Tüm zamanların en iyi futbol takımları serisi -5

Catenaccio uzmanlarından total futbol dehalarına; futbol tarihi birçok harika takıma sahne oldu. Bizler de bu takımlar arasında ince eleyip sık dokuyarak bir liste oluşturduk!

Liverpool (1975-1984)
Başarıları: Yedi lig şampiyonluğu, dört Şampiyon Kulüpler Kupası, dört Lig Kupası, bir UEFA Kupası, bir Süper Kupa

Bob Paisley, Bill Shankly’den görevi devraldıktan sonraki yıl Liverpool, 1974-75 sezonunda ligi ikinci bitirdi. “Bunu başarısızlık olarak görüyorum” diyordu Paisley. “Burada ikinciliği kutlamayız.” Zaten bunu bir daha yapmak zorunda da kalmayacaktı; takip eden 9 sezonda 7 şampiyonluğun yanı sıra 4’er Şampiyon Kulüpler Kupası ve Lig Kupası zaferi yaşadılar. İngiltere’nin ilk futbol hanedanı oluşmuştu.

Sergiledikleri pas ve harekete dayalı oyunla taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandılar ve bir futbol markası haline geldiler. Shankly bunu “pas alıp verme üzerine kurulu basit bir oyun” olarak tanımlamıştı ve ondan sonra göreve gelenler de bunu uygulamaya devam etti. “İşleri zorlaştırmayın” demişti, 1983’te görevi Paisley’den devralan Joe Fagan. “Bill futbol konuşmaktan nefret ederdi. Mesela sizin ‘baklava’ dediğiniz dizilişi bir pastanede görse bile tanımazdı!”

Anfield’da bireysel yetenekler (Kenny Dalglish’in oyun içi liderliği, Ian Rush’ın acımasız bitiriciliği, Graeme Souness’ın savaşçılığı…) parlarken daima takım oyununun kölesi olmak zorunda bırakılmışlardı. Ve bu takım, Kop tribününün de desteğiyle güzel oynayarak olduğu gibi çirkinleşerek de maç kazanabiliyordu.
En büyük zaferlerini mi merak ediyorsunuz? Kişilerin yerini benzerleriyle doldurmak: Paisley yerine Fagan, Kevin Keegan yerine Dalglish… Ve tabii ki daha sonra birçok kulübün deneyip başarılı olamadığı “Liverpool tarzı” dedikleri yoldan hiç sapmadılar.

En iyi 11: Clemence, Neal, Hansen, Thompson, Hughes, Souness, McDermott, Keegan, Kennedy, Dalglish, Rush

Barcelona (2008-2011)
Başarıları: Üç lig şampiyonluğu, iki Şampiyonlar Ligi, iki Süper Kupa, iki Dünya Kulüpler Kupası, bir Kral Kupası

Ağustos 2008’de görevine getirilen Pep Guardiola, basın toplantısında “Emniyet kemerlerinizi takın” diyordu, “Bu yolculuk hoşunuza gidecek!” Söylediğinde haklıydı. Bundan 50 yıl sonra, artık ölmeye hazırlanırken futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi takımlarından birini izlemenin verdiği huzurla gözümüz açık gidebiliriz!

Futbol sözlüğüne “tiki-taka” kavramını sokan Barcelona, 4-3-3 formasyonunu kendi çaplarında kusursuzlaştırarak güzel oyunun kitabını yeniden yazdı. Guardiola’nın Rijkaard’dan devraldığı takımda uyum diye bir şey kalmamıştı. “Standartlar sapmıştı” diyor Xavi. “1 kilo eksik ya da fazla fark etmiyordu. 1 dakika önce ya da sonra fark etmiyordu. Artık her şeyin önemi var. Pep her şeyi bir şahin gibi izliyor.”

Dani Alves katılıyor: “Pep bana Camp Nou’nun üçüncü katından atlamamı söylerse, aşağıda güzel bir şeyler olup bittiğini düşünürdüm.”

İlk sezonunda 6 kupa birden kazanıp eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atan Guardiola, Messi’yi merkeze kaydırarak adeta zirve yaptı. Arjantinli, 2012-13 sezonun bitiminde 218 maçta 233 gole ulaşmıştı. Ve tabii yanında Andres Iniesta’yı, Picasso’nun fırçalarına denk gelen ayaklara sahip bir futbol sanatçısını da unutmayalım…

2011 Şampiyonlar Ligi finalinde Manchester United’a karşı elde edilen 3-1’lik zafer (“Daha önce hiç kimse bizi bu şekilde pataklamamıştı” diyordu Alex Ferguson), Real Madrid efsanesi Jorge Valdano’nun “mucize nesil” olarak adlandırdığı kadronun bu tanımı hak ettiğini ispatlamıştı. Barcelona “bir kulüpten daha fazlası”ysa, bu Barça takımı da “bir takımdan daha fazlası”ydı!

En iyi 11: Valdes, Alves, Pique, Puyol, Abidal, Xavi, Busquets, Iniesta, Pedro, Messi, Villa

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş