Yazı | Defans ve hücum tanımları yeterli mi?

1848 yılının baharında Cambridge Üniversite’sinin bahçesinde oynanan ilk futbol müsabakası, bol forvetle ve nerdeyse “hiç” defansla oynanmıştı. 2-1-7 ile başlayan ve ofsayt kuralının olmadığı bu oyun, 171 sene sonra bambaşka bir hâle büründü.

İşin içine; bloklar, bölgeler, boşluklar, enleşme-daralma vb. birçok terim dahil oldu. Geometrik tanımlar ile zenginleşen günümüz futbolunda en çok konuşulan konu, oyundan alınan zevk ve defans-hücum kelimlerinin doğru tanımı!

Yakın döneme kadar koşu mesafeleri günümüze nazaran 5-10 km daha azdı. Futbolcuların bilek ve oyun zekasıyla şekillenen oyunda; klasik on numaralar sahneye çıkıp skoru tayin etmekteydi ya da defansın bel kemiği bir cengaver çıkıp maçı tek başına değiştirebilmekteydi. Şu an ise takım oyunu söz konusu. 11 futbolcudan istenen tek şey, takım halinde hareket etmeleri.

Takım halinde bloklar arası mesafeyi kısa tutup takımı öne çıkarmak, izleyiciler için sıkıcı olsa da teknik direktörler için böyle bir durum söz konusu değil. Artık futbol, 50 metre içinde 20 oyuncunun yer aldığı sistem savaşına dönüştü. Bu da demek oluyor ki; ne kadar mesafeyi kısa tutarsan, rakibini o kadar hataya zorlarsın!

Barcelona, Manchester City, Liverpool, PSG gibi hücumu seven takımları düşünün. Stoper ile forvet arasındaki mesafenin 25-30 metrelere kadar düştüğü oyunda, Pique ile Suarez, van Djk ile Firmino’nun paslaşmalarını göreceksiniz. Çünkü hücum eskisi gibi orta sahadan başlamıyor. Defans oyuncuları, hatta ayağı iyi olan kaleciler de hücuma dahil oldu.

Şimdi bu satırlarları okurken yavaş yavaş kafada canlandıralım. Top takımınızda ve rakip yarı sahanın ilk metrelerinde stoperleriniz pas yaparak oyun kurmaya çalışıyor. (Stoperleriniz pas yapmıyorsa yapanını düşünebilirsiniz!) Aheste paslarla ilerleyen bu takım; hücum mu yapıyordur, defans mı?

Bir teze göre, ”rakip yarı sahada pas yapıyorsan hücum yapıyorsun” diyebilirsin. Diğer bir teze göre ise, ”topa sahip olup rakibin topla oynamasını engellediğin için defans yapıyorsun” da diyebilirsin.

Bundan 25-30 sene önce 2.bölgedeki boşluk çok fazla olduğu için oyun, daha fazla dikine oynanıyordu. Yani 25-30 sene önce bu soru sorulsaydı, hücum cevabını kolaylıkla verebilirdik. Lakin işler değişti! Teknik direktörler artık oyuncularının yalnızca bir şeye odaklanmasını doğru bulmuyor. Hücum yaparken nasıl defans yapacaklarını, defans yaparken nasıl hücum edeceklerini de çiziyor ve anlatıyorlar.

Hâl böyle olunca, yenilenmek ve zihinlerdeki defans ve hücum tabularını yıkmak gerekiyor. Bir altyapı oyuncusu ya da bir A takım oyuncusuna “bugün defans yapacağız” dediğiniz zaman oyuncular, topu karşı tarafa verip geri çekilmeyi düşünmemeli. Ya da “bugün hücum edeceğiz” dediğiniz de topu alıp dikine koşmamalı.

Günümüz teknik direktörleri artık bu kavramları o kadar doğru kullanmalı ki bir oyuncu sahaya çıktığında nerede savunma yapacağını, nerede hücum yapacağını direkt algılamalı. Bunu örneklendirecek olursak; Einstein, profesörü ile tartıştığı bir ortamda şunları söylemişti: “Soğuk diye bir şey yoktur. Sıcaklığın yokluğuna soğuk adını veririz. Karanlık diye bir şey yoktur. Karanlık, ışığın yokluğuna verilen isimdir.” demişti. Bir teknik direktör de çıkıp “Defans diye bir şey yoktur. Hücumun az yapıldığı sisteme denir” diyerek, oyuncuların topa sahip olduğunda nasıl bir psikolojiye bürünmeleri gerektiğine dair kafalarında taslak oluşturabilir.

Yani, artık kuru kuru hücum ya da defansı anlatamayız. Bölgeleri, topla oynamaları, taktikleri doğru analiz edip iyi yorumlamalıyız ki basit tanımlamalardan kaçalım ve yeni nesli yanlış yetiştirmeyelim!

Yazı: Burak ÖZGÜL

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş