Zinedine Zidane röportajı

“Futbolcuyken çektiğim acılar, teknik direktörken çektiklerimin yanında hiç kalır” diyor kendi jenerasyonunun en iyi oyuncusu Zinedine Zidane. Şimdi de kendi jenerasyonunun en iyi teknik direktörü olmak istiyor. Real Madrid’le hızlı bir çıkış yakalayan Zizou, bakalım bu görevi hak ettiğini ispatlayabilecek mi?

“Topla konuşuyordu. Yoksul halkın savaşçı yönünü temsil ediyordu. Başarıya açtı!”

Zinedine Zidane bunu itiraf etmek istemese de (buraya çalışarak geldiği konusunda ısrarcı) yetenekleri her zaman üst düzeyde bir oyuncuydu. Evet, ortaya çıkışı biraz zaman aldı ama küçük yaşlardan itibaren sahip olduğu beceriler ortadaydı.
Cezayirli bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Zidane’ın futbol topuyla tanışması, abileriyle sokakta oynadığı döneme denk geliyor. Zidane’ı keşfedip Cannes’a getiren scout Jean Varraud, ona olan hayranlığını gizleyememişti: “Topla konuşuyordu. Onun gibisini görmemiştim. Yoksulluk içinde yaşayan toplumun savaşçı yönünü temsil ediyordu. Başarıya açtı!”
Mart 2009’da Real Madrid’de dönerek Florentino Perez’in danışmanlığını yapmaya başladı. Çok geçmeden de Jorge Valdano’nun yerine sportif direktörlük koltuğuna oturup Jose Mourinho ile Perez arasındaki bağlantıyı kurmakla görevlendirildi.
“Yaşadığı onca şeyden sonra futboldan uzak kalamazdı” diyor kardeşi Nurettin. “O baskı ya da maç öncesi gerginlik eksik kalacaktı ve bunu ancak teknik direktör olarak kapatabilirdi.”

Zidane günlük antrenman ritmine o kadar yoğunlaşmıştı ki Eylül 2012’de Mourinho’yla yolları ayrıldı. Sport gazetesinin iddiasına göre; Portekizli, yanında tıpkı kendisi gibi her rakiple ağız dalaşına girebilecek ve hakemleri çekinmeden eleştirebilecek birini istiyordu. Zidane’ın tek derdi takım çalıştırmaktı. 2012-13 sezonunu Jese ve Alvaro Morata gibi altyapı oyuncularına bire bir eğitim vererek geçirmeyi tercih etti.

Her şeyden öte, soyunma odasının havasını solumayı özlemişti. Carlo Ancelotti, 2013 yazında Real Madrid’in başına geçtiğinde Zinedine Zidane da onun yardımcılığına getirildi. “Yapmak istediğim şey bu” diyordu Fransız efsane, Juventus’taki hocası Ancelotti’den başkasının altında çalışmayacağının altını çizerek. “Futbolu bıraktıktan sonra birçok şeyle uğraştım, birçok insanla tanıştım, futbolla ilgili çalışmalar yaptım ama işler ciddiye bindiğinde size enerji veren şeye, yani hayata ihtiyaç duyuyorsunuz. Sevdiğiniz işi yapmalısınız ve benim için bu da futbol!”

Zinedine Zidane için yeni hedef eskisinin aynısı!

“Takımımın topa sahip olmasını, oyunu geriden başlatmasını ve geniş alanda oynamasını istiyorum”

Ancelotti’nin A takımdaki sağ kolluğu görevini bırakan Zidane, geçen sezon Real Madrid Castilla’nın başına geçti. Aslında tam olarak değil! Kulübün resmi internet sitesine göre baş antrenör Santiago Sanchez’di ve Zidane’ın pozisyonu futbol direktörlüğü olarak belirtilmişti; zira Fransız efsane, henüz UEFA Pro Lisans eğitimini tamamlayamamıştı ve Segunda B’de takım yönetemiyordu.
Yine de Zidane’ın takımla çıktığı ilk antrenmanda kendini oyunculara nasıl tanıttığını, maçlarda yedek kulübesinde nasıl davrandığını, etrafa emir yağdırdığını, oyuncu değişikliği yaptığını gören ve Sanchez’in kulübedeki pasif tavırlarını fark eden herhangi biri, takımı kimin yönettiğini anlayabilirdi.

Şekil olarak hiçbir sıkıntı yoktu ama saha içinde işler pek de istendiği gibi gitmiyordu. Castilla, ilk altı maçında sadece bir galibiyet almış; açılış karşılaşmasında ezeli rakipleri Atletico Madrid’in B takımına karşı 1-0 öne geçmelerine rağmen 2-1 yenilmişlerdi. Zidane bir türlü takımı için doğru sistemi bulamıyordu ve belki de hayatında ilk kez bir maçın gidişatını değiştirememişti.

“Onu ilk kez görmeye gittiğimde, antrenmanda çok çekingendi ve oyunculara söz geçiremiyordu” diyor Lacombe. “15 gün sonra tekrar gittim ve müthiş bir gelişme gözlemledim. Artık daha rahattı ama yine maç kazanamıyorlardı.”
Tam bir futbol sanatçısı olan Zidane (“Takımımın topa sahip olmasını, oyunu geriden başlatmasını ve geniş alanda oynamasını istiyorum”), Lacombe’la kafa kafaya verip bir çözüm buldu. Artık oyuncuların kısıtlı yeteneklerini hesaba katacaktı…
“Oyun tarzını değiştirmesi gerektiğini fark ettik” diyor Lacombe. “Top hakimiyetini öne çıkaran bir anlayıştan ziyade daha dikine ve verimli bir sisteme geçmeliydi.”
Bu değişiklik işe yaradı. Sezonun kalanında 4-2-3-1 formasyonuna dönen Castilla, ekim ortasından itibaren olası 48 puanın 37’sini toplamayı başardı ve ocak ayında zirveye kuruldu. Zidane’ın özel isteğiyle Manchester United’dan kiralanan Uruguaylı sağ bek Guillermo Varela’nın üstün savunma performansı, kaptan Sergio Aguza’nın orta sahadaki liderliği ve Raul de Tomas’ın gol yollarındaki bitiriciliği, Castilla’ya seviye atlatmıştı.

Kulüp içi siyasetin kadro tercihlerini etkilediği bir organizasyonda, Zidane etkileyici bir duruş sergiledi ve gerektiğinde Odegaard’ı yedek bıraktı. “16 yaşında, haftada 100 bin avro kazanan bir oyuncu gelince soyunma odasındaki atmosferin bozulması gayet normal” diyor Marca’nın Castilla muhabiri Ruben Jimenez. “10 yıldır bu kulüpte bulunan oyuncular var. Odegaard çok iyi bir oyuncu ve daha da iyi olacak. Önce Castilla’da pişmeli ve sezonda 40 maça çıkmalı. Zidane gibi biriyle çalışarak kendini çok daha hızlı geliştirebilir.”

Odegaard’ın Castilla’daki bütün maçlarını izleyen Norveçli gazeteci Thore Haugstad da aynı görüşte. “Zidane geçen sezonun sonuna doğru Odegaard’ı 4-3-3’te sol iç, 4-2-3-1’de de forvet arkasında kullandı ve bu yöntem bir hayli işe yaradı. Ne kadar iyi bir taktisyen olduğunu buradan anlayabilirsiniz.”

Ballon d’Or Ronaldo

“Çocuklara yumuşak davranmak işe yaramaz. Oyunculara henüz duymaya hazır olmadıkları şeyleri söylemelisiniz”

Haziran ayında France Football’a verdiği röportajda şöyle demişti: “Çocuklara yumuşak davranmak işe yaramaz. Oyunculara henüz duymaya hazır olmadıkları şeyleri söylemenin gerekli olduğunu öğrendim. Bunu ara sıra yapıyorum çünkü sürekli yaparsam oyunculardan en iyi verimi alamam. Daima bağırırsam kendim olamam. Bir teknik direktörün daha fazla konuşması gerektiğini söyleyebilirsiniz ama ben buna katılmıyorum.”

Futbolculuğunda gördüğü 14 kırmızı kart, karakterinin ateşli tarafını gösteriyor ancak bir teknik direktör daha sakin olmalı. “Bazen ne kadar gergin olduğumu gözlerimden anlayabilirsiniz” diyor Zinedine Zidane. “Futbolcuyken çektiğim acılar, teknik direktörken çektiklerimin yanında bir hiç kalır! Futbolculuk çok da kötü bir şey değil ama yedek kulübesindeyseniz maç başladıktan sonra yapabileceğiniz bir şey kalmaz! Ben de herkes gibi biriyim; içimde patlamaya hazır bir volkan var ve bunu kontrol etmek hiç kolay değil.”

Yorumlar

yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın Giriş

Leave a Reply