Unutulmaz Dünya Kupası maçları serisi -2

Gaddar Toni’nin Sevilla’da destanı
Batı Almanya 3-3 Fransa (penaltılarla 5-4) yarı final 1982

“Gelmiş geçmiş en sıra dışı maçtı… Tüm filmlerden, tiyatrolardan, romanlardan daha iyiydi. Maçta her şey vardı” diyor Platini. İki takımın da hücum isteğiyle dolu olan bu maç günümüzde anlık bir vahşilikle hatırlanacak.

Maçın 60’ıncı dakikasında skor 1-1’ken Platini, Patrick Battiston’a mükemmel bir ara pası yolladı. Oyuna sonradan giren Fransız oyuncunun çektiği şut dışarı giderken ona doğru hava saldırısına geçen Alman kaleci Harald “Toni” Schumacher, kalçasıyla Battison’un elmacık kemiğine çarpmıştı. Battison bilinçsiz bir şekilde yerde kaldı. Dişleri kırılmış ve boyun omuru zedelenmişti. Platini de “Onun öldüğünü düşünmüştüm” itirafında bulundu. Schumacher kayıtsız bir şekilde oyunun tekrar başlamasını bekliyordu. Savunma oyuncusunun yaşadığı bu pozisyon normal sayıldı ve Alman kaleci herhangi bir ceza almadan kurtuldu.

Borazan ve trampetlerin ritmik seslerinin yankılandığı, Sevilla akşamında Almanya rüzgârı esiyordu. Maçta bir topu direkten dönen Pierre Littbarski, Paul Breitner’in kaleciden dönen şutunda 17’nci dakikada takımını öne geçirdi.  Bu gol Fransa’yı ateşledi ve Platini, Dominique Rocheteau’nun ceza sahası içinde çekilmesiyle kazanılan penaltıda kaleci Schumacher’i ters köşeye yollayarak eşitliği sağladı.

Bu maç günümüzde oynanmış olsaydı Bernd Forster yaptığı faulle oyundan atılmış, maçta da en az 5 kırmızı kart çıkmış olurdu. Schumacher’le birlikte topa hareketlenen Platini’ye Marius Tresor’un saldırısından kurtulabilmeyi güçlükle başaran Manny Kaltz dirsek atmıştı. Manuel Amoros ise maç emirlerini Littbarski’yi biçme doğrultusunda almış gibi görünüyordu. Schumacher’in vahşi müdahalesiyle daha da ateşlenen Fransızlar maçın kontrolünü eline aldı. Amoros’un uzatmaların ilk devresinde direği sarsmasıyla gole yaklaşan Fransa, Tresor ve Giresse’in mükemmel bitirişleriyle 3-1 öne geçiyordu.

Maçta önce Almanya kampını hastalık vurmuştu ancak rakiplerinden iki gün daha fazla dinlenme imkânı bulmuşlardı. Bunun etkisi son dakikalarda ortaya çıktı. Sakatlık yüzünden oyuna sonradan giren Karl-Heinz Rummenigge akıllıca bir dönüşle farkı bire indirdi. Altı dakika sonra Almanlar, Klaus Fischer’in muhteşem röveşatasıyla eşitliği sağladı. Panenka’nın meşhur penaltısıyla elendikleri Euro 76’dan sonra, Dünya Kupası’ndaki ilk seri penaltıları kazanan taraf oldular. Uli Stielike ve Didier Six’in kaçırdığı penaltılarla durum 3-3’e geldi. Platini ve Rummenigge son penaltılarda hata yapmayınca altıncı penaltılara geçildi. Hareketinden dolayı herhangi bir pişmanlık belirtisi göstermeyen Schumacher, Battiston’un oyundan ayrılmasından sonra iyice öfkelenen Fransız taraftarlarla tartıştı. Alman kaleci, Maxime Bossis’in penaltısını kurtararak Horst Hrubesch’in maçı bitirmesine imkân tanıdı. “Bütün takım soyunma odasında sinirli ve şok olmuş bir şekilde 20 dakika kadar oturduk” diyor Platini. “Ancak bu maç bana, olaylara bütünüyle bakmayı öğretti. Kimse hayatını kaybetmedi, ailemiz güvendeydi ve bu sadece bir maçtı. Ancak yine de benzersizdi.”

Maradona sihir yapıp bütün dünyayı fethediyor
Arjantin 3-2 Batı Almanya Final,1986

Çeyrek ve yarı final maçlarında muhteşem yeteneğini kanıtlayan Diego Maradona, final maçında hayal kırıklığına uğramış gibiydi (Jose Luis Brown’un kafa vuruşu ve Jorge Valdano’nun soğukkanlı bitirişiyle gelen Arjantin gollerinde büyük pay sahibi olsa bile). Hakemin not defterinde kendine yer edinen altı futbolcudan biri olan El Diez, kornerden atacakları iki golle beraberliği sağlayacak Almanlar tarafından sıkı markaj altına alınmıştı. Ancak Franz Beckenbauer’in takımı bile kaderden kaçamazdı. Bitime altı dakika kala topu Jorge Burruchaga’ya aktaran Maradona’nın bu asisti, dünya üzerindeki en iyi oyuncunun Dünya Kupası’nı hak ederek kaldıracağı anlamına geliyordu.

Gol şov mu, şaibe mi?
Arjantin 6-0 Peru İkinci grup aşaması 1978

Bu maç Dünya Kupası tarihinin en şaibeli maçı olabilir mi? Arjantin’in Brezilya’yı geçerek finale çıkmak için Peru’yu dört farkla yenmesi gerekiyordu. İlk dakikalarda pozisyona girmekte dahi zorlanan Arjantin, daha önce oynadığı beş maçta altı gol yiyen Peru karşısında Mario Kempes ve Alberto Tarantini’nin golleriyle devre arasına 2-0 önde girmişti. Peru’nun Arjantin doğumlu kalecisi Ramon Quiroga’nın daha sonra kalesinde gördüğü dört golde yapacak daha fazla bir şeyinin olup olmadığı tartışılırken, durum karşısında şok geçiren Brezilya ve dünyanın geri kalanı skora şüpheci yaklaşarak Arjantin’in zorba lideri General Jorge Videla’nın maçtan önce Peru soyunma odasını ziyaret ettiğini öne sürüyordu. 2012 yılında da bu maçın iki ülkenin asker kökenli diktatörlerinin karşılıklı anlaşması sonucu “bağlandığı” haberleri gündeme gelmişti. Maç da zaten başkan Videla’nın insan haklarına aykırı aksiyonlarının gölgesinde oynanmıştı.

Almanlar geri dönüyor, Charlton’un kariyeri bitiyor
Batı Almanya 3-2 İngiltere

Dünya Kupası tarihinin en iyi geri dönüşlerinden biri, maçın bitmesine 22 dakika kala olası gözükmüyordu. İngiltere, Alan Mullery ve Martin Peters’ın attığı gollerle 2-0 öndeydi. Bobby Charlton, Franz Beckenbauer’e tıpkı 4 sene önce olduğu gibi yine problem yaratıyordu. Yine de Der Kaiser, kaleyi gıda zehirlenmesi geçiren Gordon Banks’ten devralan Peter Bonetti’yi avlayarak farkı 1’e indirmeyi başardı. Alf Ramsey’in artık eskisi kadar genç olmayan Charlton’ı yarı final maçına saklamak için oyundan alma kararı Beckenbauer’i iyice serbest bırakırken, Uwe Seeler bitime sekiz dakika kala skoru 2-2’ye taşıyordu. Gerd Müller’in uzatma dakikalarında, yakın mesafeden vurduğu vole sadece Charlton’ın göz alıcı milli takım kariyerini bitirmekle kalmıyor, Ramsey’in popülaritesini yitirmesine ve Başbakan Harold Wilson’ın seçimleri kaybetmesine yol açıyordu.

Alp ülkeleri sıcakta çıldırıyor
Avusturya 7-5 İsviçre Çeyrek final 1954

Sıcak havanın oyun kalitesini kötü etkilediğini söyleyen de kim? 40 derece sıcakta gerçekleştirilen ve Dünya Kupası finallerindeki en gollü maçlardan biri unvanını kazanan “Lozan’ın Sıcak Savaşı”, turnuvanın en iyi geri dönüşlerinden birine ve iki hat-trick’e sahne oldu. Hatta Avusturyalı Alfred ve Robert Körner kardeşlerden han- gisinin iki gol atıp, penaltı kaçırdığı bile birbirine karıştı! O penaltı kaçmasaydı skor devre arasında Avusturya lehine 6-4 olacaktı. Rakibin dört dakikada gelen üç golüne beş golle cevap veren Avusturya daha sonra ev sahibi ülkeden bir gol daha yedi. Sonrasında üç gol daha atılırken maçta yorgun düşen Avusturya, dört gün sonra yapılan yarı final maçında ezeli rakibi Almanya’ya boyun eğmek zorunda kaldı.

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply