henüz farkında değildi: “Trabzonspor korkulu bir rüya olabilir. Fakat iddiasını kaçıncı haftaya kadar devam ettirir bilinmez. Üç tane sakat verirlerse iddialarından çok geride kalırlar.”
Trabzonspor’dan o sezon Şenol, Kadir, Necati, Ali Kemal, Hüseyin ve K. Turgay milli takıma çağırıldı. İlk defa üç büyükler dışında bir takım altı futbolcusunu birden milli takıma gönderiyordu. Fenerbahçe’nin Galatasaray’dan olaylı bir şekilde transfer ettiği Engin Verel mankenlerle olan yakın ilişkilerinden dolayı ceza alıp maçlarda oynatılmadı. Trabzon’un Fırtına Kemal’iyse yere göğe sığdırılamıyordu.
Ligin 7. haftasında Altay, Trabzonspor’u 2-1 mağlup edince liderlik koltuğuna Fenerbahçe oturdu. Cihat Arman bu sevinçle “Fenerbahçe’nin maddi gücü, mevcut elemanları ve tarihi nedeniyle şampiyon olması normal görünüyor. Trabzonspor böyle bir güce sahip değil” diye yazdı. Bu heyecan fazla sürmeyecekti. Bir sonraki hafta Trabzonspor, Fenerbahçe karşısında üstün bir oyun sergiledi ancak maç 0-0 sonuçlandı. Sezonun ilk yarısı tamamlandığında ise Fenerbahçe 21 puanla birinci, Trabzonspor 20 puanla ikinci, Altay 19 puanla üçüncü, Beşiktaş ise 11 puanla sondan ikinci sıradaydı.

Trabzonspor sezon başında, Bursa’da yaptığı kampın, Rusya turnesinin ve Spor Yazarları Kupası’nın sayesinde çok iyi bir ilk yarı geçirmişti. Birçok takım daha kendisini toparlayamadan Karadenizliler sistemlerini oturtmuş; 4-3-3, 4-2-4 ve 4-4-2’ye hemen dönebilen bir takım olmuştu. Toplu defans ve toplu hücum yaparak rakiplerine fırsat vermediler. İlk yarıda kendi sahalarında maç verseler de, deplasmandan puan çıkarttılar. Böylece hedeflerinden şaşmadılar.
Trabzonspor seozunun ikinci yarısında üç büyük kulüple evinde oynama avantajına sahipti. Başka bir şansı da taraftarları sayesinde deplasmanlarda evinde gibi oynamasıydı. Belli olmuştu, Trabzonspor en kötü sonuçla lig dördüncüsü olacaktı. Devre arasında Şükrü Ersoy’un yerine gelen yeni teknik direktör Trabzonlu Ahmet Suat Özyazıcı takımına güveniyordu.
İkinci yarının başında Trabzonspor Galatasaray’ı misafir etti ve Hüseyin’in attığı golle rakibini evine eli boş gönderdi. Maçta Hüseyin’in attığı galibiyeti getiren gol kadar kaleci Şenol’un kurtarışları da günlerce konuşuldu. Bu galibiyetle Karadenizliler niyetlerinin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha ortaya koymuşlardı.
İkinci yarı Fenerbahçe ve bordo mavililerin zirve mücadelesiyle sürüyordu. Bu düğümü çözecek olan maçsa Trabzonspor’un Fenerbahçe ile evinde yapacağı karşılaşmaydı. Maçın oynanacağı gün bütün Karadeniz, Trabzon’a akın etti. Kalacak yer bulamayan taraftarlar geceyi sokaklarda geçirdi.
Trabzonsporlu futbolcular yeni bir taktik deniyorlardı. Maç öncesi yöresel kıyafetleriyle, Ali Kemal Denizci’nin çaldığı kemençeyle horon teptiler. Ali Kemal arkadaşlarını şu sözlerle ateşliyordu: “Arkadaşlar size bir tavsiyem var.
Tribünlerden kemençe sesleri yükselirken bu kıyafetlerle horon teptiğinizi düşünün. Böyle olunca daha çok hareketlenecek ve hırslanacaksınız. Üstelik çok kıvrak olacaksınız. Bu da Fenerbahçe’yi yenmemize yetecektir.”

Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu horonlarla geldi

Ali Kemal’in taktiği işe yaradı. Fenerbahçe rakibinin hırsı ve kıvraklığı karşısında sahada yok oldu. Trabzonspor, Fenerbahçe’yi Hüseyin’in attığı golle 1-0 yendi. 23. hafta sonunda Trabzonspor liderliğe sıkı sıkıya tutundu. O zamanların Hüseyin’i, şimdilerin Taner Gülleri vakasıydı adeta. Üç büyüklere attığı muhteşem goller dillere destandı.
Yurdun her köşesinden Karadeniz fırtınasına destek geliyordu artık. Düzenlenen Trabzonspor gecesinde Emel Sayın ve Filiz Akın ellerinde futbolcuların posterleriyle podyumda yürüdüler. Arkalarına bu güzellerin desteklerini de alan Trabzonspor’un liderliği kimseye vermeye niyeti yoktu. Ligin 27. haftasında Galatasaray, Fenerbahçe’yi 1-0 yenince mısır ekmeğine tereyağı sürülmüş gibi sevindi Trabzonspor. Fenerbahçe’yle arasındaki puan farkı üçe çıkmıştı.
Ligde fırtınalar koparan takım Türkiye Kupası’nda da rakiplerini tek tek eledi. Bu durum bir önceki sezon olsa belki insanları şaşırtırdı ancak lige ilk çıktığı yıl da Türkiye Kupası’nda final oynayan Trabzonspor artık şaşırtmıyordu. Finalin ilk maçında Trabzonspor Galatasaray’ı 1-0 mağlup etti. Bu arada 28. haftası oynanan ligde Fenerbahçe’yle arasına dört puanlık bir koruma kalkanı kurmayı başarmıştı.

“Türkiye’de zoru başaran sadece Trabzonspor değildi”

İzmir Alsancak Stadı, 29. hafta Türk futbolunda hafızalardan silinmeyecek bir güne ev sahipliği yaptı. Göztepe ile berabere kalan Trabzonspor İzmir’de ilk şampiyonluk turunu attı. Bir ilk gerçekleşmiş, rüya gerçek olmuştu. Bu rüyayı daha önce Göztepe, Altay ve Eskişehir görmüş, ancak son anda uyanmışlardı. Şimdi Trabzonspor’u var güçleriyle alkışlıyorlardı. 1970’ler zor yıllardı. Galatasaray ve Fenerbahçe gibi yılların şampiyon ekiplerini kısıtlı imkânlarla alt etmek de zordu…
O sezon Türkiye’de zoru başaran sadece Trabzonspor değildi. Trabzonspor’un İzmir’de şampiyonluk turu attığı gün İstanbul’da ikinci depremi Samsunspor yarattı. İstanbul’da oynanan maçta Beykoz’u 3-0 yenerek ikinci ligin şampiyonu oldu, İstanbul sokaklarında şampiyonluk turu attı. Samsunspor da kadrosunun çoğunu Samsunlu futbolculardan kurmuştu. Samsunlu olmayanlar da zaten Karadenizliydi. Koca Karadeniz o gün kabarmış, bütün Türkiye’nin üstüne sularını serpmişti. Aynı hafta Galatasaray, Giresunspor’a İstanbul’da 3-0 yenilerek bu bereketten payına düşeni aldı. Karadeniz fırtınası o yıl sadece Türkiye’yi değil dünyayı da vurdu. Milli boksörümüz Cemal Kamacı 63,5 kiloda Avrupa Profesyonel Boks Şampiyonu oldu. Trabzon’un Maçka ilçesinde dünyaya gelmişti Cemal Kamacı. Karadeniz beslemişti onu da.

Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu 1975-76 sezonu

1975-76 sezonunda Trabzonspor şampiyonluğu kazanırken, gol kralı Fenerbahçe’nin efsane futbolcularından Cemil Turan oldu. “Olsun” dedi Trabzonlular, “Yabancıya gitmedi, o da bizim”. Evet, Cemil de Trabzonlu bir ailenin çocuğuydu.

Trabzon efsanesi dünya basınında da geniş yankı buluyordu. Dünyanın en ünlü futbol dergilerinden France Football “Trabzonspor uzun yıllar Türk futbolunda zirveyi işgal etmiş üç büyüklerin saltanatını yıkmış ve şampiyon olmuştur. Türkiye’yi temsil edecek Trabzonspor, Avrupa çapındaki futbolcularını kaybetmezse Şampiyon Kulüpler Kupası’nda da sürpriz yapabilir” diyerek haberi tüm dünyaya duyuruyordu. BBC televizyonu da habere geniş yer ayırdı: “Trabzonspor’un başarısını Türk futbolunda bir devrim olarak niteliyoruz. Sezon başında ligi başta götüren Fenerbahçe şampiyonluğu taşra takımına hediye etti.”

Lig şampiyonluğunun kutlamaları devam ederken Trabzonspor, Türkiye Kupası’nı kazanmak için çalışmalarına ara vermeden başladı. Galatasaray’la İnönü Stadı’nda oynanacak final maçının rövanşı için otobüs, kamyon ve minibüslere doluşan binlerce Karadenizli, İstanbul sokaklarına yayılmış, bordo-mavili flamalar ve bayraklarla takımlarını destekliyorlardı. 90 dakika 1-0 Galatasaray’ın galibiyetiyle sonuçlanınca maç uzatmalara gitti. Başa baş mücadelenin sonucu yine bozulamamıştı, heyecan doruktaydı. Galatasaray penaltılarla Trabzonspor’u 6-4 yenerek Türkiye Kupası’nın sahibi oldu. Galatasaray sadece kupayı almakla kalmamış, koca bir şehrin gururunu kurtarmıştı…

Trabzonspor’un ilk şampiyonluğu

Lig, Trabzon’da oynanacak Beşiktaş maçı ile son bulacak, Trabzonspor kupasına kavuşacaktı. Trabzon şampiyonluğu kutlarken, Beşiktaş ise dibe vuruşunun şaşkınlığını yaşıyordu. Maç 1-1 berabere bitti. Kümede kalabildiğine sevinen bir Beşiktaş, şampiyonluk kupasını kaldıran Trabzonspor, yeniden yazılan bir tarih…
Şampiyonluğun mimarlarından Ali Kemal Denizci ilk şampiyonluğu ve o günün Trabzonspor’unu şöyle anlatıyor: “O dönemde şampiyonluğu göğüslememizi sağlayan yegâne güç bütün futbolcuların takım arkadaşlığından önce dost olmasıydı. Çoğumuz Karadenizli, hepimiz Anadoluluyduk. Mahalle arkadaşıydık, aynı sıraları paylaşmıştık. İdmanlarımızı sahilde, sokak aralarında koşarak yapardık. Yedek bir ayakkabımız bile yoktu. Ayakkabısı olmadığından maça çıkamayan arkadaşım bile oldu. Zor şartlarda şampiyon olduk. Yaşadığımız mutluluk tarif edilemez.”
İlk şampiyonluğu yaşayan Denizci, şimdilerde 25 yıl aradan sonra bu onura ulaşmak isteyen kulübe de bakmaktan geri kalmıyor. “Trabzon’un şartlarına uygun futbolcular alınması gerekiyor” diyor Denizci ve ekliyor: “Starlara aldanmamak gerek.  Bu sezon Trabzonspor iyi bir iskelet kurdu. Mağlubiyetler olsa da taraftarına heyecan yaşatmayı biliyor. Ancak önemli bir faktör de rakip takımların kötü gidişi oldu. Trabzonspor şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri. Ben de heyecanla bekliyorum.”

O yıl Semiha Yankı yarışmıştı Türkiye adına Eurovision’da, bu yıl Belçika’dan gelen “göbek sanatçısı” Hadise. O yıl ABD, Vietnam’dan yeni çıkmıştı, bu yıl Irak’tan hâlâ çıkamadı. O yıl ülkede yağ bile bulunamıyordu, bu yıl ekmek bile ithal ediliyor. O yıl bir ilki başarmış ve şampiyon olmuştu Trabzonspor; bu yıl yine olmak için çalışıyor. Bunu başarmak için o yıldan değişmeyen bir şeyi çekip almak durumdalar. Bir arkadaşlık vardı o yılın Trabzonspor’unda, daha da öte bir kardeşlik. Tek bir kişi gibiydiler belki de, tek bir zihin ve tek bir beden… Aynı ülküyü düşünüyorlar, aynı duyguyu hissediyorlardı. Bu ruhla şampiyon olmuşlardı. Şampiyonluk yolunda birçok şey değişse, milyon dolarlık top cambazları boy gösterse de bu asla değişmeyecek bir ayrıntı işte. Unutulmayacak ve sonsuza kadar ders alınacak bir ayrıntı.

Yazı Hilal Gülyurt

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply