Yazı: Luka Modric | Kötü adam mı? Kahraman mı ?

Hırvatistan’ın “İkinci Altın Jenerasyonu”nun ülke tarihinin en büyük başarısını yakalamasına öncülük eden Modric, buna rağmen ülkesinde halen tartışılan bir figür

Ya bir kahraman olarak ölürsün ya da bir kötü adam olana dek yaşarsın” sözü Christopher Nolan’ın efsanevi Batman üçlemesindeki vurucu repliklerden birisidir. Eğer futbol dünyasında bugünlerde bunu yaşayan birisi varsa o da Luka Modric. Real Madrid ile altı senede kazandığı dört Şampiyonlar Ligi zaferinde Marcelo, Casemiro ve Kroos ile beraber Ronaldo’nun gölgesinde kalan yıldızlardan olan Hırvat oyuncu, bunun üstüne ülkesini Dünya Kupası finaline taşısa da hala omuzlarında büyük bir yük var.

Modric’in kariyeri boyunca zaman zaman kahraman, zaman zaman da kötü adam görüntüsüne evrildiğini söylemek mümkün. 1985 doğumlu Modric, adını aldığı büyükbabasıyla beraber büyüdü. Ancak Hırvatistan Savaşı’nın çıkması onun hayatını etkiledi. Savaş alevlenince bölgeden zorla çıkarıldılar ve büyükbabası Sırp isyancılar tarafından öldürüldü. O günden sonra ailesiyle yedi yıl boyunca aynı otelde yaşarken babası da Hırvat Ordusu’na uçak mühendisi olarak katıldı. Şehirlere bombalar düşse de Modric bu savaşı fazla hissetmiyordu. Bunun iki nedeni vardı: Arkadaşlarının ailelerinin onları savaşın etkilerinden uzak tutması ve futbol.

Otelin otoparkında futbol oynayan bu ufak, cılız ve sarı çocuk NK Zadar seçmelerine katıldı. Burada özellikle “Spor Babası” olarak nitelendirdiği altyapı sorumlusu Tomislav Basic ona sahip çıktı. Daha sonra ülkenin iki devinden birisi olan Hajduk Split onu “fazla genç ve zayıf” olduğu için kadroya almadı. İtalya’daki bir turnuvada kendini göstermesiyle beraber, Basic onun Dinamo Zagreb’e transferini ayarladı. İki sene kiradayken dikkatleri üzerine çekti ve 2005’te on senelik yeni bir sözleşme imzaladı. Kendisini kabul etmeyen Split’e de cevabı sahada verdi: Dört sene oynadığı Dinamo’da son üç sene şampiyon oldu ve 2007’de hem ligin hem de ülkenin en iyi futbolcusu seçildi. Bu da Tottenham’a transfer olmasını sağladı ve zirveye yükselişinin başlangıcı oldu bir de başındaki belaların.

Juande Ramos’un Spurs’e aldığı ilk oyunculardan olsa da yaşadığı diz sakatlığı, mevkisinde oynatılmaması (sol kanatta bile oynamıştı) ve lige uyum sağlayamaması onun Premier Lig seviyesinde olmadığı söylentilerine neden olmuştu. Hatta kendisini isteyen Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger bile bunu söylemişti. Hırvatistan Milli Takımı teknik direktörü Slaven Bilic de onun formundan ötürü endişeliydi. Kendisi hakkındaki bu sözlere önce “belki lig için ufak görünebilirim ancak gerek fiziksel, gerek zihinsel açıdan güçlüyüm ve fiziğimle ilgili hiçbir sorunum olmadı” diyerek cevap verdi. Zaten ilk profesyonel sezonunda kirada olduğu Bosna Hersek ekibi Zrinjski Mostar’da geçirdiği sezonun ardından “Bosna’da oynayabilen birisi her yerde oynar” demişti. Bu biraz abartı bir söz olsa da ligin sert futboluna dayanabilmişti. Premier Lig’e alışabilmesi için tek gereken şey zamandı.

Ardından cevabını sahada da verdi. Harry Redknapp’ın takımın başına gelmesi ile merkeze çekildi ve sihrini konuşturmaya başladı. Mevkisini bulan Hırvat oyuncu, Tottenham’ın yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmesine katkı sağladı. Londra ekibi Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkarken büyük rol oynadı. Bu performansıyla da 2012’de Real Madrid gibi bir dünya devine transfer oldu. İspanyol ekibinde Ancelotti ile bir, kulübün efsanesi Zinedine Zidane yönetiminde üç Şampiyonlar Ligi zaferi elde ederken takımın gizli yıldızlarından oldu. Orta sahadaki oyun görüşü, zekası, pasları ve ufak fiziğine rağmen mücadeleden kaçmayan yapısıyla takımın temel yapı taşlarındandı. Ayrıca Euro 2008’den itibaren yükseliş yakalayan ve yalnızca 2010 Dünya Kupası’nı kaçıran Hırvatistan’ın sahadaki lideriydi. Ancak her şey güzel giderken bir skandal ününü büyük oranda zedeledi.

Eski Dinamo Zagreb yöneticisi Zdravko Mamic, Hırvatistan futbolunda büyük güce sahip bir isim. 2003’ten 2016’ya dek Dinamo Zagreb’de yöneticilik yapmasının yanı sıra aynı zamanda bir menajer. Politik bağlantıları da kuvvetli olan Mamic, yolsuzluk ve vergi kaçakçılığından ötürü yargılanırken Luka Modric de tanıklardan birisi olarak mahkemeye çağrıldı. Mamic, Hırvatistan futbolunun kara yüzüydü. Futbolu geliştirmekten çok kendi cebini doldurmayı hedefleyen Mamic, hem Dinamo Zagreb hem de milli takımın üzerinde büyük güce sahipti. Altyapısıyla ünlü Zagreb’i sessizce özelleştiren ve taraftarlarını bile takımdan soğutan davalı, ayrıca oyuncuların değeri yükselsin diye Hırvatistan Milli Takımı kadrosuna bile etki ederdi. Halk, Modric gibi önemli bir ismin futbollarını temizlemede büyük bir rol oynacağından ümitliydi. Ancak bekledikleri olmadı ve Modric olanları yalanladı. Yine de iki yıl önce yolsuzluğa karşı bir davada verdiği ifadeyle, bu davada verdiği ifade zıtlaşıyordu. İlk davada Zagreb’deyken sözleşmesine transfer bedelinin %50’sini alacağına yönelik maddeyi Tottenham’a transferinden kısa süre önce koyduğunu söylemişti. Mamic davasındaysa bu maddeyi ilk profesyonel sözleşmesini imzaladığında eklettiğini belirtmişti. Bunu ortaya seren savcı, aynı zamanda Modric’in her sözleşme yenilediğinde bu maddeyi koydurduğuna dair beyanının da yalan olduğunu ortaya çıkardı.

Bu olanlardan sonra ülkede Modric’e karşı bir nefret oluştu. Öyle bir nefret ki Telesport köşe yazarı Juraj Vrdoljak “Bir arkadaşım Danimarka maçının hemen ardından beni aradı ve ‘Modric kaçırdığında Tanrı’nın varlığına inandım’ diye söyledi” demişti. Dünya Kupası Son 16 maçında kritik seri penaltılarda takımın kaptanı, lideri ve en iyisi penaltıyı kaçırınca ortada belli bir sevinç varsa ortada büyük bir sorun olduğu aşikar. Bunun da sebebi Mamic ile Modric arasında belli bir iş ilişkisinin olması. Kariyerinin başlarında Modric’e parasal olarak destek olan Mamic, 2000’li yılların ortasından itibaren Modric ile birçok sözleşme imzaladı. Aynı zamanda Modric, Tottenham’a transferini ayarlayan Mamic’e elde ettiği bonservis bedelini vermiş. Benzer durum Dejan Lovren’in Lyon’a transferinde yaşanırken başrol yine Zdravko Mamic’di.

İki ifadesi arasında fark olan Modric, yalancı şahitlikten ötürü suçlanıyor. Mahkemeye çıkacak olmasının yanı sıra artık halkın desteği de arkasında değil. Milli takımdan arkadaşı TSG Hoffenheim oyuncusu Andrej Kramaric ise henüz gençken Mamic’e karşı çıkmasından ötürü halk arasında adeta milli kahraman ilan edildi. Modric ise ülkesini Dünya Kupası finaline taşıyan isim olsa da ona olan öfke ve nefret hala dinmiş değil. Birçok insan hala onun yaptıklarından ötürü cezasını çekmesini istiyor. Real Madridli oyuncu yargıç karşısında “Savunmamı sunmak ve şu ana dek her zaman yaptığım gibi gerçeği söylemek için bulunuyorum. Vicdanım rahat” dese de halk onunla aynı fikirde değil. Hırvatistan Futbol Federasyonu yıldız oyuncusunu desteklese de halka göre orada hala Mamic’in adamları bulunuyor ve orası da temiz değil, bu yüzden onlara da güvenmiyorlar. Federasyonun bu davranışı da halk arasında Mamic’i savundukları kanaatine neden oldu ve Modric’i iyice eleştirmeye başladılar.

Luka Modric dünyanın en önemli oyuncularından birisi ancak tıpkı Güney Koreli Son Heung-Min gibi onun da kariyeri ülkesindeki olaylardan ötürü tehlikede. Takım arkadaşı Son’un Dünya Kupası’ndaki performansı bu tehlikeyi ortadan kaldırabilirdi ancak Modric için bu geçerli değil. Çünkü hiçbir başarı Hırvatistan tarihinin en iyi oyuncusunun adaletten kaçmasını sağlayamaz. Eğer Dünya Kupası’nı kazansalardı bu durum yine değişmezdi. Zaten halk da turnuvadan bağımsız olarak onun yaptıklarıyla yüzleşmesini ve davadaki yalancı şahitliğinden ötürü yargılanmasını istiyor. Eğer Modric suçlu bulunursa beş yıla kadar hapis cezası alabilir.

Modric çoğu insan gibi normal bir insan olarak doğdu ve zorluklar içinde büyüdü. Savaş yaşadı, kendisine karşı olan fizik ön yargısına karşı da savaş verdi ve başarılı olup Hırvatistan’ın dışına, Premier Lig’e gitti. Tottenham Hotspur’de başarısız olacağı düşünüldü ancak doğru mevkiye çekilince herkesi haksız çıkardı. Real Madrid’de başarı üstüne başarı yaşarken dünyanın en iyilerinden olduğunu gösterdi. Şimdi de ülkesini Dünya Kupası’nda finale çıkarırken turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi ve Ballon d’Or’daki Messi-Ronaldo dominasyonunu sona erdirebilecek oyuncu olarak görülüyor. Bir yandan da Hırvatistan’daki davası var. Modric ne kadar başarılı olsa da kariyeri iniş ve çıkışlarla dolu. Bir hiç kimse olarak başladığı hayatında kahraman da oldu, kötü adam da. Mamic davası onu bir kötü adama dönüştürdü ancak ülkesini finale çıkaran lider olarak da aynı zamanda kahraman oldu. Geleceğin Modric’e ne getireceği bilinmiyor; Ballon d’Or da olabilir, hapishane parmaklıkları da. Belki de Luka Modric ne siyah ne de beyaz: o gri bir karakter. Belki de Luka Modric “Hırvatistan’ın ihtiyaç duyduğu ancak hak etmediği kahraman.”

Yazı: Ege Erdoğan

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş