Premier Lig şampiyonu bir mülteci: Victor Moses

Açlık, hastalıklar, kabile savaşları… Afrika dünyada acının başkentidir.  Sonsuz yeraltı nimetlerinden faydalanamayan insanların tek umudu ise yer üstü nimetleridir. Safou meyvesi ve patates onlar için yiyecek kaynağı, küçük bir çocuk ise sermaye kapısıdır. O da 10 binde 1 ihtimal!

12 Aralık 1990… İç savaşları ve darbeleriyle kötü bir üne sahip Nijerya’da bir bebek dünyaya geldi. Kaduna bölgesinde yaşayan Moses ailesinin bu bebeği, “kazanan” anlamına gelen Victor adıyla şereflendirildi. İç savaşın ortasında doğan bu bebeğin ileride adının hakkını verebileceğini kim düşünebilirdi ki? Hem de bu ünvanı silaha sarılmadan yaparak! 90’larda Nijerya’da eline silah alan dini “inanç”larını kullanarak başka bir dine mensup olanları rahatça öldürebiliyordu. Hele bir de Victor Moses gibi papaz bir babaya sahipseniz ailenizle birlikte uzun bir hayat sürebilmeniz neredeyse imkansızdı.

Yine silah seslerinin Kaduna semalarında yankılandığı vakitlerden birinde; amcası, çıplak ayaklarıyla, kendi yaptığı topun peşinden koşan Victor’u bulup hemen oradan uzaklaştırdı. Anne ve babası saldırıya uğramış, sıra ona gelmişti. Olup bitene anlam veremeden, ağlaya ağlaya amcası tarafından bir yere götürüldü. Amcasının arkadaşının evi onun için en güvenlisiydi. Ona buradan asla ayrılmaması tembihlendi. Victor futbol oynamaktan vazgeçti ama onu mutsuz eden bu değil, kafasındaki soru işaretleriydi: “Annem, babam nerede? Evime ne zaman gideceğim? Buradan çıkarsam bana ne yaparlar?”

Bu sırada Moses ailesi Victor’un Nijerya’da yaşamaması gerektiğine karar verdi. Artık geriye tek seçenek kalmıştı: Mülteci olarak onu buralardan uzaklaştırmak. İngiliz hükümeti, Kaduna bölgesinde yaşanan olaylardan dolayı hayati tehlikesi bulunanlara sığınma hakkı vermişti. Victor da bu şanslı kişilerden biriydi, apar topar yola çıkarıldı. En ufak bir heyecan duymadan, tedirgin, merak içinde… Zira ailesinin hayatta olup olmadığını dahi bilmiyordu.

Victor Moses, Nijerya Milli Takımı için oynuyor

Victor Moses için İngiltere, yeni dünya!

Tüm bunlar olurken henüz 11 yaşındaydı. Neyse ki İngiliz bir aile onu kendi çocukları gibi sevdi, evlat bildi. Buna en çok ihtiyacı olduğu dönemdeydi; Nijerya’dan Austin ve Josephine Moses’in ölüm haberleri gelmişti… Artık sadece fiziki olarak 11 yaşındaydı. Tek başına yeni hayatına tutunmak için 11 yaşında bir çocuk olmak yetmezdi. Azmetti, South Norwood’da bulunan Stanley Teknik Lisesi’ne başladı. Burada eğitimini devam ettirirken futbolculuk hayalini de yaşamak istiyordu. Okul takımına girmek için çabalaması gerekmedi. Okulunun Crystal Palace’ın sahası Selhurst Park’a yakın olması onun için dönüm noktası olacaktı. Yerel bir maç sonrası keşif için orada bulunan Crystal Palace scoutları hiç zaman kaybetmeden Victor Moses’ı kadrosuna kattı!

Hayallerinin başlangıcını yaşayan bu ufak çocuktan mutlusu yoktu artık. 2008 yılına kadar oynadığı her takımda dikkat çekerek nihayet ilk profesyonel imzasını attı. 2010 kışında Wigan tarafından transfer edilecek Moses asıl patlamayı iki sene sonra yapacak ve 2012 yılında Chelsea forması giyecekti. Kiralık olarak Liverpool, Stoke City, West Ham United forması giyen Moses, 2016 yazında Chelsea teknik direktörü Antonio Conte tarafından takım için uygun bulundu. Bu onun en doğru futbolcu seçimlerinden biriydi çünkü Vitor, 38 Premier Lig maçının 34’ünde forma giyerek Londra ekibinin vazgeçilmezi oldu! Mülteci çocuk, çıplak ayakla başladığı oyunun sonunda 2016-17 Premier Lig kupasını kaldırdı!

Yazı Burak Özgül

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply