Yaşar Duran, Yakın Markaj’da!

Yaşar Duran

Matthaus’a ne dedi? Bir sezonda kaç penaltı kurtardı? Kova lakabı için ne düşünüyor? Oğuz ve Aykut’u kovalayanlar ona neden dokunmadı? FourFourTwo sordu, Yaşar Duran cevapladı

1978’de Gaziantep’te oynarken 2. Lig’den milli takıma çağırılan ilk futbolcu oldunuz. Nasıl gelişti o süreç? 
1969-70’te Ankara’da futbola başladığımda seçmelere katıldım. İlk maçta beş gol yedim. İkinci maça çağırdılar. O maçta üç yedim. Buna rağmen beni seçtiler. Takım küme düşünce Ankara Demirspor genç takımı beni aldı. Gaziantepspor’la bir maçımız vardı. Gaziantep’e 2. Lig’e çıkması için 4–0 gerekiyordu. O maçta ben tam dokuz gol yedim! O zaman Gaziantep’te çok iyi futbolcular vardı ve biz sahaya 10 kişi çıkmıştık. Maçın yıldızı bendim! Çünkü o maç 30 olurdu. Dokuz gol yediği takımdan maç sonunda transfer teklifi alan başka bir kaleci duydunuz mu? Bana “Eğitimini de karşılarız, gel burada oyna” dediler. Bir sene sonra okulu bırakıp Antep’e gittim. 15 bin lira para aldım. Abimle iki küçük kulaklıklı teyp aldık, Antep’ten Ankara’ya bir gelişimiz var (gülüyor)!

Sizin oynadığınız dönemde şartlar nasıldı?
Futbolcuya kız bile vermezlerdi. Antep’te futbolcu bir arkadaşım kız arkadaşıyla evlenmek istediğinde mahzende işkence gördü! Annem “Ölüsü de para, dirisi de” diyerek ablamı subaya verdi. Deli kaleci, iyi kaleciydi. Ben de delinin tillahıydım. 1978–79 sezonunda da milli takıma seçildim. Tam 12 sene milli formayı giydim. Son dönemlerde taraftar benden bıkmıştı. Hiçbir ülke bize maç teklifi getirmezdi o zaman. 2–0, 3–0 yenilince seviniyorduk işte! Dünyada 12 sene milli takıma gidip, en az maçta oynayan benimdir herhalde.

”Dokuz gol yediği takımdan transfer teklifi alan başka bir kaleci duydunuz mu?”

Kurtardığınız penaltılar da efsane. Bir maçta üç penaltı kurtarmışsınız. Fatih Terim’in, Roman Koseçki’lerin penaltılarını kurtardığınız doğru mu?
Koseçki Galatasaray’a geldiğinde çok havalıydı. Beni kıro sanmıştı. Antep’teyken kurtarmıştım onun penaltısını. Sarıyer’de oynarken bir sezonda 12 penaltının sekizini kurtarmıştım. 1. Lig’deyiz o zaman. Eskişehirspor maçına gittik. Hayatımda toto oynamamışım. Maçın içinde Saffet Sancaklı’nın penaltısını kurtardım. 10 dakika sonra bir penaltı daha kurtardım. Biz bir gol attık ve maç bitti. Toto’da 13 maçı tutturdum. Bizim maçtan yattı! Takımı yaktığımız da oldu tabii. Galatasaraylı Hoçiç, bana çok attı. Bir maçtan önce bana gelip “Kardeş, bugün sana iki tane” dedi. İki tane attı. 1982-83 sezonunda bütün kupaları Fenerbahçe topladığında kalede ben vardım. Simoviç’in penaltısını da kurtardım, Fatih Terim’in penaltısını da. 1984-85 şampiyonluğunda yine ben vardım.

Siz de haşarı futbolcu kategorisine girer misiniz?
Milli takımda ve Fenerbahçe’de yıllarca oynadım ama kazandığım parayla sadece bir ev sahibi oldum. Beni yönlendiren kimsem yoktu paramı saçtım savurdum. Pazartesi gecesi sabaha kadar eğlenir, salı sabahı Stankoviç’in idmanına çıkardık. 1990 yılında Hiddink’le çalıştım. Haftanın ilk idmanına gitmezdim. Yedek oynuyordum. Bir gün Hiddink beni yolumdan çevirip “Ben seni nereden tanıyorum?” dedi. “Yaşar Duran ben, kaleci” diyerek kendimi tanıtmaya çalıştım!

“Bobby Charlton’ın bile forması vardı bende”

Size zamanında oyunculuk ve mankenlik teklifi de gelmiş. Neden kabul etmediniz?
Bana çok teklif geldi ama kulüp izin vermedi. Hürriyet Gazetesi’nin ilk reklâmını hatır için ben yapmıştım.

Fenerbahçe’ye nasıl döndünüz?
Fenerbahçe başka bir kulüpte dört yıl oynamış eski futbolcusunu hiç geri almamıştır. Ben hariç! Schumacher’in yedeği olarak gittiğimde onu kesmeyi değil, sadece Fenerbahçe’de jübile yapmayı düşünüyordum. Jübile yapamadım o ayrı (gülüyor).

Yabancı takımlarla oynarken oyuncuların formalarını almak için peşlerinden çok koşarmışsınız…
Ankara’da çocukken yabancı ülkelerden gelen oyuncuları formalarını almak için stat dışında bile takip ederdim. Oynamaya başladıktan sonra Çekoslavak bir kaleciye “Maçtan sonra forma değiştirelim” dedim. Kabul etmedi, bozuldum. Tabii etmez. Bizimkisi merserize kazak, onlarınki pırıl pırıl forma. Çok oyuncudan da aldım ama isteyenlere verdim. Bazılarını da ben giydim. Bobby Charlton’ın bile forması vardı bende.

“Dev gibi polisler Abdülkerim’i, İlyas’ı ve beni havaalanında çırılçıplak soydu”

Fenerbahçeli taraftarlardan aldığınız ilginç bir tepki oldu mu?
Fenerbahçeli gençler beni rahat bırakmazlardı. Gelir para isterlerdi. Üç tane çocuk geldi bir gün. “Biz Maraş’a gideceğiz, paramız yok” dediler, verdim. Ertesi gün bir baktım yine bunlar. Bir tanesine bir çaktım! Aradan yıllar geçti. Biz kupada Maraşspor’la eşleştik. “Belli” adında bir otelde kalıyoruz. Otelin adıyla da dalga geçiyoruz “Otelimiz belli” diye. Resepsiyonda iki kişi beni kocaman bir çiçekle karşıladı. “Abi beni tanıdın mı?” dedi bir tanesi. “Ben Kahramanmaraş Ticaret Odası başkanıyım”. Diğeri de “Abi ben de fabrikatörüm, senin o tokadın beni kendime getirdi. Çok teşekkür ederim” dedi.

Yurt dışına gittiğiniz maçlardan en komik anınız hangisi?
Bu Rıdvan beni mahvetti. Hangi hikâyeyi anlatsa ana karakter ben oluyorum! İsveç’e maça gittik. Sahaya göstericiler girdi. PKK pankartı açtılar. Cem de onları kovaladı. Zaten İsveç’e gidişimizde meymenet yoktu. Dev gibi polisler Abdülkerim’i, İlyas’ı ve beni havaalanında çırılçıplak soydular. “Play football” falan diyorum ama anlamıyorlar. Maçtan sonra Erdoğan’la anlaştık. Cem’i ev telefonundan korkutmaya başladık. Doğu şivesiyle “Yanlış yapmışsın gardaş” diyorum. Cem’in gıkı çıkmıyor. Cem gelip bize anlatıyor. Ertesi gün “Ayaklarına sıkmaya gelecekler” diyorum. Cem gözlerinin altı çökmüş vaziyette yanımıza geliyor. Adamı mahvettik! Abdülkerim’in yaptıkları anlatmakla bitmez. En bombası da rakip futbolcuya küfür etmeye çalışırken“F*** me!” diye bağırmasıydı!

İngilizce bilmemeniz dert oluyor muydu?
Bir seferinde Katar’a gitmiştik maç için. Odalara İngilizce bilen bir oyuncu koyuyorlardı. Ben de “Biliyorum” diye atladım. Odaya bir telefon geldi. Uzun uzun anlattı. “Yes” dedim, kapattım. “Ne diyor?” dedi oda arkadaşım. “Senlik bir şey yok” dedim. Meğer hoca idmanı üç saat geri almış! Allahtan hocaya derdimizi anlattık da yırttık.

“Dünyada karikatürden albümü olan bir adam tanıyor musunuz? O benim!”

Sizin kalede olduğunuz 8-0’lık ve 5-0’lık maçlarda sorun neredeydi?
Ben Fenerbahçe kalecisi olduğum için çok abarttılar. Fatih Uraz Galatasaray kalecisi olsaydı o da benim kadar konuşulacaktı. Biz maçtan önce üç aya yakın taç ve köşe vuruşu çalıştık. Bize öyle üç tane attılar. İyi ki daha fazla çalışmamışız! Degaj yaparken sahadaki ve tribündeki herkes bana bakıyordu. Bizim takımın sırtını dönüp gitmesi lazım değil mi? Müdafaanın bile yüzü bana dönük! Golleri izleyin bir tane hatamı bulamazsınız!

İngiltere’den sekiz ve beş gol yedikten sonra neler olup bitti?
Yediğim golleri herkes biliyor. Ben de bilinenleri anlattım. “Kova” lakabı birçok kaleciye takıldı. Başardıklarımı bildiğim için bana “kova” lakabı çok koymadı. Dünyada karikatürden albümü olan bir adam tanıyor musunuz? O benim! Yaşar Duran ismi tüm karikatüristler için tükenmez kaynak!

Matthaus ismi aklınıza ne getiriyor?
O salon turnuvası geliyor. Onun attığı gol fizik kurallarına aykırıydı. Kurtarayım derken kafamı direğe çarptım. Gelip kafamı okşadı. Koşarken bacakları birbirine sürter “şlap şlap” diye ses çıkartırdı. “Sen at be kardeş” dedim. Apo geldi yanıma “Ne diyorsun lan?” dedi. “Dünyanın en iyi futbolcusu bana gol atmayacak da kim atacak! Ben kimlerden gol yemişim” dedim. Malum maçta Lineker bana kafayla “Çat!” diye bir gol attı. Apo’yla ben yerde göz göze geldik. Konuşmaya dermanı kalmamış “Abi gol benim” diyor. Ulan senin de, yarın bana yazılacak! Taraftar Kova Yaşar’ı bilir!

Eskiden futbolcular taraftarlardan çok çekermiş. Sizi hiç kovaladılar mı?
Bir gün Dereağzı’nda idmandayız. Sakarya’dan gelen gruba saldırmayı kafaya koymuşlar. Başta Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman’a. Çivili odunlarla sahaya daldılar. Ben de o sırada portatif kaleyi taşıyorum. Biri yanıma gelip “Abi seninle işimiz yok” dedi.

Röportaj Hilal Gülyurt

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply