Unutulmaz Dünya Kupası maçları serisi -1

Futbol 1-0 Politika
ABD 1-2 İran İlk Tur

“90 dakikada, politikacıların 20 yıldır yaptıklarından fazlasını yaptık.” Bu sözler Dünya Kupası tarihinin politik anlamda en tartışmalı maçından sonra konuşan ABD’li savunmacı Jeff Agoos’a ait. İki ülke arasındaki ilişkiler, ABD destekçisi Şah’a karşı yapılan 1979 Devrimi’nden bu yana buz gibiydi ama bu maç savaşmayıp sevişmek (!) için en güzel fırsattı. Ne var ki Ayetullah Humeyni, İran Milli Takımı’nın deplasman ekibi olarak rakibin elini sıkmak için ABD’nin ayağına gitmesine razı olmadı. Sonunda fedakârlıklar yapıldı ve İran el sıkışmaya, rakip oyunculara barış sembolü olarak birer gül sunmaya ve birlikte maç fotoğrafı çekilmeye razı oldu. Maç bittiğinde İran 2-1 galipti ama yine de turnuvadan elendiler.

Kırmızı Sinekler Gök Mavililer’i ısırıyor
Kuzey Kore 1-0 italya İlk Tur 1966

1966 Dünya Kupası gruplarını değerlendiren The Times şöyle diyordu: “Koreliler hokkabaza dönüşüp enselerinde topla sahada koşturmadıkları sürece, İtalya ve Rusya rahatça kazanır gibi gözüküyor.”
İki favori ilk maçlarını kazandığında yukarıdaki tespit de gayet mantıklı gözüküyordu. Ne var ki “Kırmızı Sinekler”, Şili’den 1 puan almayı başarınca gidişat ve The Times’ın bakışı değişti: “Bir taraftar grubu, nadiren Middlesbrough’lu futbolseverlerin bu Doğuluları bağrına bastığı gibi sevebilir.”

Coşkulu ve korkusuz Kuzey Kore santrayla birlikte İtalya kalesine saldırıya geçti. BBC spikeri Frank Bough şu sözlerle anlatıyordu: “Pak Doo-Ik… Gol! Kore ilk yarının bitimine beş dakika kala öne geçti. Büyük bir sürpriz! İtalya, Kuzey Kore karşısında yenik durumda. Kim inanırdı ki buna!?”

İtalyanların yedek oyuncu olmadan oynanan son Dünya Kupası’nda son 60 dakikayı bir kişi eksik oynarken yaşadıklarına
inanamadıkları kesin. Bough son düdükle birlikte tam anlamıyla kendini kaybetti. “Ayresome Park delirmiş durumda! Kazandılar! Ulu tanrım, kazandılar! Kuzey Kore, İtalya’yı yendi. Neler oluyor böyle? Büyük bir sevinç! İnanılmaz bir şey, Kuzey Kore gerçekten çeyrek finale çıktı! Seyirciler onları alkışlıyor! Takım gözyaşları içinde, mutluluktan ağlıyorlar!”

Basın da aynı şekilde uçuyordu. Daily Express’ten Arnold Howe, “Pak Doo-Ik dün gece futbol tarihindeki en büyük patlamalardan birine sebep oldu” diyordu. “Attığı gol huzurlu sabahların şehri Middlesbrough’yu çılgın bir akşama gönderdi.” Meslektaşı Derek Hodgson bir adım ileri gidiyordu: “Koreli tarihçiler bu maçı futbol ülkelerinin doğduğu gün kabul edebilir.”

İtalya’da ise milli takım çürük yumurta ve domateslerle karşılandı. Takımı getiren uçağın Milano yerine Cenova’ya inmesi bile fayda etmemişti. Doğum belgeleri yerine ölüm emirleri yazılıyordu! Corriere dello Sport’un manşeti “REZALET” diye haykırıyordu. Olanlara inanmakta zorlanan Emilio Volanti’nin yazısı şöyleydi: “Gerçek dışılığın sınırlarındaki bir bilim kurgu gibi. Giacomo Bulgarelli’nin sakatlığı İtalyan futbolunu ve milli takımını öldüren bu mağlubiyeti ancak bir parça affettirebilir. Profesyonel oyuncularımızın teknik organizasyon konusunda ABC seviyesindeki amatörlere kaybetmesi kabul edilemez.”

 

Dünyanın kulaklarını çınlatan şut
ABD 2-1 Kolombiya İlk Tur 1994

Kolombiya’nın 1994 Dünya Kupası’nda ev sahibi ABD’ye yenilmesinin, Pele’nin turnuva öncesi tahminlerini boşa çıkarması dışında ilginç bir tarafı yoktu. 10 gün sonra ABD’nin ilk golünü kendi ağlarına gönderen Andres Escobar, Medellin’in hemen dışındaki bir barda öldürülünce maç önem kazandı. Raporlara göre, katil sıktığı 12 mermiden her birinin ardından “GOOOOOOL!” diye bağırmıştı. İster bir uyuşturucu çetesinin abartılı bahsinin yatmasından, ister Kolombiya’daki genel hukuksuzluğu yüzünden deyin; Escobar masum bir hatanın bedelini en ağır biçimde ödedi. Takım arkadaşı Faustino Asprilla’ya göre savunma oyuncusu intikam alınmasından korkuyordu: “ABD’den Kolombiya’ya döndüğümüz uçakta bana ‘Sokağa çıkma, tehlikeli olur. Partileri seviyorsun ama başına bir şey gelebilir, seni öldürebilirler’ demişti. Ben de ona evde kalacağımı söylemiştim. Dışarı çıkan o oldu. Bana verdiği öğüde kendisi uymadı.” Unutulmaz!

Lastik Adam 3-4 Sirk Ekibi
Brezilya 6-5 Polonya

Mavi köşede röveşatanın mucidi, nam-ı diğer Lastik Adam, Leonidas “Siyah İnci” da Silva liderliğindeki Brezilya (1950’den sonrasına kadar sarı forma giymediler)! Beyaz köşede Ernest Wilimovski’nin cambaz misali oyunuyla parlayan, Dünya Kupası’nın yeni takımı Polonya. Leonidas ve Wilimowski üç ve dört golle kendilerini gösterirken Strazburg’da aniden yağmur bastırıp sahayı çamur banyosuna çevirene kadar Brezilya kazanacak gibi gözüküyordu. Avrupalılar son dakikada maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Uzatmalarda yağmur durunca Leonidas iki gol daha attı. Bunların ilkini, kramponu parçalandığından çıplak sağ ayağıyla ağlara gönderiyordu. Brezilya yarı final maçında yıldız oyuncusunu dinlendirmese (!) büyük olasılıkla finale de çıkacaktı. Mussolini’den alınan rüşvet yüzünden sahaya çıkmadığı dedikoduları arasında üçüncülük maçında oynadı ve attığı golle Altın Krampon ödülüne uzandı.

Catenaccio, Jogo Bonito’nun dengi değil
Brezilya 4-1 İtalya Final 1970

İster inanın ister inanmayın ama Brezilya, 1970 Dünya Kupası’ndan önce tam bir viraneydi. Finalde Avrupa şampiyonuyla karşılaştıkları zaman ise durdurulamıyorlardı. Her ne kadar tek taraflı da olsa, bu maçı izleyenler hücum futbolunun en kaliteli
haline tanık oldular. Pele kule gibi yükselerek vurduğu kafa vuruşuyla ilk golü atmış, savunmanın hatası Roberto Boninsegna’ya beraberlik golünü hediye etmişti. Sonra Brezilya gaza bastı. Gerson’un sert şutuyla öne geçen Brezilya’da Pele’nin servis ettiği top, Jairzinho’yu Dünya Kupası’nın tüm aşamalarında gol atan ilk futbolcu yaptı. Öldürücü vuruş, büyüleyici bir takım çalışması ve Pele’nin asisti sonrası Carlos Alberto’nun müthiş bitirişiyle geldi. O anları İtalya futbolcusu Tarcisio Burgnich şöyle anlatıyor: “Maçtan önce kendime Pele’nin de tıpkı bizler gibi etten ve kemikten olduğunu söyleyip durdum. Gördüm ki öyle değilmiş!”

FFT

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply